Serkan Azeri: Ferruh Başağa’nın “Aşk”ı Üzerine…

Share Button

ferruh..

Ferruh Başağa’nın 1948 tarihli Aşk-Karasevda isimli resmi, sanatçının bir sanatsal tavır olarak sonradan yöneleceği ana yola da işaret etmektedir. Sanatçı bu resimde iki sevgilinin yakınlaşması gibi Türk resminde o güne kadar pek rastlanmayan bir temayı görselleştirmiştir. Resimdeki yarı soyut ifade figüratiften soyuta doğru niyetlenen bir sanatçı tutumun habercisi gibidir. Bir yıl sonra kendisine Devlet Resim Heykel Sergisi’nde birincilik ödülü kazandıracak olan bu çalışma aynı zamanda sanatçının kendi kimliği yönündeki arayışının ilk basamaklarından sayılabilir.

Resim aşkın somut bir göstergesi olarak iki sevgilinin bedenlerini birbiri içerisinde kaynaşıp kaybolmuş, fiziksel yakınlaşmanın etkisiyle neredeyse tek vücut hâline gelmiş bir bütünlük olarak göstermektedir. Bu yarı tanrısal bütünleşme anı, bütün aşkın cinsel duyumlarda olduğu gibi bu dünyanın -bir süreliğine de olsa -dışına çıkmaktır. Resimdeki boya sürüş, yüzeylerin yalın bir biçimde boyanmış olması ve kurulan yarı dingin primitif ifade dünyanın sessizce dönüştürülmesini çağrıştırır. Sevgililerin bedenleri ve bedenlerden yansıyan ruh hâlleri sonsuzluk üzerine düşündüren bir arka plan önünde görüntülenmiştir. İki bedenin birleşme anında artık doğal, bildik mekânın herhangi bir önemi ve etkisi yoktur. Kurulan resimsel mekân soyut bir atmosferden başka bir şey değildir. Tek vücut olmanın getirdiği duygu yoğunluğu, birleşme anı ve dönüşüm düzlemi, nerede yaşanırsa yaşansın, sevgilileri mekânın ötesine çıkaran kurgusal bir görüntüde -sanatçının resimsel estetiğinde- somutlaşır.

Sanatçı resimde ağırlıklı olarak koyu tonlar kullanmıştır. Açık tonlar ise izleyiciyi bütünüyle o an olup bitenlerin merkezine çekmek adına sadece çiftin bedenlerinde ve kadının giysilerinin detaylarında kullanılmıştır. Sanki iki sevgilinin bedenleri bu yarı ışıklı yüzeyler kanalıyla resim içerisinden çekip çıkarılmak, gökyüzü boşluğuna salıverilmek istenir gibidir. Erkeğin sevgilisini gözlerini kapatıp yoğunlaşarak öpüşünü, kadının ise bu öpüşe kollarını sarıp gevşeterek aynı kendinden geçişle karşılık verişini, içimizin benzer derinliklerinde hisseder gibi oluruz.

Adnan Turani, 1949 yılı Devlet Resim Heykel Sergisi’nde yer alan Aşk-Karasevda isimli bu resme değinir. (Orhan Veli, ilginç bulduğu bu resme sonradan Karasevda adını da ekleyecek ve sanatçı da bu ismi resminin ismi olarak ekleyecektir.) Turani ‘erkek ve kadın figürlerinin soyutlanmasından’ oluşan söz konusu yapıtın, “Türk resminde ilk soyut denemeler arasında önemli bir yeri bulunduğu” görüşünü öne sürer.

Sanatçı sonradan yapacakları için bir önsöz niteliğindeki söz konusu bu tipik resmi Akademi’den mezun olduktan hemen sonra yapmıştır.

Ferruh Başağa’nın sanatı irdelendiğinde, “Aşk” isimli resminin, dönüşüm noktasında bulunduğu görülür. Gerek kendi sanat serüveninde gerek Türk Resim Sanatı Tarihi’ndeki ilk soyutlama olması bakımından önemli bir açılım sürecini ifade eder. Başağa’nın yüksek resim bölümü mezuniyetinden hemen sonra böyle bir resmi, bu resmi yapıncaya kadar benimsediği biçim diliyle kıyasladığımızda da büyük bir adım atmış olduğunu görürüz. Başağa, bu çalışmasını kübist ve inşaacı biçim dilini uyguladığı erken dönem resimlerinin getirdiği tecrübeleri bir yana atarak gerçekleştirmiştir.

Not : Bu metin 2010 yılında  rh+ artmagazine dergisinde  yayınlanmıştır

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.