Şeref Akşit: Türkiye’de Modern Sanat’tan Güncel Sanata Bir Önizleme

Share Button

1. Fahr El Nissa Zeid

 

Fahr El Nissa Zeid

Resim sanatımız modern sanattan çağdaş sanata evrilirken Ferruh Başağa, Nurullah Berk, Sabri Berkel, Adnan Çoker, Nejad Melih Devrim, Selim Turan, Adnan Turani, Abidin Elderoğlu, Mübin Orhon gibi bir kısım sanatçılar soyut sanata yönelmiş; Abidin Dino, Hamit Görele, Nuri İyem, Fikret Mualla gibi bir kısmı figüratif tavrı sürdürmüş; Fahr El Nissa Zeid, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Faik İzer gibi bazı sanatçılarımız da soyut sanata 1950’lerin ortasında öncülük etmelerine rağmen dönemsel olarak figür ve non figür arasında gidip gelmiştir.

2 - fikret Otyam

 

Fikret Otyam

1950’lere kadar dünyada sanat merkezi yaklaşık son iki yüz elli yıldır Paris iken sanatçılarımız, orada yaşayıp Türkiye’deki sanatçı dostlarıyla iletişimi sıcak tutup dönemin “güncel” sanatını yani modern sanatı olabildiğince takip edebilmişlerdi. Fakat daha sonra 1950’lerde Amerika’nın çağdaş sanat(contemporary art)la sanatın merkezini New York’a taşımasıyla uyum sağlamakta zorlanmışlardı. Başta Amerika olmak üzere, yıllar sonra Avrupa, çağdaş sanatı müjdelerken Türkiye’de hâlâ modern sanat etkileri devam ediyordu. Şöyle ki Amerika’da Jackson Pollock’tan sonra soyut ekspresyonizm(action painting) pompalanır ve sanatsal dışavurumlar tuvalin dışına taşarken Türkiye’de sanatçılarımız Nevin Çokay, Leyla Gamsız, Fikret Otyam hâlâ yüz yıl öncesinin neoklasist tavrını sürdürürken, emprestyonist temelli Şeref Akdik, Cevat Dereli bu ekolün etkilerini devam ettiriyorlardı.

3 - mehmet güleryüz

 

Mehmet Güleryüz

Mehmet Güleryüz, Balkan Naci İslimyeli, Hüsamettin Koçan sosyal ve politik, kimi zaman mitolojik geçmişe referansla kendi özgün, figüratif, ikonografik alt yapılarını oluşturdular. Yüksel Arslan ise, politik ve aynı zamanda pornografik denilebilecek bir ikonografinin izini sürüyordu inatla, Fransa’da. Paris’te de yıllarca bulunan, 1980’de sanatın merkezi Amerika’ya taşınan Bedri Baykam ise, orada çağdaş sanatı görme, inceleme olanağı buldu ve yeni dışavurumculuğun peşinden gitti. 1990’lardan sonra ise özgün teknik ve yönelimleriyle ortaya çıkanlar,  Mustafa Horasan, Mustafa Pancar, Taner Ceylan da kendi içselliklerinin yolundan giderek sanat piyasasında özgün bir yolu seçeceklerdi.

4 - bedri baykam

 

Bedri Baykam

Diğer yandan İstanbul Bienali’nin işlevsellik kazanması, interaktif bir sanat anlayışının genişlemesine de destek olmuştur. Aynı zamanda 1990’lı yıllarda felsefe, sosyoloji ve metin alanlarındaki çevirilerin çoğalması ile sanatçıların; bu söylemlerle üretimlerinde yeni temsil biçimlerinin olanaklarını sınadıkları, kültürel uç noktaları yeniden ele aldıkları ve kendi öznel tarihlerini de bu ilişki yapıları içinde sanatlarında göstermeye başladıkları söylenebilir. 1995’lerden sonrası ise postmodernizm, göstergebilim, dilbilim gibi alanlarda ciddi tartışmaların yapıldığı, bununla birlikte geleneği reddetmek yerine eklektik bir yapı içerisinde pek çok geleneğin bileşiminden oluşan bir anlayışın oluştuğu dönemdir. Modernizm’in “seçkin” sanat ve “kitle” sanatı, “yüksek” ve “aşağı” kültür gibi ayrımlarına karşı, postmodernizmde “kitch” ve abartılı anlatımlar gibi görsel değerlerle daha çok karşılaşılır hâle gelindi ve kült, klasik figür ve teknikleri alaşağı edilerek, ters yüz edilerek, yeri geldiğinde ters okumalarla, yapıbozumlarla sanatın ve daha da önemlisi sanat algısı/nesnesinin sınırları zorlandı.

5 -mustafa horasan

 

Mustafa Horasan

Uzun soluklu dergi Milliyet Sanat’ın sanatı genel olarak, “spot haber” “sanat gündem” haberleri vasıtasıyla iletmesinden sonra serbest piyasa ekonomisinin yaygınlık kazanması ve özelleştirmelerin artmasıyla sanata yatırım yapan holding kuruluşları, şirketler de çoğalmış ve çok yönlü bir şekilde sanatın ivmesi hızlanmıştır. Modern sanattan yani el becerisinin, fiziksel yeteneklerin ve kompozisyon yeteneğinin yeterli olmadığı, kötü de olsa özgün bir fikrin sanat eseri ya da hatta bir sanat akımını doğurabileceğinin anlaşıldığı, kanıksandığı yıllara gelinmiştir. Bundan itibaren felsefe, sanat kuramları, estetik, yani bu toprakların henüz alışık olmadığı sanat akımları üzerine tartışma, sanat eseri üzerine tartışmalar Türkiye’de ilk defa 1990’lardan sonra ivme kazanmış, sanat dergilerinde ciddi yer bulmuştur. İddialı bir ifade olacak olsa da Türkiye’de ilk defa “sanatın sorunsalları” sanatçılar ve akademisyenler dışında konuşulur, tartışılır hâle gelmiştir. Bir banka kuruluşu olan Yapı Kredi bünyesindeki, Sanat Dünyamız günümüze kadar gelen en istikrarlı, seçkin sanat dergilerinden biridir. Son yirmi yılda, yani “güncel sanat” yıllarında özelleştirmelerin ve özel sanat galerilerinin güçlenmesiyle kişilere ve galerilere ait, yaygın denilebilecek bir okuyucu kitlesine sahip belli başlı sanat dergileri, Genç Sanat, Artist, rh+artmagazine, dünyadaki güncel sanat haberlerinden, tartışmalara, Türkiye’de güncel sanatın oluşmasına, gelişmesine şahitlik, kimi zaman önderlik etmeye başlamışlardır. Murat Pilevneli önderliğinde 2010’dan beri Art Unlimited ve bu sene hayata geçen disiplinlerarası bir sanat gazetesi olan İstanbul Art News dikkat çekmekte, ilgiyle okunmaktadır. Sanatın aktörlerine sanatçı, galerici, eksper, koleksiyoner, izleyiciden sonra editör, sanat eleştirmeni eklenmiştir. Yardımcı oyunculuktan aktörlüğe yükselmişlerdir. İsmail Tunalı, Abdülkadir Günyaz, Kaya Özsezgin, Ali Artun, Ayşegül Sönmez, Nilgün Yüksel, Ali Şimşek öne çıkan isimler olmuştur. Ayrıca Yahşi Baraz, Doğan Paksoy, Yılmaz Özdil, Tevfik İhtiyar, Murat Pilevneli gibi galerici, yayınevi sahibi ve aynı zamanda ve elbette ki genel yayın yönetmeni olan önemli aktörler çağdaş sanat piyasasına yön vermişlerdir. Sanatta evrim/devrim denemese de ciddi bir devinim gerçekleşmiştir. Batı’da, yüzyılın başlarından itibaren Duchamp’tan beri hazır malzemelerle, Picasso, Braque’larla tuvalin içine(özerkliğine bir darbeyle) kolaj malzemeler eklediler. Duchamp,  hiçbir yapıt dünya yüzünde orijinal değildir, diyordu. Sanat tarihi 1950’lerde Andy Warhol’la çoğaltılıp klonlanarak “sanatın biricikliği”ni yerle bir edişine işaret ederken, Türkiye de yüz yılın sonunda, 2000’lerin başlarında baskı resim, dijital sanat(new media art) derken yüz yıldır devam eden isimlerin/kavramların değişmesine tanıklık ediyordu. Akla ilk gelen isimler Devrim Erbil, Nancy Atakan, Genco Gülan, Emre Zeytinoğlu, Şener Özmen… Güncel sanatta aynı zamanda “iş”in felsefesinin, fenomenolojisinin, algısının değiştiği anlamına gelmesi 2000’leri buluyordu. Bu bağlamda resim anlatılırken fenomen biricik, çok değerli bir şey, “sanat eseri” “tablo” iken “iş” oluverdi. Sırf bu “iş” bile Türkiye’deki çağdaş sanat, güncel sanat algısını, devinimi özetler niteliktedir. Bu dönüşüm “tual”den “tuval”e, “yağlıboya tablo”dan yerleştirme denilen teknikle çerçevelere, şaselere sığmayan “iş”lere hızla evrildi.

6 - rh+ 91

 

rh+ artmagazine, No: 91

2000’li yıllarda holding kuruluşlarının kâr güdümlü olmayan, prestij güdümlü müzeleri Aksanat, Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi, Borusan Sanat, Garanti Platform, Proje 4L-Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, İstanbul Modern, Sabancı Müzesi, Pera Müzesi, Salt, Santral İstanbul, Siemens Sanat gibi sanatı destekleyen kurumlar çoğalmıştır. Bunun yanında Maçka Sanat Galerisi, Galeri Nev ve başlı başına önemli bir misyonu on yıllarca sırtlayan Beral Madra önderliğinde BM Çağdaş Sanat Merkezi, Karşı Sanat Çalışmaları, Galeri Artist, Galerist, Arter, Kuad Galeri, Rampa, NON, Galerist, C.A.M. Gallery gibi özel galeriler de çağdaş sanatı destekleyen yönde sergilere ev sahipliği yapmışlardır. Küratöryal projelere 1990’lardan sonra daha sık rastlanır olmuştur. Hem Türkiye’deki sanatçıların yurtdışındaki sergilere çağrılmalarında hem de Türkiye’de ulusal ve uluslararası düzeyde sergilerin ve bienallerin düzenlenmesinde önemli rol almışlardır. Beral Madra, Vasıf Kortun, Ali Akay, Hasan Bülent Kahraman, Erden Kosova, Başak Şenova, Levent Çalıkoğlu gibi isimler Türkiye’de küratörlük denilince ilk akla gelenlerdir. Aynı zamanda yurt dışında sergi düzenlemeleri için çağrılan küratörler, Türkiye’nin de küresel yüzeydeki çağdaş sanat pastasında dilimi olduğunun kanıtı niteliğindedir. 1990’lı ve 2000’li yıllar ayrıca sanatçıların bir araya gelerek kolektif inisiyatif, sergi ve projelere imza attıkları bir dönemdir. Bireysel ya da kolektif olarak sivil inisiyatifler çevre, iktidar vb. kavramlarla; içinde yer aldıkları mekân, kentsel ve toplumsal doku üzerine alternatif olanakları kullanarak üretimlerini gerçekleştirirler.

7 - genco gulan

 

Genco Gülan

            Çağdaş konular arasında kullanıldıkça yine de tüketilemeyen, diğer yandan dünyada hızla kentleşen, metropolleşen kitle kültürüyle, tüketim kültürüyle, kapitalizmle pompalanan “bireysellik”, “özerklik” tarih boyunca hiç olmadığı kadar işlendi. Dolayısıyla benlik, özgürlük, cinsel kimlik, tabu, kişisel alan, aidiyet, din.. sorunsal/temaları ön plana çıktı. Sanatçıların derdi ve bütün enstrüman/argümanlarıyla bunu ifade etmeleri en büyük kaygıları oldu.

8 - Ahmet Öğüt

 

Ahmet Öğüt

            1910’larda Kandinsky önderliğinde sinestetik sanatla resim, heykel, mimari, tiyatro, müzik, şiir…birlikte sanat icra ederken, postmodernizmin bütün retro figür ve amiyane tabirle yastık altı popüler ikonları, konuları tekrardan masaya yatırması gibi, postmodern, postyapısalcı kuramsal dil de tartışmaları başa sarıyordu. 2000’lerin başlarından itibaren “disiplinlerarasılık” kavramı derin bir vadide eko yapan sesleniş gibi, Amerika’nın yeniden keşfi gibi sürekli tekrarlanmıştır. Sanatçılarımız da kısa sürede güncel olan yankıya kulak kabartmış, kendi öz benlikleri ve birikimleriyle bu hamuru yoğurmuştur. Belki önceleri pek çok şeyde olduğu üzere ezberle ve özentiyle başlayan disiplinlerarası anlayış, on yıl içinde bütün sanat dallarına yayılmış, sanat akımları ve sanatçılar homojen olan akademik sanattan sıyrılarak belki de bin yıllar önce olduğu gibi birbirinden esinlenerek/etkilenerek sanat icra etmişlerdir.

9 - aslı özok

 

Aslı Özok

İnternetin hızla yayılmasıyla sanatçılar bu etkileşime çabuk adapte olmuş, dünyanın herhangi bir yerindeki ünlü “güncel” sanatçıyı “online” olarak, günbegün takip eder olmuş, değişikliklere, yeni teknik ve akımlara sanatını kolayca adapte edebilmiştir. Dünyanın dört bir yanında kullanılan dil İngilizce olunca sanatçılar birbirlerinin yalnızca görsellerini değil, paylaştığı güncel metinleri, yorum ve makaleleri güncel olarak takip eder hâle gelmiştir. Güncel, “actuel” sanatta etkileşim siber hıza geçmiştir. Bir yanda her mekâna, her resme “yerleştirilebilen” enstalasyonlarla, kavramsal sanat, dijital teknolojilerin hızlı devinimiyle new media art, op art, diğer yanda performans… derken sanat algısı devinimsel bir geri dönüşümsüzlükle değişmiş, “yeni”ye evrilmiştir. Modern sanat, çağdaş sanat gelişimini takip edemeyen koleksiyoner ve izleyici de bu şaşırtıcı hızlı değişimle günümüz sanatından hiçbir şey anlamaz hâle gelmiştir. Öncüleri ciddiye alınıp sanat olarak bile değerlendirilmezken, bir jenerasyon sonrasında amiyane tabirle zamanın “yüksek sanat”ı, “trend”i hâline gelmiştir.

sey

 

Seydi Murat Koç

Sanatımızda “Klasik Türk Sanatı, Cumhuriyet Dönemi Türk Sanatı, Modern Türk Sanatı” kavramlarından söz edebilirken “Çağdaş Türk Sanatı”ndan bahsetmek mümkün değildir çünkü orada da büyük bir tabu yıkılmıştı. “Çağdaş Sanat” aynı zamanda ulusallığın kırıldığı küresel bir sanattır. Bu yüzden sanatçılar yerellikten referans alsa da günümüz çağdaş sanat pratiklerinden beslenerek gerekli malzeme, sanat algısı, terminoloji, humor..dan, yeni okumalardan yararlanarak küresel olan sanata varmak isterler. Bu yüzden sanatçılarımız artık Türkiye’nin en ünlü/en popüler sanatçısı olmak değil, dünyanın adından bahsedilen, bienallere, sanat fuarlarına çağrılan sanatçıları arasında sayılmak isterler. Aralarından dünyaca tanınmış ve çeşitli bienallere, performanslara, workshoplara çağrılan sanatçılar da çıkar; Ahmet Öğüt, Vahap Avşar, Erinç Seymen, Halil Altındere, Ali Kazma, Serhat Kiraz, Can Ertaş, Yaşam Şaşmazer, Seçkin Pirim…

Yaşam Şaşmazer 1

 

Yaşam Şaşmazer

Diğer yandan konuşulan ve tartışılan kavramlardan biri de çağdaş sanat “güncel sanat” ayrımıdır. Dünyada yalnızca “contemporary art” kavramı kullanılmaktadır,  “actual art”  bir akım, kavram olarak yoktur. Türkiye’de ise iki ayrı isim,  iki ayrı sanat ekolü varmış gibi bir algı oluşmuştur. Modern sanat sonrası postmodern sanat ayrımı gibi, “çağdaş sanat” sonrası “güncel sanat” algısı oluşturulmuştur. Yaklaşık son yirmi yıldır “güncel sanat”ın varlığından söz edilir.

bash

 

Bashir Borlakov

Sanattaki köklü değişimin ya da tam tersi, ağaçları bütün kökleriyle söken, yerine hazır çimler diken güncel sanatın farkına varan, çeşitli sanat tacirlerinin, simsarlarının yönlendirmesiyle gelişim/değişimden bir şey anlamadığı hâlde yine de dâhil olmaya çalışan koleksiyonerler de aldıkları ünlü ressamların “tablo”larının yanında ortalama yirmide biri fiyatına, “geleceğin büyük ressamı olacak, değeri her yıl artacak…” diye gösterilen genç ressamların “iş”lerinden satın almaya başladılar. Böylece eski ekolleri, neo klasist ve modern sanat zihniyetini sürdürmeye çalışan sanat galerileri bu geçişin sıkıntısını ciddi ağrılarla yaşarken yeni açılan Linart, Non, Daire, Mixer gibi sanat galerileri gelecek vaat eden sanatçılarla sözleşme imzalayıp genellikle onlara sergi yapmaya başladılar. Diğer yandan gündemden düşmeyen, revaçta olan “kırk yaş altı/genç sanatçı” tartışması bütün sanat dergilerini, yazarlarını ve galericileri ilgilendiren bir fenomene dönüştü. Ayrıca “Akbank Sanat 20.Yıl Sergisi”, Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünde gerçekleşen güncel sanat starlarının bir araya geldiği “Özerk ve Çok Güzel” sergisi ülkemizde güncel sanatın ne olduğunu ve günümüzün, geleceğin sanatçılarının kimler olacağını itina ile imlemektedir. Geleceğin usta sanatçıları diye gösterilen Ardan Özmenoğlu, Kerem Ozan Bayraktar, Berkay Buğdanoğlu, Olcay Kuş, İlke Kutlay, Evren Sungur, Hakan Cingöz, Bashir Borlakov, Seydi Murat Koç, Aslı Özok, Barış Cihanoğlu’nun başını çektiği güncel sanatın allstarları, genç aktörleri “genç sanatçılar”ıdır. Güncel sanat ve güncel sanatçılar güncelliklerini korumaktadırlar, sizi bilmem ama birkaç defa bile art arda kullanmış olmak beni irite etti, size güncel günler diliyorken çağımızın emrettiği üzere “anda kalın” dileklerimle “güncel sanat” muğlaklığını burada noktalıyorum.

Share Button

Yorumlara kapalıdır