Reyhan Tutumlu: Mitsel ve Muhalif Bir Anlatı: Ozmoz Kronos

Share Button

phpThumb_generated_thumbnail

Edebiyat, düşlerimizi, umutlarımızı, nasıl bir dünya istediğimizi; hatta kâbuslarımızı yeniden ürettiğimiz, diğer insanlarla paylaştığımız, yaşamla iç içe ve bir o kadar da uzak bir diyardır. Özellikle ütopya ve bilimkurgu edebiyatında bilimle, yaşamın düşlerle buluşmasına tanık oluruz. Adam Şenel’in 1993’te Ayrıntı Yayınları’nca yayımlanan Ozmos Kronos adlı kitabı da geçmişle geleceğin, bilimle düşlerin, gerçekle kurgunun bütünleştiği edebî bir eserdir.

Ozmos Kronos, içerik ve biçim açısından birçok farklı türsel özellikleri barındıran bir anlatıdır. Bu eseri çözümleyebilmek için birbiriyle iç içe geçen çeşitli sorulara yanıt aramamız gerekir. Ozmos Kronos bilimkurgu mu, ütopya mı, yoksa karşı ütopya mıdır? Mitsel özellikler ne amaçla, nasıl kullanılmıştır? Kurmaca-gerçeklik sınırı nasıl çizilmiştir? Edebî bir tür olarak nasıl sınıflandırabiliriz?

Kitabın başkişisi Ozmos Kronos, “amatör bir genetik mühendisliği bilginidir” (16). Birer hafta arayla iki gece “araç-amaç ilişkisi” üzerine düşüncelerini Organik Devrim öncesinin yazı araçlarını sevdiği için “canlı kâğıtlara” yazar. Organik Devrim sonrasından mitolojik döneme kadar uzanan düşünsel bir tarihi yolculuktur bu. Gelecekteki, yani Ozmos Kronos’un yaşadığı zamanla ilgili bilgiler bize satır aralarında verilir. Kitabın sonunda Ozmos Kronos, yaşamama özgürlüğünün elinden alınmış olmasına tepki göstererek dönüştürücüye girer ama onu çalıştırmaz. Kitap açık uçlu bir şekilde biter.

Ozmos Kronos’ta daha çok klonlama ve bellek aktarımı gibi bilimsel gelişmeler yer almaktadır. Bunun yanında siyaset bilimi, tarih, sosyoloji gibi sosyal bilimler de geçmişin anlatıldığı bölümlerde devreye girer. Bu bilimlerin kitabın genelinde hâkim olmasında yazarın uzmanlık alanının etkisi büyüktür.

Adam Şenel (Alâeddin Şenel) 1982 öncesinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyasal Düşünceler Tarihi, Çağdaş Siyasal Akımlar ve İdeoloji dersleri verdi. 1982’de YÖK’ü ve 1402 uygulamalarını protesto ederek üniversiteden ayrıldı. Uzmanlık alanıyla ilgili birçok kitap çevirdi. 1992’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geri döndü. Siyasal Düşünceler Tarihi (1982), İlkel Topluluktan Uygar Topluma (1982) ve Irk ve Irkçılık Tarihi (1984) adlı kitapları vardır. Edebî alanda ise Ozmos Kronos’tan önce Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı (1968) adlı bir ütopya yazmıştır. Yazar bu iki kitabında edebiyatla sosyal bilimleri bütünleştirmeye çalışmıştır.

Ozmos Kronos’un hem bilimsel hem de mitolojik öğeler içerdiği ilk bakışta adından anlaşılır. Ozmos, Anabritannica’nın “Geçişme” maddesinde şöyle tanımlanmaktadır: “[S]u ya da başka bir çözücünün, yalnızca çözücü moleküllerini geçirip çözünmüş maddelerin geçişini engelleyen yarı geçirgen bir zardan yayınım yoluyla geçmesi” (339). Bu olay hücrenin beslenmesini ve hücreden zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Şenel, kitabın başkişisine “Ozmos” ismini vererek biyolojik bir bilimsel olaya gönderme yapar. Ayrıca Ozmos Kronos’un bir hücrede yaşaması ve kitaptaki bilimsel gelişmelerde hücrenin önemli bir yere sahip olması da kurgusal bir bütünlük sağlar. Böylece bize “niye başka bir biyolojik olay değil de ozmos” sorusunun yanıtını verir.

Zamanı simgeleyen mitolojik bir sözcük olan kronos ise bilimin mitolojiden aldığı kavramlardan biridir. Azra Erhat’ın hazırladığı Mitoloji Sözlüğü’nde yer alan bazı maddelerden Kronos’un öyküsünü şöyle özetleyebiliriz: Kronos, Uranos (Gök) ile Gaia (Yer)’nın son oğullarıdır ve Titanlar soyundandır. Kronos, babası Uranos’u bir tırpanla iğdiş ederek baş tanrı olur. Dişi Titanlar’dan Rheia ile evlenir. Onun da kaderinde çocuklarından biri tarafından yenilgiye uğratılarak baş tanrılığı kaybetmek vardır. Kronos bunu bildiği için bütün çocuklarını yutar. Rheia, Zeus doğduğunda Kronos’a yutması için bir taş verir ve Zeus’u Gaia’nın yardımıyla Girit’e kaçırır. Daha sonra Zeus geri döner ve Kronos’a öbür kardeşlerini kusturtur. Yıllar süren Titanlar ve Tanrılar Savaşı’ndan sonra Zeus baş tanrı olur ve kardeşleriyle yeryüzünü paylaşırlar.

Ozmos Kronos’ta zamanın ve tarihsel bilgilerin önemli bir yeri vardır. Ayrıca egemenlik ilişkileri, araç-amaç bağıntısı çerçevesinde eleştirel bir tavırla sık sık incelenir. Kronos’un öyküsünün merkezinde de iktidar mücadelesi olduğu için yazar, Kronos ismini seçmiş olabilir. Böylece kitabın geneline yayılan mitsel nitelik, adındaki bir göndermeyle de tamamlanmıştır. Bunun yanında Ozmos ve Kronos sözcükleri birbiriyle sessel bir uyum oluşturur.

Ozmos Kronos’taki en önemli kavram “Organik Devrim”dir. Kitabın yapısını ve içeriğini çözümleyebilmemiz için bu kavramı anlamamız gereklidir.

kronos__video_inside__by_z_designs-d5643yl

Organik Devrim

Ozmos Kronos’ta kurgulanmış olan dünya tamamıyla bilimsel verilerin ışığında oluşturulmuştur. Yazarın özellikle biyoteknoloji alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiği bellidir. Kitapta geçen olayların zamanı, Organik Devrim öncesi ve Organik Devrim sonrası olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Milattan Önce ve Milattan Sonra zaman dizgesi değişir ve dönüm noktası Organik Devrim olur.

Kitapta Organik Devrimle ilgili bilgiler doğrudan verilmez. Organik Devrimle birlikte yaşanan değişimleri, bu yeni dünyanın özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: En önemli olaylar, “dönüştürücüler” aracılığıyla inorganik maddelerin, organik maddelere dönüştürülmesi ve cansız araçların canlandırılmasıdır. Örneğin, terlikler yürüyebilmekte, uyuyabilmekte ve duyabilmektedir. Mekânsal bir değişiklik de söz konusudur. Ozmos Kronos’un yaşadığı yer, kitapta şöyle anlatılır: “[C]ansız, soğuk evin yerine sıcak ‘hücre’ geldi. Hücre, yıpranınca kendisini onarabiliyordu. İstenince çoğalabiliyordu” (14).

Organik Devrimi harekete geçirenler genetik mühendisleridir ve dayandığı temel bilimsel gelişme de klonlamadır. İnsanın klonlanması, “insanın kendine tıpa tıp benzeyen eşlerinin yapılması”dır (Kence 12). Ozmos Kronos’ta insanlar, organları yıpranmaya başlayınca yeni klonlarına aktarılırlar. Böylece insanlar için ölüm ortadan kalkar. Yeni klonuna aktarılırken insanın eski beyninin belleği, yeni beynine geçirilir. Kitabın anlatı zamanında Ozmos Kronos 6. klonunda yüzüncü yaşına girmek üzeredir (81). Her klonunda, her yeni yaşamında farklı bir koloniye girer. Bir koloniye yeni giren herkese “hoş geldin” partisi düzenlenir. Böylece o kolonideki diğer insanlarla tanışılır.

Organik Devrimden sonra artık kadınlar üreme aracı olarak kullanılmazlar. Doğal üreme yöntemi, ilkel ve “yasadışı” kabul edilir. Artık insanlar hücre çekirdeklerinden klonlanıyorlardır.

Kronos_by_anti_prozac

Ütopya mı, Bilimkurgu mu?

Ütopya ve bilimkurgu türleri kimi eserlerde iç içe geçer. Örneğin, Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler adlı eserine “ütopya” diyenler olduğu gibi onu “bilimkurgu” olarak kabul edenler de vardır. Ozmos Kronos’un da ait olduğu türü belirlemek epey zordur.

“Ütopya” sözcüğünün etimolojik kökenini Prof. Dr. Gürhan Tümer, “Ütopya ve Gerçek” adlı makalesinde şöyle belirtir: “Yunancada ‘değil’ anlamına gelen ‘ou’ ile ‘yer’ anlamına gelen ‘topus’un birleştirilmesiyle oluşturulmuştur ve ‘var olmayan yer’ anlamına gelir” (38). Anabritannica’da ise sözcüğün anlamı şu şekilde tanımlanır: “[Y]aşayanlarına kusursuz bir düzen içinde var olma olanağını sağladığı kabul edilen ideal ülke” (438). Bu tanımlamalarda görüldüğü gibi ütopya, düşlerde yaratılan, var olmayan -var olursa, zaten ütopya olma özelliğini yitiren- kusursuz, ideal bir yerdir. Ütopyanın farklı birçok tanımı da yapılmaktadır. Ayhan Yalçınkaya, “Türk Edebiyatında Ütopik Temalar Olarak Eşitlik ve Özgürlük: Bir Karşılaştırma; 1970-1980 ve 1980-1990” adlı tezinde “ütopya” kavramının farklı kullanımlarına dikkat çeker:

[Ü]topya terimi tanımlanırken, olanaksızlık ölçütünden başlanarak, düşsellik, mutluluk, mükemmel düzen, ideal ülke gibi çok çeşitli ölçütlerle değerlendirilip, tanımı yapanın yaklaşımına göre farklı vurgular kazanma eğilimi yüksek bir terimdir. Bundan ötürü aynı terim hem bir yazın dalının (ütopyacı yazın), hem bir kuramsal yaklaşımın (ütopyacı kuram) hem de bir tutumun adı olabileceği gibi (ütopyacı tutum), bunların dışında gündelik yaşamda gerçekleştirilmesi olanaksız görülen bütün plan ve düşleri nitelemek için de kullanılabilmektedir. (5)

Burada belirtilen kavramsal farklara dikkat edilmesi gerekir. Bu yazıda “ütopya” kavramı bir yazın dalı olarak kullanılmaktadır.

Ütopyanın eleştirel bir boyutu vardır. Yaşadığımız dünyada eleştirilenler, düşsel dünyada dönüştürülerek yeniden kurulurlar. Ütopyacıların kurdukları toplum, gelecekte veya geçmişte olabilen düşsel bir zamandadır.

Adam Şenel, “Ütopya-Bilimkurgu Yapışık İkizleri” adlı yazısında Ozmos Kronos’un bir ütopya olduğunu belirtir (8). Yazar, yapmaya çalıştığını veya yaptığını düşündüğünü gerçekleştirebilmiş midir? Bu, tartışmalı bir noktadır.

Ozmos Kronos, bilimsel verilerden hareket ederek Organik Devrim sonrası bir toplumun nasıl olabileceğini kurgular. Ama bu toplum bize bütün ayrıntılarıyla verilmez. Yapıtta daha çok, Organik Devrim öncesinin, yani yaşadığımız toplumun eleştirisi vardır ve yeni toplumsal yapı bu eleştiriler çerçevesinde anlatılır.

İnsanların, özellikle kadınların araç olarak kullanılmasının, dinin insanları köleleştirmesinin eleştirisi ve araç-amaç ilişkisi, eserin düşünsel boyutunu oluşturur. Şenel’in gelecekte kurduğu toplumda bugün eleştirilen bazı kurumlar ve ilişkiler yoktur. Din ortadan kalkmıştır. Kadınlar üreme aracı olarak kullanılmamaktadır. Aslında Ozmos Kronos’ta ideal bir toplum nasıl olmalıdır sorusundan çok nasıl olmamalıdır sorusunun cevabı yer alır.

Ozmos Kronos’taki dünya, bilimin öngördüklerinden hatta kısmen gerçekleştirdiklerinden yola çıkılarak kurulmuştur. Dolayısıyla bu dünyada sadece ideal olanlar yoktur. Örneğin, Organik Devrim sonrasında insanlar için gerekli olan yiyecekler yerel depodaki bölüştürücülerden sağlanır. Bu toplumdaki insanlar, aldıkları yiyecekler karşılığında kamuya krediyle borçlanırlar ve kamu yetkilileri bu kredileri gerekli gördükçe onlara karşı kullanabilir. Kitapta bu sistem şöyle yorumlanır: “[Ö]detme önceden değil, borçlandırma yöntemiyle, sonradan yapılıyor. ‘Ne rasyonel, ne şeytanca bir düzenleme’ diye fısıldandı Ozmos Kronos” (29). Böyle kötü, eleştirilecek bir işleyiş, yeni kurulan, ideal olduğu savunulan bu dünyada yer alabilmektedir.

Organik Devrim sonrasındaki toplumda insanların “yaşamama özgürlükleri” de ellerinden alınmış durumdadır. Yazar, “ütopya” olarak yarattığı dünyayı da bu şekilde eleştirmektedir. Kitabın sonunda Ozmos Kronos kendini yok etmeye çalışır ve büyük olasılıkla da bunu başarır. Yaşamama hakkının elinden alınmasına karşı, muhalif bir tavır sergileyerek “ölme özgürlüğünü” geri alır. Aslında Ozmos Kronos’un böyle davranması kitabın düşünsel yapısıyla uyumludur; tutarsız bir davranış değildir. Sorun, bu eserin “ütopya” olarak değerlendirilmesindedir. Her şeyin mükemmel, ideal olduğu bir dünya yaratıldığında o dünyadaki kişi kendini yok etmeyi düşünmez. Ütopya kişisinin intihar etmesi ütopyanın içeriğine, yapısına aykırıdır. Her ne kadar yazar, kitabı açık uçlu bir şekilde bitirse de Ozmos Kronos ölüme daha yakındır ve kafasında intihar düşüncesi vardır.

Şenel, “Ütopya-Bilimkurgu Yapışık İkizleri” adlı yazısında ütopya ile bilimkurguyu ayırmak için şu ölçütü ortaya koyar: “Ütopyada ‘etik’, bilimkurguda ‘teknik’ öğe ağır basar” (9). Bence bu ölçüt bilimkurguyla ütopyayı ayırmak için yeterli değildir. Etik öğeler içeren birçok bilimkurgu yapıtı vardır. Tek bir ölçüte göre türler arasında ayrım yapmak bizi yanıltabilir.

Ozmos Kronos, yer yer ütopya, yer yer de (dünyanın nasıl olmaması gerektiğini anlattığı yerlerde) karşı ütopya özellikleri içerir. Fakat bu esere kesin bir şekilde ütopya ya da karşı ütopya diyemeyiz. Çünkü eserde her şeyin mükemmel olduğu ideal bir dünya kurulmamıştır. Bu dünyanın yazar tarafından bile eleştirilen birçok yönü vardır. Öte yandan yazar, daha iyi bir dünya yaratmaya çalıştığı ve bu dünyanın olumlu özellikleri daha fazla olduğu için bu yapıt karşı ütopya da olamaz. Ozmos Kronos, ütopya veya karşı ütopya olmadığına göre türsel olarak nasıl adlandırabileceğimizi çözümlemek için bilimkurguyu tanımlayarak bu eserle bilimkurgu türünün paralel özellikler gösterip göstermediğini inceleyelim.

Mustafa Yelkenli, “Geleceğin Ters Ütopik Kurgulanımı” adlı yazısında bilimkurguyu şöyle tanımlar: “Gizemli ve açıklanamayan öğelerin bilinmezliğini fantezi sınırları içinde değil de, bilimin elverdiği ölçüde izah edebilmesi gerektiğini duyumsayan, zaman ve mekanda sınır tanımayan, yazarın kendi düş gücüyle yarattığı paradigmalarda, bilimin ve teknolojinin öngördüğü oranda düş gücümüzü zorlayan bir yazın türü.” Levent Akın ve Levent Mustafaoğlu’nun hazırladığı “Yazınsal Tür Olarak Bilim Kurgu” adlı yazıda, yazar Isaac Asimov’a göre bilimkurgunun tanımı şöyle aktarılır: “BK, bilim ve teknolojideki değişimlere insanın tepkilerini inceleyen bir edebiyat dalı” (64). Bilimkurgunun birbirinden çok farklı tanımları vardır. Bu tanımların ortak özelliği olarak bilimkurgunun bilimsel öğeler içerdiğini ve düşle gerçeği bütünleştirdiğini söyleyebiliriz. Bilimkurgu yazınının kökeni 2. yüzyılın ortalarında yaşayan Lukianos’a kadar gider (Duru 339). Fakat bilimkurgunun yaygınlaşması endüstri devriminden sonra olmuştur. Teknolojik gelişmelerin toplum ve birey üzerindeki etkileri araştırılmış ve bütün bunlar edebiyatın içine de girmiştir.

Bülent Somay, “Alt Kattakiler Gürültünüzden Rahatsız Oluyor” başlıklı yazısında Darko Suvin’in bilimkurgunun yadırgatmacı bir özelliğe sahip olduğunu vurguladığını belirterek şunları söylüyor: “Eğer bir anlatı, mekânını ve tarihsel an’ını yazarın ‘bugün’ ve burada’sından farklı, kurgulanmış bir mekâna ve ana yerleştiriyorsa, amacı yadırgatmaktır [. . . .] Yadırgatma, hipermetroplaştıran bir dünyaya karşı şifadır; uzağa, belirli bir mesafeye koyarak görmemizi sağlamanın yoludur.” Bilimkurgu gerçeklerden yola çıkarak düşsel ama gerçekleşme olasılığı olan bir dünya yaratarak farklı bir algı boyutu oluşturur. Anlatım diliyle, yarattığı dünyayla, karakterleriyle yadırgatır ve bu yadırgatma, yaşadığımız dünyayı daha iyi algılama olanağı sağlar. Ozmos Kronos’ta da bu yadırgatma öğesine rastlarız. Özellikle dilsel öğeler ve yaratılan kavramlar ve kelimeler bunu sağlar. Şenel, kitap boyunca “Müzelik” (12), “terliksi terlikler” (18), “ölüm kültürü” (19), “taşıyıcık” (60), “ilaheci” (91) gibi yeni sözcükler ve kavramlar türetir ve kimi zaman da “anne” sözcüğü yerine sürekli “kendisini doğuran kadın” ifadesini kullanması gibi var olan kelimelere yeni tanımlamalar getirerek okuyucuda bir yadırgatma etkisi yaratır. Ayrıca kullandığı bilimsel terimler de bu etkiyi arttırmaktadır.

Ozmos Kronos tamamıyla bilimsel bir düşünüş tarzının ürünüdür. Esere; eleştiren, sürekli soru soran ve aktardığı bilgilere kaynak gösteren bir düşünsel anlayış hâkimdir. Ayrıca çağdaş bilimsel gelişmelerin kitabın oluşumunda önemli etkisi vardır. Klonlama, bellek aktarımı, inorganik maddelerin organik maddelere dönüşümü gibi bilim alanındaki gelişmeler toplumsal yaşamın değişimini sağlamıştır. Adam Şenel’in bilimsel gelişmeleri yakından izlediği açıktır. Şenel’in yazdıkları, bilim adamlarının üzerinde çalıştıkları ve gerçekleştireceklerine inandıkları olaylardır. Şenel’in bu kitabı yazmasından sonra biyoteknoloji alanında önemli gelişmeler yaşandı. İskoçya’da koyun Dolly ve Oregon’da özdeş maymunlar klonlamayla üretildi (Şenel “Üreten İnsandan…”, 10). Yaşananlar da gösteriyor ki yazar, bilimsel verilerden hareketle toplumsal etkileri de hesaba katarak bir dünya kuruyor. Bu dünyayı da düşsel öğelerle bütünlüyor.

Ünsal Oskay, Çağdaş Fantazya adlı kitabının “Önsöz” bölümünde Darko Suvin’in bilimkurgunun kuramsal boyutu hakkındaki düşüncelerini aktarır. Suvin, bilimkurguyu ikiye ayırır: “[E]xtrapolative bilim-kurgular ve analojik bilim-kurgular. Birinci tür bilim-kurgular bilinen öğelerden yola çıkıyor ve geleceğin nasıl olacağını tasarlamaya çalışıyor. İkinci tür ise, örneğin, dünyanın geçmişteki durumu ile şimdiki durumu arasında analojiler yaparak ve bunları geleceğe doğru uzatarak kestirimlerde bulunuyor” (42). Ozmos Kronos, anolojik bilimkurguya çok yakındır. Suvin’e göre, “Anolojilerde dünyanın geçmişteki haliyle ilişkiler kurulabilir; tarihsel, biyolojik, etnolojik yönden olgular, kişiler, sorunlar arasında yakınlık ve benzerlikler de kurulabilir” (44). Ozmos Kronos’ta da gelecek ve geçmiş arasında bir karşılaştırma yapılarak benzerlikler ve farklılıklar ortaya konuluyor. Biyoloji, mitoloji, sosyoloji ve tarih gibi bilimler sürekli devreye giriyor. Ozmos Kronos’ta analojilerin nasıl kurulduğunu alıntılarla tam olarak göstermek oldukça zor. Çünkü örneğin, sayfalarca araç-amaç ilişkisi çerçevesinde sınıflı toplum yapısı anlatılarak eleştiriliyor ve sonunda şu cümlelerle Organik topluma bağlanıyor: “Organik toplumda araç-amaç ilişkisi yeni bir biçim aldı. Organik toplum bir yandan sınıfsız bolluk toplumunun bir uzantısıydı. Öte yandan sınıflı bolluk toplumunun yapısını miras almıştı” (123). Bütün bu özellikler Ozmos Kronos’un analojik bir bilimkurgu olduğunu desteklemektedir.

wrath_of_kronos_by_techngame-d4zzqgs

Bilimkurgu-Mitoloji İlişkisi

Mitler ile bilimkurgu yazını arasında sürekli bir ilişki kurulur. Hatta Ursula K. Le Guin, bilimkurgu için gerçeği bütünüyle yansıtmasa da “modern dünyanın mitolojisi” tanımlamasını kullanır (84). Bilimkurguda mitsel özellikler nasıl ve ne amaçla kullanılır? Ozmos Kronos’ta mitsel niteliklerin boyutu ve işlevi nedir?

“Mit” sözcüğünün aslı Yunancadan gelme “mythos”dur. Yunanca aslı “anlatı” anlamına gelir (Yılmaz 5). Mircea Eliade, Mitlerin Özellikleri adlı kitabında miti şöyle tanımlar: “[B]u sözcük günümüzde ‘kurmaca’ ya da ‘hayal’ anlamında olduğu kadar, özellikle etnologlar, toplumbilimciler ve din tarihçileri arasında yaygın olan ‘kutsal gelenek, en eski vahiy, örnek gösterilecek model’ anlamında da kullanılır” (9). Mitler, dünyanın, insanın nasıl yaratıldığını; toplumların, şehirlerin nasıl kurulduğunu; tanrıları, dini, gelenekleri ve oluşturulan kuralları anlatır. Bunları anlatırken kurulu düzenin devamını sağlamaya çalışır. “Tanrılar ve atalarımız bunları yaptığı için biz de bunları yapıyoruz” mantığıyla sistem kendini korur. “Mitin başlangıç işlevi, bütün ritlerin ve bütün anlamlı insan davranışlarının (beslenme ya da evlilik olduğu kadar çalışma, eğitim, sanat ya da bilgelik de) örnek oluşturacak modellerini ortaya koymaktadır” (14). Bütün bu açıklama ve tanımlamalar mitin ideolojik bir boyutunun olduğunu göstermektedir.

Edebiyat, özellikle şiir, fantastik ve bilimkurgu yazını mitsel özellikler içerir. Bilimkurgu, düşsel bir dünya yaratırken ve karakterlerini oluştururken mitlerden yararlanır. Popüler bilimkurgu eserlerinde mitsel nitelikler işlevsel olarak da mitolojiyle aynı amaca hizmet eder. Bu tür eserler eleştirel yaklaşım yerine var olan değerlerin korunmasını sağlar. Tanrısal güce sahip insanlar, mitolojik çağlardan kalma canavarlar, dünya dışı kötü yaratıklar, hâkimiyeti ele geçiren çılgın bilgisayarlar vb. mitleri yaratılır. Ünsal Oskay’ın aktardığına göre, Suvin Darko, bu türdeki bilimkurguları şöyle değerlendirir: “[A]kla ve insana inancı olmayan; geçmişe özlemci, nihilist ve anti-erotik bir tutuma sahiptirler. İnsanlığın mitolojiden çıkışını değil, mitolojiye dönüşünü amaçlarlar” (12). Bilimsel düşünüşün özellikleri olan eleştirellik, nedensellik, sorgulama yerine; kabullenme, düş dünyasına kaçma, yaratıcıya sığınma, doğaüstü varlıklara inanma ve onlardan medet umma gibi duyguları pekiştirmektedirler.

Ozmos Kronos’ta Yunan mitolojisindeki insan gövdeli ve boğa başlı Minotauros’un, Kronos’un soyu olan Titanlar’ın, Sisyphos yamacının ve Mezopotamya mitolojisinin yaratılış destanı “Enuma Eliş”in öyküsü anlatılır. Bunlara ek olarak daha birçok mitolojik kahramanın ve olayın adı geçer. Fakat Ozmos Kronos’ta mitoloji yukarıda belirttiklerimin tam tersi bir işleve sahiptir. Yazar, mitolojinin ideolojik boyutunu ortaya çıkararak eleştirir. Şu satırlar Şenel’in bunu nasıl yaptığını ortaya koyar: “[“Enuma Eliş”e] göre, eski yönetici tanrılar kuşağı, yeni tanrıları “şamata ediyorlar” diye “yok etme” kararı almamış mıydı? Mitolojik şifre çözülüp tarih diline dökülürse, bu ne demektir? Bu, eski egemen sınıfın, yükselen yeni sınıftan korktuğu anlamına gelmektedir” (75). Bu alıntıda olduğu gibi Ozmos Kronos’un geneline eleştirel bir tutum hâkimdir. Mitlerin “tutucu” yanını gözler önüne sererek inançlarımızı, düşünmeden yaptıklarımızı ve kabullendiklerimizi sorgulamamıza neden olur. Yapıta egemen olan eleştirelliğin bilinçli bir muhalefet boyutunda olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu, her şeye karşı olmak demek değildir. Bilimsel düşünüşe aykırı olanlara, insanı tutsak eden inançlara, insanı araç olarak kullanan insanlara ve temel özgürlükleri kısıtlayan her şeye karşı bir muhalefet. Kitapta Ozmos Kronos’un yaşamama özgürlüğünün elinden alınması karşısında intihar etmesi ise en önemli muhalif tavırdır.

Popüler bilimkurgular düşsel bir dünya kurmada mitolojinin dilsel özelliklerini ve imgelerini de kullanırlar. Böylece okuyucuyu gerçeklikten koparırlar. Adam Şenel’le 24 Nisan 2001 tarihinde yaptığım görüşmede mitolojinin dilsel yapısından dünyada ortak bilimsel kavramların oluşturulmasında yararlanıldığını ve kendisinin de bu amaçla mitsel nitelikleri kullandığını belirtmiştir. Kavram oluşturulmasına örnek olarak Kronos’tan “kronoloji” kavramının türetilmesi verilebilir.

clone_world_by_omen2501-d36beej

Biçimsel Özellikler

Ozmos Kronos, Ayrıntı Yayınları’nca dizi dışı kitaplar serisinden yayımlanmıştır. Genelde kitapların kapaklarında roman, öykü, deneme gibi tanımlamalar yer alır ve okuyucu kendini ne okuyacağına hazırlar. Ayrıntı Yayınları, Ozmos Kronos’un ne tür bir kitap olduğuna karar verememiş olacak ki yapıt, böyle bir seriden yayımlanmıştır. Gerçekten de Ozmos Kronos’u bir tür içine yerleştirmek çok zordur. Ancak kitabın biçimsel özelliklerine yakından baktığımızda, bu konuda bir sonuca varabiliriz.

Ozmos Kronos’un anlatı zamanı ayrıntılı olarak belirtilmemiştir. Anlatı, Organik Devrim sonrasındaki bir zamanda bir hafta arayla iki geceyi kapsar. Mevsim ya da yıl belirtilmemiştir. Bugünde geçen bir anlatıda milattan sonra bir zaman olduğunu belirtmek gibidir. Anlatılan zaman ise neredeyse bütün bir insanlık tarihini ve hatta geleceğini de kapsamaktadır. Zamansal vurgu Organik Devrimdedir. Her şey Organik Devrim öncesi ve sonrasına göre belirlenir.

Kitapta mekân ise hiç tanımlanmamıştır. Sadece Ozmos Kronos’un ev yerine hücrede yaşadığını biliyoruz. Nasıl bir çevrede yaşadığı, bu hücrenin nasıl bir yer olduğu ve Organik Devrim sonrası toplumun mekânsal özellikleri hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.

Kitabın başkişisinin çevresiyle ilişkilerinin nasıl olduğu hakkında da bize bilgi verilmez. Özel yaşantısıyla ilgili sadece “Badem” adını taktığı bir kadına cinsel istek duyması anlatılır. Okuyucuda merak uyandıran, gelişen dramatik bir olay da yer almaz. Ozmos Kronos’u sürükleyici kılan, yazarın kurguladığı dünyanın nasıl bir yer olduğunu merak etmemizdir. Ozmos Kronos’un düşüncelerini kayda geçirmek dışında yaptığı tek önemli eylem, kendini yok etmeye çalışmaktır. Kitap boyunca sadece onun, yaşadığı ve geçmişteki toplum hakkındaki düşüncelerini öğreniyoruz. Ama Ozmos Kronos’u bir karakter boyutuna taşıyacak ilişkileri, duyguları ve bireysel dünyayı anlayamıyoruz. Burada oluşturulmuş, kurulmuş bir kişi var ama karakter yok. Kitapta geçmişten aktarılan birkaç konuşma dışında diyaloga da rastlamıyoruz. Bu konuşmalar daha çok kitapta anlatılan öykülerde yer alıyor. Bütün bu nedenlerden dolayı Ozmos Kronos’un bir roman olmadığını net bir şekilde söyleyebiliriz.

Ozmos Kronos’un içinde başlı başına bölümler oluşturacak küçük öyküler de yer alır. Kitabın genel düşünsel yapısı içinde yer alan “Genç Minotauros’un Acıları” veya “Makroantropos Öyküsü” gibi öyküler, bütünün felsefesi ve amacıyla uyumludur. Fakat ayrı öyküler olarak da rahatlıkla okunabilirler. Aslında kitabın bütünlüğünü düşünsel yapısı ve satır aralarında tanımladığı Organik Devrim sonrası toplumun özellikleri sağlar. Böylesine farklı özellikleri barındıran bir kitap için ancak genel bir terim kullanarak “anlatı” diyebiliriz.

klon_by_ilyasuhoi-d4y5t4q

Sonuç

Ozmos Kronos, gelecekten geçmişe bilinçli muhalif bir bakışın ürünüdür. Sınıflandırmada sorunlarına karşın yapıt, dikkatli bir okuma yapıldığında öğrenilecek, düşünülecek ve tartışılacak birçok konu ortaya koyuyor.

Adam Şenel, “Ütopya” başlıklı yazısında Ayhan Yalçınkaya’nın Ozmos Kronos ile ilgili olarak ona şöyle dediğini belirtir: “Ütopya desen değil, bilimkurgu desen değil, öykü desen değil” ve bunun üzerine şöyle devam eder: “Yaptığım aslında, yazıda uzmanlaşmaya boyun eğmemekti. Her şeyi herhangi bir biçemle, bir şeyi birçok biçemle anlatmaya çalışmaktı” (4). Ozmos Kronos’un bir “analojik” bilimkurgu anlatısı olduğunun ortaya çıkmasına rağmen bunca tartışmaya neden olduğu ve farklı türlerin özelliklerini barındırdığı için Şenel’in, yapmaya çalıştığını başardığını söyleyebiliriz.

Ozmos Kronos’ta bilimsel düşünceyi savunan ve kitabının her sayfasında dili, biçimsel özellikleri ve içeriyle bunu okuyucusuna iletebilen bir yazarla karşı karşıyayız. Adam Şenel, yirmi beşinde Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı’nı, ellisinde Ozmos Kronos’u yazdığını ve yetmiş beşinde de Pessimus Pessimismus’u yazacağını belirtiyor (“Ütopya” 4). Yıllar öncesinden yazacağı eseri planlayan ve üzerinde titizlikle çalışarak üreten bu yazarın yeni kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.

 Not:[1] Bu yazı daha önce Evrensel Kültür dergisinde (sayı 130, Ekim 2002) yayımlanmıştır.

Kaynaklar

Akın, Levent ve Levent Mustafaoğlu. “Yazınsal Tür Olarak Bilim Kurgu”. Yazko Çeviri 14

(Eylül-Ekim 1983): 64-72.

Duru, Orhan. “Bilim-Kurgu”. Türk Dili 256 (Ocak 1976): 332-40.

Eliade, Mircea. Mitlerin Özellikleri. Çev. Sema Rifat. İstanbul: Simavi Yayınları, 1993.

Erhat, Azra. Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları, 1972.

“Geçişme”. AnaBritannica. 1. Baskı. 1986.

Guin, Ursula K. Le. “Bilimkurguda Mit ve Arketip”. Çev. Bülent Somay. Kadınlar Rüyalar

ve Ejderhalar. Haz. Deniz Erksan ve diğer. Çev. Bülent Somay ve diğer. İstanbul:

Metis Yayınları,1999. 84-91.

Kence, Prof. Dr. Aykut. “Klonlama Nedir, Hangi Ufukları Açıyor?” Bilim ve Ütopya 34

(Nisan 1997): 12-14.

Oskay, Ünsal. “Önsöz”. Çağdaş Fantazya. İstanbul: Der Yayınları. 7-55.

Somay, Bülent. “Alt Kattakiler Gürültünüzden Rahatsız Oluyor”. Virgül. Aralık 1997.

<http://www.pusula.com/virgul/sayfalar/3/93.htm>

Şenel, Adam. Kişisel Görüşme. 24 Nisan 2001.

——. Ozmos Kronos. İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 1993.

——. “Üreten İnsandan Yaratan İnsana”. Bilim ve Ütopya 34 (Nisan 1997): 10-11.

——. “Ütopya”. Index 17 (Mayıs 1995): 3-5.

——. “Ütopya-Bilimkurgu Yapışık İkizleri”. Bilim ve Ütopya 28 (Ekim 1996): 8-9.

Tümer, Pof. Dr. Gürhan. “Ütopya ve Gerçek”. Bilim ve Ütopya 30 (Aralık 1996): 38-39.

“Ütopya”. AnaBritannica. 1. baskı. 1986.

Yalçınkaya, Ayhan. “Türk Edebiyatında Ütopik Temalar Olarak Eşitlik ve Özgürlük: Bir

Karşılaştırma; 1970-1980 ve 1980-1990”. Yayımlanmamış doktora tezi. Ankara:

Ankara Üniversitesi, 2000.

Yelkenli, Mustafa. “Geleceğin Ters Ütopik Kurgulanımı”. Cumhuriyet Kitap. 3 Eylül 1998.

<http://garildi.cumhuriyet.com.tr/>

Yılmaz, Levent. “Mitolojiler Sözlüğü’nün Türkçesini Sunarken…” Mitolojiler Sözlüğü. Haz.

Yves Bonnefoy ve diğer. Çev. Abidin Emre ve diğer. Ankara: Dost Kitabevi

Yayınları, 2000. 2 Cilt. 5-7.

Share Button

Yorumlara kapalıdır