Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Latin Amerika Film Festivali’nin (Hanoi) Ardından

Share Button

latin_amerika_film_festivali1

Vietnam’ın başkenti Hanoi’da Latin Amerika Film Festivali, 6-11 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 11 Latin Amerika ülkesinin (Arjantin, Venezuela, Brezilya, Peru, Meksika, Panama, Şili, Kolombiya, Uruguay, Küba ve Haiti) büyükelçilik temsilcilerinin ve vatandaşlarının desteğiyle gerçekleştirilen festivalde, Meksika ve Arjantin’den ikişer ve geriye kalan ülkelerden birer olmak üzere toplam 13 film gösterildi. Hemen hemen her gün tıka basa dolu olan 87 kişilik Hanoi Sinematek Salonu’nda (ek koltuklarla bu sayı 100’ü aştı) gösterimlere özellikle Küba’da okumuş orta ve üst kuşak Vietnamlılar, Vietnamlı İspanyol Dili ve Edebiyatı öğrencileri ve mezunları ve Latin Amerika dostları büyük ilgi gösterdi. Film aralarında büyükelçilikler kendi ülkelerinin yemeklerini ve içkilerini tanıtıp hediyeler dağıttılar. Festivalde gösterilen filmler şunlardı:

1. vino-para-robar-mendoza

TO FOOL A THIEF (Vino Para Robar)

2013 Arjantin yapımı filmin güldürü öğeleri güçlü; ancak, film, aslında, bir banka soygunu filmi olarak, ‘Ocean’s Eleven’ serisinin Arjantin uyarlaması havası veriyor. Latin Amerika sinemasını tanıtmaktan da uzak.

2libertador-film_-_ramirez_edgar

SIMON BOLIVAR

Bir Venezuela filmi olan ‘Simon Bolivar’, başarılı oyunculuklarla ve her şeyden önce, Venezuelalıların kurtarıcı lider olarak gördükleri Simon Bolivar’ı kahramanlaştırmak yerine zaafları olan sıradan bir insan olarak resmetmesi dolayısıyla övgüyü hak ediyor. Filmde, hamaset yok. Simon Bolivar’ın sürgündeki çöküntü dönemi ve yeniden liderliğe yükselip Jamaika’dan köle devriminin bağımsız devletle sonuçlandığı tek ülke olan Haiti’ye ve oradan sonunda Venezuela’ya gidişinin öyküsü bu. Aslında, film, Simon Bolivar’ın renkli yaşamının bir filmden çok bir film serisi, ırmak film ya da dizi film olmaya çok uygun olduğunu da gösteriyor. Film, Bolivar’ın yaşamının en sönük yıllarını ele almasına karşın ilgi uyandırmayı başarıyor. Filmin iletilerinden biri şu: Lider doğulmaz, lider olunur. Herkes uygun koşullar ve belirli kişilik özellikleriyle bir kahraman olabilir. Bu, kimi sosyalist ülkelerde görülen lider kültünün panzehiri olduğu için not alınmalı. Özetle, “lidere tapmayın, onun gibi olmaya çalışın” diyor film.

3. heleno

HELENO

Güldürü öğeleriyle süslü 2011 Brezilya yapımı ‘Heleno’, sıradışı bir futbolcunun yaşamını konu alıyor. “Amma ilginç bir kişilik, görüyor musunuz”dan öteye geçmeyen, büyük bir bölümü siyah-beyaz olduğu için de izleyiciyi sıkan bir film. “Brezilya’da değil de başka yerde geçse de olurdu” dedirten bir film.

4

DAYS OF SANTIAGO (Días de Santiago)

2004 Peru yapımı film, donanmadan ayrılan Santiago’nun hayata tutunma çabasını anlatıyor. Bolca aile içi şiddet sahnesinin olduğu film, Vietnam-Amerikan Savaşı’ndan dönen Amerikalı ‘gazi’nin “bu toplum beni anlamıyor” tarzı içlenmelerine dayanan Amerikan filmlerine bir hayli benziyor.

5.

THE DREAM OF LU (El sueño de Lu)

2012 Meksika yapımı olan film, çocuğunu hastalıktan kaybetmiş olan bir kadının iç dünyasıyla seyirciyi bunalımdan bunalıma sokuyor. Kendini tekrar eden izlek ve sahnelerle ve yavaş temposuyla seyirciye “bir an önce bitsin” dedirtiyor.

6. route of the moon_poster

ROUTE OF THE MOON (Ruta de la luna)

2013 Panama yapımı filmde bir albino bowling’cinin daha yeni kalp krizi geçirmiş babası ve yolda tanıştıkları bir genç kadın ve köpeği ile turnuva için Ekvador’a doğru yolculuklarına tanık oluyoruz. Baba-oğul ilişkisinin derinliklerine ve oğulun ikili ilişkilerindeki ‘başarısız’lıklarına doğru yol alıyoruz. “Ortalamanın üstü” denebilecek film, yine, herhangi bir ülkede geçebilecek bir biçimde, zayıf bağlamlı olarak kurgulanmış.

7

SALT (Sal)

2011 Şili yapımı film, festivalin en başarılı filmlerinden biri. Şili çöllerinde (2012’de bu çöllerde yolda kalıp geceleri donmuşluğum vardır) bir film çekmek isteyen İspanyol yönetmen, başkent Santiago’da, hazırladığı kovboy filmi senaryosu için yapımcılarla görüşmekte; onlara âdeta yalvarmaktadır. Ancak, hepsi, senaryonun sıkıcı ve ruhsuz olduğunu söylemektedirler. Morali bozulur; basar gider Şili çöllerine. Kasabaya vardığı gibi, başka biri sanılır; ondan sonra başına gelmedik kalmaz. Kaçırılır, vurulur, dövülür, susuzluktan ölmek üzereyken kurtarılır vb… Başına her gerçek olay geldiğinde, senaryosunu nasıl düzelteceğini düşünür. Sonunda senaryo muhteşem olur ama kendisinin bu süreçte yitireceği çok şey olacaktır. Sürpriz sonuyla da heyecanlandıran film, önerilir. Filmin gerçek ile kurgu arasında gidip gelmesi, ona profesyonel bir nitelik kazandırmış.

8. cazando-luziernagas

CHASING FIREFLIERS (Cazando luciérnagas)

2013 Kolombiya yapımı film, insanlardan tümüyle uzak bir biçimde yaşayan amcamızın ergenliğe girmek üzere olan kızının onun yanında kalmaya başlamasını konu ediniyor. Ağır ilerleyen film, sıkıcı olabiliyor; ancak doğa belgeselleri izlemeyi seviyorsanız, o kadar da sıkılmayabilirsiniz.

9

SEAWARDS JOURNEY (El viaje hacia el mar)

2003 Uruguay yapımı film, daha önce hiç denizi görmemiş olan kafadarların denize yolculuğunu anlatıyor. Güzel bir konu, ancak yeterince işlenmemiş. Gülünç kişilikler ve eğlendirici konuşmalar yeterli görülmüş. Oysa, filmin ana düşüncesi, çeşitleme yapmaya çok uygun. (Benzer bir konu işleyen bir öykü için bkz. http://rizaarican.blogspot.com/2013/10/denizi-ozleyen-adam-tek-parca.html ).

10.

VIVA CUBA

2005 Küba yapımı film, 12 yaşlarındaki bir kızla erkeğin çocuksu aşklarını konu alıyor. Kızın ailesiyle yurt dışına yerleşme durumu ortaya çıkınca, ikili, izin kâğıdını onaylamasın diye kızın annesiyle ayrı yaşayan babasının yanına, Havana’dan Küba’nın en ucuna kaçak olarak yolculuk ediyorlar. Çok eğlenceli, çocuksu bir film. Arkadaşlık kavramını düşündürüyor. Festivaldeki diğer filmlerin tersine, “bu film, Küba’dan başka bir yerde geçemezdi”, dedirtiyor. Film, festivaldeki en iyi filmlerden biri. Bir kere, filmde Küba’daki toplumsal yaşamı görüyoruz. Okulda çocuklar neler yapıyor; insanların birbirleriyle ilişkileri nasıl vb. Tek sorun, filmin adı. Filmin adı, içeriği yansıtmıyor.

10 anima-buenos-aires-L-heO46T

ANIMA BUENOS AIRES

2002 Arjantin yapımı tümüyle animasyon olan film, aslında, bir bütünlük taşımaktan çok, birbirinden bağımsız birkaç kısa film havasında. Bu hâliyle, diğer filmlerle aynı kategoride değerlendirmek doğru olmaz. Genel olarak başarılı olduğu da söylenemez.

11 noble-ailesi-nosotros-los-nobles-film-izle

THE NOBLE FAMILY (Nosotros los Nobles)

2013 Meksika yapımı olan bu film, eşini yıllar önce kaybetmiş zengin babanın sorumsuz bir biçimde yaşayan üç çocuğunu ölmeden önce yola getirme çabasını konu alıyor. Baba, onları tüm mallarına el konduğuna inandırıyor ve dedelerinin metruk evinde yaşayıp vasıfsız işlerle bir süre geçinmeye çalışıyorlar. Film, festivalde seyirciyi en çok güldüren filmlerden biri oldu; ancak üst düzey bir film olduğunu söylemek zor. Film, konusu itibariyle, Tarık Akan’lı ve Hulusi Kentmen’li ‘Ah Nerede’ filmini anımsatıyor.

12

TOUSSAINT LOUVERTURE

Haiti Devrimi’ni konu alan oldukça başarılı bir film. Düşündürüyor; hüzünlendiriyor; sevindiriyor. Film, devrimin lideri Toussaint Louverture’ü konu alıyor. Geriye dönüşlerle süreğen akışın dışına çıkan filmde, reel politikaya ilişkin birçok ders bulunuyor.

****

Latin Amerika Film Festivali’nin tümüyle profesyonel bir çalışma olduğunu söylemek zor. Seçici kurul da ödüller de yok. Film seçimleri, her bir büyükelçiliğe bırakılmış gibi görünüyor. Böyle olunca, bu tür festivallerde bir ölçüde beklenen ülke sinemasını niteleme özelliği ya da üst düzey bir sanat eseri olma beklentisi, çoğunlukla rafa kaldırılmış gibi bir izlenim oluşuyor. Yine de, bu hâliyle bile, başarılı olduğu söylenebilir. Festivalin en iyi filmleri, Viva Cuba, Sal ve iki tarihsel yapım: Simon Bolivar ve Toussaint Louverture.

Bu tür festivallerin daha fazla gerçekleştirilmesi dileğiyle…

ulasbasar@gmail.com

Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır