Lütfiye Bozdağ: İstanbul ArtInternational 2015 Uluslararası Sanat Fuarı’na Eleştirel Bir Bakış

Share Button

Taner Ceylan; “Satyr II”, 2015, Paul Kasmin Gallery

26-28 Eylül 2015 tarihlerinde ikincisi gerçekleştirilen ArtInternational 2015 Uluslararası Sanat Fuarı ile ilgili reklamlarda “İstanbul’a modern ve çağdaş sanatın ikonları geldi” deniliyor. Bugün sanatın geldiği noktada eleştirel kuram açısından bakıldığında postmodernin ruhu içinde ikon olmadıkları bir gerçek.

ArtInternational 2015 uluslararası bir fuar olduğundan farklı coğrafyalardaki dünya ülkelerinin sanatları hakkında genel bir değerlendirme yapmanıza, karşılaştırma yapmanıza olanak veriyor. Çağdaş sanat içinde Türkiye, İran, Mısır gibi Ortadoğu, Uzakdoğu ülkelerinin ekonomik ve endüstriyel gelişmişlik, bireysel hak ve özgürlükler, toplumun refah seviyesi bakımından Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi ülkelerle karşılaştırıldıklarında halen geride kalmış olmalarına rağmen sanat üretimleri, sanat anlayışı bakımından aynı seviyeyi yakalamış oldukları artık tartışmasız bir noktaya gelmiştir.

ArtInternational fuarının olumlu yanlarından biri hâlâ bize, farklı coğrafyalarda yaşanan toplumsal olayların, sanat üretimlerinde izlerini sürmenin ayrıcalığını yaşatması. İranlı, Mısırlı, Türkiyeli ya da Güney Koreli, Çinli bir sanatçının üretimlerinde, yaşanan coğrafyanın acılarını ve sorgulamalarını görmek mümkün. Burada küreselleşmenin tek tipleştiren, homojenize edilen total anlayışını görememek samimi bir sanat üretme hâlini tespit etmek neoliberal politikaların her şeyi yutan, soğuran canavarlığına karşın bir teselli olabilir ya da ümit vadedici bir durum olarak değerlendirilebilir.

Bir başka olumlu yönü ise; galerilerin, her coğrafyadan sanatçı ile çalışma imkânı bulması ve sanatçıların dünyanın her yerinde sergi açma fırsatı yakalaması bu tür fuarlar aracılığı ile mümkün olmaktadır. Bu olumlu gibi görünen durumu, küreselleşme politikaları bakımından eleştirel kuram çerçevesinde ele alırsak; paranın merkezsiz bir şekilde serbest dolaşımı gibi bütün dünyada üretilen sanat nesnelerinin piyasalaşan sanat ortamında, bir meta, “pazar malı” olması durumuna maruz kalmasıdır. Aynı şekilde kentlerin bu tür fuarlar üzerinden markalaştırılması ve pazarlanması da  aynı paralelde eleştirilebilir. Bu nedenle onlarca sanatçıyı, galeriyi ve koleksiyoneri bir araya getiren fuarlar, uluslararası sanat piyasasının işleyişine dinamizm katarken küresel ekonominin ekmeğine de yağ sürerler.

İstanbul ArtInternational 2015 Uluslararası Sanat Fuarı için 80’in üzerinde galeri, seçim komitesi tarafından belirlenmiş, ancak bu seçkinin kriterleri ne? Diğer galerilere katılma hakkı tanımama ve galerilerin stant ücretlerini karşılayabilme gücü de sorgulanabilir. Bu durumda küçük galerinin ya da kendini ispatlayamamış sanatçıların bu tür fuarlarda görünür olma şansı hiç yok gibi bir şey.

 Gohar Dashti, “Today's Life And War”, 2008, Officine Dell’Immagine

Haliç Kongre Merkezi, sergileme mekânı olarak Türkiye için sayılı iyi mekânlardan biri. Özellikle video art çalışmalarının olduğu ikinci kat, gösterim için son derece uygundu. Video art çalışmaları fuar içinde beğendiğim bir bölüm oldu.

İstanbul Artinternational 2015’te Andy Warhol’dan, Banksy’den Damien Hirst’e, İngiltere’nin en köklü galerilerinden Andipa’nın standında işleriyle yer alan Pop Art’ın önemli temsilcilerinden David Hockney ve Campbell, Andy Warhol gibi isimlerin orijinal birkaç işi, görmemiş izleyici bakımından heyecan verici olabilir ancak, bu işleri bilenler için fuarın heyecan verici olmaktan uzak hatta vasati olduğunu söylemek de yerinde olacaktır.

Share Button

Yorumlara kapalıdır