Mehmet Göktepe: Mustafa Orkun Müftüoğlu’nun Sanatı ve Echo Sergisi

Share Button

Çoban ve Kral, 2015, Tuval üzerine Yağlıboya, 120x190 cm

İnsanın sonu gelmeyen çelişkileriyle onu var eden duygu ve akıl çatışmasının bir tür ifadesi olan sanat yine insanın, toplumun ve yaşamın varlığıyla doğrudan ilintilidir. Bu olguları, kendi öznesi ekseninde dışa vurarak sanatçı nesnelleştirir. Sanatçı, yaşamdaki gerçeklikleri yani duyguları, korkuları, travmaları doğrudan amaçlamasa bile eserlerine konu eder ya da dolaylı bir şekilde yansıtır. Sanatçı aynı zamanda yaşadığı dönemin bir tanığı olarak da döneminin insanının reflekslerinin de yansımasıdır. Mustafa Orkun, eserlerinde yaşadığımız tüm bu gerçeklikleri daha çok sembolik, bazen romantik ve zaman zaman da fantastik yaklaşımlarla eserlerinde görselleştirir. Hırs, arzu, korku, umut ve zaaf gibi insana ait olgular onun çalışmalarının varlık sebebi olarak ortaya çıkar. Mustafa Orkun resim dilini ve biçimini oluştururken akıl ekseninde hareket etmekle birlikte oluşturduğu kurgularına duygu ve sezgisini de katarak sanatında kendi öznesini hissettirerek bir senteze ulaşır.

Sanatçının Echo sergisinde yer alan büyük boyutlu resimlerinde bu bağlamda kendi öznesi daha fazla yer almaktadır. Özellikle “Zen Bahçesi-Kozmos” adlı eser duygu ve sezginin belirginleştiği, doğaçlamanın hissedildiği bir çalışma olarak var olur. “Zen Bahçesi-Kozmos” resminde sanatçı yeni bir dünya kurgularken, görünen dünyanın aslında göründüğü gibi olmadığını, içindeki kaosa rağmen bir ahengi de barındırdığını ifade eder.  Dolu olanla boş olan, küçük olanla büyük olan, nesnel olanla mistik olan gibi birbirini tamamlayan zıtlıklarla oluşturulan bu çalışma akıl ve duygunun çatıştığı bir dünyanın sembolü olarak da anlam kazanır.

“Düşünen Adam ve Serçeler” adlı resimde yer alan, insan elinin değdiği, izlerinin olduğu, kurgulanmış fantastik bir doğada merkeze ve çukura yerleştirilen Auguste Rodin’in “Düşünen Adam” adlı heykelinin imgesi aklın, kuşlar ise duygu ve yaşamın sembolik ifadesidir. Çukurun etrafındaki set ve ön sahada yer alan bir oturma elemanı insanın doğayla iletişimini ve mücadelesini ima eder gibidir. Doğanın merkezindeki büyük çukur bir an sonra “Düşünen Adam”ı yutacakmış ve insanoğlu yok olacakmış gibi bir görsel etki sunar. Kısaca bu resim, insanın doğaya dolayısıyla doğanın bir parçası olan kendisine karşı yapmakta olduğu haksızlığın bir betimlemesi gibidir.

“Eşeğin Kaderi” adlı resimdeki uçsuz bucaksız, kavranamayan, nesnelleştirilemeyen, mistik etkideki donmuş doğanın merkezinin zirvesinde daha yol alacakmış ve mihenk taşı gibi duran eşek imgesi, yaşamın anahtarı olarak sembolleşir. Ölüm ve yaşamın iç içe geçtiği bu resimde gök kuşağının varlığı tek  ‘umut’ gibi çıkar karşımıza.

Mustafa Orkun, sergisinin de ismi olan “Echo” adlı eserine ilham kaynağı olan mitolojik konuyu “Pan ile karşılaşana kadar, dağları ve ormanları kendine yurt edinen yankı perisi Echo, yalnızlığı arıyordu. Pan Echo’ya karşı derin aşkıyla bu yalnızlığı bozar, fakat Echo, Pan’ın aşkına karşılık vermez. Aşkına karşılık bulamayan Pan hırsına yenik düşer ve çobanları Echo’ya karşı kışkırtır. Çobanlar peri kızını paramparça eder, parçalarını ormanlara, dağlara yani doğaya dağıtırlar. Tüm bu yerlerde feryadı inler ve doğanın sesi Echo’yla hayat bulur” diye ifade eder. Mustafa Orkun taşın toprağın, suyun, göğün, yeşilin, ağacın ve doğanın tüm varlığının belirgin bir şekilde vurgulandığı bu çalışmanın konusunun özü olan yankı perisi Echo resmin orta sol tarafında güçlükle fark edilir. Artık doğanın bir parçası, bir sesi, bir şarkısı olmuş, bedeni doğayla bütünleşmiş gibidir. Pan hırsına ya da zaaflarına yenik düşerek ve kendi varlığına ihanet ederek yok etmeye çalıştığı “Echo”yu sanki başka bir şekilde yeniden var etmiştir. Bu yeniden var oluş, bu çalışmada doğanın görsel bir şöleni ile kendini hissettirir.

Yine yukarıda irdelenen eserlerin bağlamından kopuk olmayan sergide vücut bulan “Zeus-Karlar Altında”, “Hermes’in Sonu”, “Daphne”, “Çoban ile Kral”, “Kardan Adam ve Serçe”, “X1”, “X2”, “Yokuş Yukarı”, “Çığlık” ve “Kör Dilenci” gibi çalışmalarında da Mustafa Orkun, insana ve yaşama dair olanı irdeler, kurgular, sorgular.

Mustafa Orkun bu sergisi için “İnsanların zaaflarını kullanan ve kullandıranlar üzerine bir söz olarak anlam kazanmakta, insanın var oluşu ile ilgilenmekte, yok ettiği dünyanın ve dünyasının sembolik ve fantastik bir ifadesini sunmakta” olduğunu belirtmektedir.

Mustafa Orkun’un 9-31Aralık 2015 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi Tek Kubbe Salonundaki sergisi,  izleyenin de kendine dair bir çok yankı “Echo” bulabileceği bir sanat eylemi olarak işlevselleşir.

Share Button

Yorumlara kapalıdır