Lütfiye Bozdağ: Zeynep ve Mehmet Çetiner’in “Aykırı” Sergisi Üzerine

Share Button

AFİŞZeynep ve Mehmet Çetiner, resimlerinde figürasyonun, belirgin, net, değişmezliğine, karşın sanatsal form bakımından soyut, belirsiz, sürekli dönüşen ve kendini algıda her an yeniden var eden bir sanat yapma biçimini plastize ediyorlar.

Soyutlamanın belirgin olanı örtmesi, muğlakta bırakması, belirsizleştirmesi imgenin çözümlenmesinde izleyiciye fazlasıyla hak tanıması Ranciere’in sözünü ettiği “duyulur olanın paylaşımını” daha lezzetli hale getiriyor.

İki sanatçının da soyut dışavurumculuğu seçmelerinin nedeni;  algıda her an yeniden kendini var eden, bakanın paylaşımına hatta içselleştirmesine olanak tanıyan soyutlamanın sağladığı özgürlük alanın cazibesine kapılmalarıdır. Zeynep’in soyutlamalarında açtığı espas koridorlarında gezinmek, tasarım ögelerinin arasındaki sıçramaları takip etmek, o plastik tadı hissetmek elbette ki son derece keyifli. Mehmet’in konstrüksiyonel soyutlamaları, kendine ait kavram ve algılar oluşturmakta, farklılıkların uyuşmazlığında kendini var etmekte. Yine Rainciere’in dediği gibi sanat uyum değil, aksine uyuşmazlıkların estetiği olarak Çetinerlerin resimlerinde beliriyor.

Zeynep Çetiner, tuval üzerine akrilik

Zeynep Çetiner, tuval üzerine akrilik

Sergi başlığının “aykırı” olması iki sanatçının da onay verdiği, soyut sanatın kendine dönük olandan kendi olmayana, türlü olasılıklara aykırı olma imkânına içkin olmasındadır. İmgenin kurgusallığında renklerin, çizgilerin, biçimlerin espas bünyesinde bir araya gelerek yüzeyden kopması, kendini rastlantısal oluşa bırakması belki de bu serginin en keyifli tarafı.

Bütün yüzey sanatları, yüzeyi aşmak ister, bunu da resim sanatı dahilinde en iyi sağlayan şey espastır. İki sanatçının çalışmasında da bu nedenle espas kurguyu belirleyen en önemli öge. Espasın kıymetli oluşu, farklılıkların, zıtlıkların birliğine olanak tanımasında yatar. Karşıtlıkların yarattığı gerilimi yumuşatan, düzenleyen yine espas. Karşıt ögelerin arasındaki uçurumu makul kılan da.

Mehmet Çetiner

Mehmet Çetiner

Çetiner’lerin resimlerinde imgenin çekiciliği, karşıtlıkların rastlantısal ilişkiselliğinde gizli, onu büyülü kılan da bu. Uyum ya da uyumsuzluk rastlantısaldır. Rastlantısallığın tadı, imgenin renk ve biçim korelâsyonunda oluşturduğu yeni kurgulara, soyutun yanılsama alanında netleştirilmeyen, ucu açık çağrışımlara teşne olmasındadır. Bu rastlantısallık alımlayıcının algısına ve sezgisine yeni ufuklar açan bir özgürlük alanı sağlar. Sadece alılmayıcı değil, sanatçı da aynı rastlantısallığa kendini bırakır ve aynı özgürlük alanından kurgusunu yapar. Espasın peşine düşen soyutlama düş dünyasının kapılarını aralar.

Göstergelerin neredeyse tüm yaşam alanını kuşattığı, derinliğin değil yüzeyselliğin, gelip geçiciliğin hüküm sürdüğü bir ortamda, Çetinerler, tanıklık ettikleri çağın çatışmalarını ve hesaplaşmalarını plastik dilin olanaklarıyla sorguluyorlar. Hayatın içindeki parçalanmaları ve şiddeti, resim yüzeyindeki parçalanmalarla, renklerin karşıtlıklarıyla, yatay dikey, sıcak-soğuk kontrastlığı ile karşılıyorlar. Tasarım ögeleri arsındaki gerilim ve dinamizmi, sanatçıların iç dünyasındaki fırtınaları soyutlayarak dışa vurduğu bir özdeşleyim haline geliyor. Aykırı olmak plastik dil içindeki kaotik etkiyi çözümlerken hayatın kaotikliğiyle özdeşleşmek anlamına geliyor Zeynep ve Mehmet Çetiner için.

 

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır