Hülya Küpçüoğlu: Şükrü Karakuş’la Bereket Sergisi Üzerine…

Share Button
Şükrü Karakuş

Şükrü Karakuş

 ‘Bu sergide, simge olarak analığı, dişiliği ve doğurganlığı temsil eden bereket tanrıçası Kibele’yi merkeze yerleştirdim’

Şükrü Karakuş Galeri Diani’de açtığı ‘Bereket’ adlı sergisinde, bereket tanrıçası ‘Kibele’yi ön plana alarak şekillenen eserler yer alıyor. İspanya ve Türkiye’de yaşayan sanatçı, yaşadığı coğrafyalarla, kültürle, geleneksel sanatla, çağdaş sanatla, yerel ve evrensel olanla kurduğu bağları, eserleri aracılığı ile sanatseverlerle paylaşıyor.

KIRK-BEDEN-2017-50x50cm.-Tuval-üzerine-kumaş-ve-akrilik

Şükrü KARAKUŞ-KIRK-BEDEN-2017-50x50cm.-Tuval-üzerine  kumaş ve akrilik

Hülya Küpçüoğlu: ‘Fertility’ sergisi nasıl bir süreçte oluştu?

Şükrü Karakuş: İlhama fazla önem vermeyen sanatçılar birçok konuda kökleri yıllar öncesine dayanan fikir, bilgi ve belge biriktirirler. Bu veriler günü geldiğinde yaşayan, taze, anlık duyumlarla birleşip renge ve biçime bürünmeye başlar, daha sonra olgunlaşıp tuval yüzeyinde ortaya çıkarlar. Bereket sergisi de böyle oluştu. Birkaç yıldır bu temelde çalışmalar yapmıştım, sergi fikri gelince bazı yeni çalışmalar da ekledim ve bu sergi ortaya çıktı.

BEREKET-Tuval-dijital-baski-kullanilmis-elbise-ve-akrilik-2017-81x100cm

Şükrü KARAKUŞ-BEREKET-Tuval-dijital-baski-kullanilmis-elbise-ve-akrilik-2017-81×100 cm

H.K.: ‘Bereket’ neyi simgeliyor?

Ş.K.:Bereket birçok şeyi simgeleyebilir… Bu sergide simge olarak analığı, dişiliği ve doğurganlığı temsil eden bereket tanrıçası Kibele’yi merkeze yerleştirdim. Merkezden dışarıya doğru açılan halkalar farklı alanlarla kesişti, bu kesişmeler sergiye hem plastik hem de anlam olarak zenginlik kattılar.

H.K.: Resimlerde hangi farklı teknik yapılar bir araya geliyor?

Ş.K.: Bu sergide bilinen boya tekniklerinin yanı sıra tekstil, kağıt ve birçok farklı malzeme kullandım. Çalışırken teknik olarak kendimi sınırlamam, yapıt neyi gerektiriyorsa o malzemeye ve tekniğe yönelirim. Sorun, yapıtla sanatçı arasındaki diyalogun doğru kurulması ile ilgilidir. Bazen sanatçının, bazen de yapıtın egemenliği altında saatler, günler hatta haftalar sürebilen bu diyalogun anlaşma ile sonuçlanması zorunludur, aksi hâlde çalışma bitmez. Her iki tarafın da esnek olması gerekir.

BEREKET-5-2017-100x81cm.-Tuval-üzerine-kumaş-ve-akrilik..jpg

Şükrü KARAKUŞ- BEREKET-5-2017-100x81cm.-Tuval-üzerine-kumaş-ve-akrilik.

H.K.: Çalışmalarınız kimi eleştirmenler tarafından ‘Neo-Pop’ olarak adlandırılıyor. Siz bu tanımlamaya katılıyor musunuz?

Ş.K.: Çalışmalarımın Neo –Pop içinde görülmesini doğru bulmam. Bu tanımı Katalan eleştirmen Anna Adel bir yazısında küçük bir değerlendirme olarak öngörmüştü. Oradaki genel değerlendirme içinde fazla dikkat çekmiyordu. Tek başına ele alınca yerine oturmuyor. Kendi görüşüdür, saygıyla karşılarım, ayrıca dikkate değer bulduğumu da belirtmek isterim. Bana göre benim çalışmalarım bütün akımların sonuna geldiğimiz; post minimalist, post ekpresyonist, post modernist, post kavramsal bu dönem neye denk düşüyorsa oraya yerleştirilmelidir.

NAKŞ-2016-100x81cm.-Tuval-üzerine-akrilik

Şükrü KARAKUŞ- NAKŞ-2016-100x81cm.-Tuval-üzerine-akrilik

H.K.: Eserlerinizde sade ama çoğulcu bir yaklaşım gözlemleniyor. Birbirinden farklı görülen bu iki olguyu nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Ş.K.: Çoğul olanı sade bir dille anlatmayı başarabildimse mutlu sayarım kendimi. Sanat yapıtını dekoratif bir eşyadan ayıran temel özelliktir bu. Farklı görsel elemanları bir araya getirip onlar arasında bağlar aramayı seviyorum. Sürprizlere açık bu arayış, çalışma sürecini zevkli hâle getirir.

SUFİ-BAHÇELERİ-2107-61x61cm.-Tuval-üzerine-akrilik.jpg

ŞükrüKARAKUŞ- SUFİ-BAHÇELERİ-2107-Tuval-üzerine-akrilik, 6ıx61cm

H.K.: İspanya ve Türkiye’de ikamet eden ve çalışan bir sanatçı olarak, iki ülkenin çağdaş sanat alanındaki yaklaşımları için neler söylersiniz?

Ş.K.: Önemli bir konu… Üzerinde çokça konuştuğum bir durum var: Günümüz çağdaş sanatı bir kırılma yaşıyor. Daha doğrusu 1980’li yıllardan bu yana açık olarak hissettiğimiz; modernizmi sorgulayan post modern dalga merkezin dışında kalan ülkelerin sanatçıları için yeni yaratım olanakları yarattı. Kırılma bu andan itibaren yerel olanın öneminin artıp, anlam kazandığı bir onarım ve yenilenme dönemine girdi, diyebiliriz. Buradan baktığınızda tek merkezli, dayatmacı modernizme alternatif olarak yerel, daha yumuşak, coğrafya temelli bir çağdaş sanat anlayışı baş gösterdi. Bunu doğru okuyamayan sanatçılar çıkış yolu bulmakta zorlanıyorlar. Bu anlamda çağdaşlık, yerellik ve evrensellik ekseninde daha okunur ve gözle görünür bir şekle büründü. Benim için her iki Akdeniz ülkesi de kültürel olarak çok zengin. İspanya’da yerleşik bir plastik sanatlar geleneği var. Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarda çağdaş sanat anlamında büyük hamleler yapacağına inanıyorum.

 

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır