Hülya Küpçüoğlu: Berkiz Berksoy’la “Troya Düğümü” Üzerine

Share Button

img835

‘Troya Düğümü’ sergisi farklı disiplinlerden yedi sanatçıyı bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Dr. Berkiz Berksoy’un yaptığı sergi, Tarık Günersel, Serap Gümüşoğlu, Malik Bulut, Feyza Zeybek, Güngör Güner, Benan Bulut ve Berkiz Berksoy’u ağırlıyor. Önümüzdeki aylarda Anadolu yakasında da izlenebilecek olan sergi hakkında Berksoy’la konuştuk.

Hülya Küpçüoğlu: “Troya Düğümü” adlı serginin oluşum sürecinden bahseder misiniz?

Berkiz Berksoy : Edebiyat, Görsel Şiir ve Plastik Sanatlardan yedi özerk sanatçının kolektif çalışması olan “Troya Düğümü” bir sanatçı dayanışması. Barış gibi hassas bir kavramı Troya’nın yanına, savaşın yerine koyuyor. Barış başından beri odak noktamız. Anadolu’dan, bugünden bakarak gördüğümüz Troya için bir anlatı. Feyza Zeybek İlyada’daki kültürel göstergeleri, özellikleri, Anadolu’da karşılaştırmalı araştırmış, konferanslar vermişti. 2016 sonbaharında yaptığı bir öneri üzerine bu çalışmaya girdik. Şahsen 2015’te Paris Creteil Üniversitesinde yapılan uluslararası çalıştaya Galatasaray Üniversitesinden “Modern Türk Edebiyatında ve Düşüncesinde Troya Savaşı” adlı bildiriyle katılmıştım. Sonra Mart 2017’de France Culture radyosundan röportaj için geldiler. Tarık Günersel’in zihninde de uzun zamandır gelişmekte olan bir Troya destanı vardı. Benan Bulut, 2015’te Londra’da Troya ve Çanakkale coğrafyalarından ve  Churchill’in Cambridge Üniversitesi’nde arşivlenmiş savaş mektuplarından hareketle gerçekleştirdiği eserlerini sergilemişti. Serap Gümüşoğlu, 2017 İstanbul Biennali’ne Homeros’un metnindeki bir dizeden yola çıkarak gerçekleştirdiği eserle katıldı. Güngör Güner’in seramik heykelleri insanlığın sorunsallarına son derece etkileyici bir yaklaşımda. Kısacası entelektüel ve kültürel bağlamlarda armoni içinde buluştuk, çalıştık. ‘Troya Düğümü”nün uzun soluklu bir oluşum süreci var; birkaç kez format değiştirdiği oldu.

img861

H. Küpçüoğlu : Sergi çerçevesinde sanatçılar neye göre seçildi?

B. Berksoy : Alışılmış, bilinen küratörlük modelini bu sergide aramamak gerekir. Sanatçılar seçilip onlara bir çalışma konusu veya teması verilmedi, işler ısmarlanmadı. Her birimizin içselleştirmiş olduğu konu Troya’nın bugünkü söyleminin ne olabileceğiydi. Birbirimizden, işlerimizden her zaman haberdar bir grubuz. UNESCO’nun 2018’i Troya Yılı ilan etmiş olması elbette bizleri çok mutlu kıldı. Ayrıca çoktan başlamış, uzun ve yorucu bir süreci Troya Yılı gibi bir uluslar ası şemsiye altında kapatmamıza vesile oldu. Sözlerimizi, duygularımızı geniş bir etkileşim dilimi içinde ortaya koymuş olduk.img822

 

H. Küpçüoğlu : Özel ya da yerel kurumlardan destek alındı mı?

B. Berksoy : Çanakkale’ye ve Troya ören yerine yaptığımız grup gezisi bir özel girişim tarafından desteklendi. PIXUS Stüdyo, Video Art çalışmamız için sanata duyarlı kalan bir ücret talep etti. Son derece disiplinli, donanımlı, yaratıcı bir ekiple birlikte çalışarak gerçekleştirdik. Malik ve Benan Bulut sergi için Nişantaşı’ndaki mekânlarını açtılar. Basına ve genele açılış masraflarını aramızda paylaştık.

img799

H. Küpçüoğlu : Kısaca sanatçıların işlerine değinebilir misiniz?

B. Berksoy : Tarık Günersel “Troya /lar” adlı görsel şiirini İlyada ve bağlantılı yapıtlardan hareketle yazdı. ‘Destan kalıntıları’ biçiminde bir bütün. Macerasever okurlar için.

Serap Gümüşoğlu, Troyalı kadınların yaktığı ağıtları, savaşın acımasızlığını, sınırsız tutkuların bedelini, hayatın bilinmezlikleri karşısında insanın güçsüzlüğünü akrilik boya resim “Tutku”da ve granit taş eser “Skaia Kapısı”nda anlattı.

Malik Bulut, içinde düşmanlığı, kötülüğü taşıyan, savaş aracı olan at yerine insana yakın, barış adına karnından kuşlar çıkaran iki metrelik mermer “Troya Barış Atı”yla katıldı.

Feyza Zeybek ‘Helene ve bütün malı’ deyişinin ısrarlı bir istenç, bir savaş bahanesi söylemi olduğunu; istilacılar için bir ‘güzel sebep’ olarak tarihe İlyada destanıyla kaydedildiğini belirtir. “Helene ve Bütün Malı” adlı kadın manken büst üzerine Priamos’un sarayındaki kadınların köleleştirilmesini, zorla yurtlarından sökülüp götürülmelerini işledi. Anadolu kadınına atfetti.

Güngör Güner bir seramiğin sanat yapıtı olabilmesinin teknik mükemmelliğinin yanı sıra duygu ya da duyarlılıkların ya da her ikisinin o parça üzerindeki yoğunluğuna bağlı olduğunu belirtir. “Çözümü Zor Bir Durum” adlı seramik heykelde ifade etmek istediği çözülen bir şeyin olmadığını simgelemek.

Benan Bulut “Troya” ve “Troya’nın Yası” adlı altından elde örülmek üzere tasarladığı başlık ile turkuaz taşlı bilezikte Troya coğrafyasına, tarihine, mitolojisine, kalıntılara bir silsile olarak yer veriyor. Kasandra’nın gözünden yas tutan bir çalışma.

Benimki “Kayıp Troya Barışı Antlaşması”; bir deneysel sanat çalışması. O dönemden kalma, Kral Priamos’un hazırlattığı ancak kayıplara karışmış bir metin. Barış olgusunu gerçekleştirmenin zorluklarını vurgulamak niyetiyle bilinmeyen göstergeler olarak Sinhala alfabesini kullandım. Sri Lankalı sanatçı Madara Jayasena çevirileri İngilizceden yaptı. Keçi derisi üzerine, Kral Priamos’un ailesine ait adlarla Troas coğrafyasından adları ve İlyada’dan dizeleri havyayla yakarak yazdım.

img848

H. Küpçüoğlu :Video art çalışmasının oluşum süreci nasıl gelişti?

B. Berksoy : Güncel sanatın iki önemli özelliğini, potansiyel etkileşimini ve aktarılabilirliğini, kullanarak sanatsal yaklaşımıyla 2018 Troya Yılı etkinliklerinden ayrılan bir iş ortaya koymak istedik. Videomuz renk ve kompozisyon, ifade, anlatı yapısı gibi belirli efektlerle bilgisayar otomasyonuna dayanıyor. Karmaşık bir olgu olan barışı olabildiğince yalın anlatıyor.

Senaryoyu Serap Gümüşoğlu yazdı. Dijital ortamın sınırları ve kapasiteleri arasındaki önemli dengeyi kurdu. Hazırlanan dijital içerikle sanatsal içeriği aktardık. Fotoğrafik görüntüler farklı görüntülere dönüştürüldü. Yaptığımız kombinler ve birleştirmeler, düşüncelerimiz ve deneyimlerimiz üzerine bir yeniden düşünme; söz, ses, resimle kurgulanan, zaman ve mekân sınırlarının kalktığı bir hikâye.

Eserlerimiz yedi küçük ekranda çeşitli boyutlarda ve oryantasyonlarda tekrarlanıyor. Böylece yedi ekranda yedi eser her farklı geçişte birbiriyle farklı bağlamlanarak barışın sorgulanışına dikkat çekiyor.

img23

H. Küpçüoğlu : Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

B. Berksoy : Bizler İlyada’ya baktığımızda bugünü gördük. Homeros’un İlyada’da insanlığın büyük sorununu dile getiren dizeleriyle bağdaştık. O dizelerde savaşların nedeni olarak beşeri zaaflar /egolar düğümleşmiş gösterilir. Tanrı Poseidon ve tanrı Zeus kardeş olmalarına karşın birbirleriyle durmadan çekişir; Troyalı olsun Akhalı olsun ölümlüleri ve ölümsüz tanrıları parmaklarının ucunda oynatırlar:

Bir tanrı bir yana çekiyordu, bir tanrı bir yana

Kimseyi korumayan zorlu savaşın düğümünü,

O düğüm ne kopar, ne çözülürdü,

Dize getirirdi yığınlarla insanı.”(1)

‘Troya Düğümü’ Troya’nın hakkını savunan sözlerdir. Ana değerleri çevresinde yüzü barışa dönük bir kaynak olmasını, bu anlayışıyla evreni aydınlatmasını, dünyada nice verimlere yol açmasını arzuluyoruz.

  1. (A.Erhat-A.Kadir, Sander Kitabevi,1967, İlyada, On Üçüncü Bölüm, 359-362)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır