Nilgün Yüksel: Eda Çığırlı ile Yeni Bir Mekân Arayışı

Share Button
Eda Çığırlı

Eda Çığırlı

Eda Çığırlı, uzun zamandır yakından takip ettiğim sanatçılardan. Öylesine yakından ki, sanrım bundan on yıl sonra yaptığı her eser zihnime kazınmış olacak ve geriye dönüp baktığımızda kendiliğinde yazılmış bir tarih ortaya çıkacak. Öncelikli izleyici rolü de sanat tarihçisinin yazgısı olmalı. Neyse ki locadan izlemek gibi bir konforumuz var.

Çoğu zaman üretim döngüsü arayış ve deneyimi çağrıştırır. Sonuç ise yapıtın kendisidir. Gerçekten öyle mi? Çok sanmıyorum. Arayış ve deneyim dediğimiz her şey bizzat sonuç olsa gerek, çünkü onlardan doğan yapıt ortaya çıktığı anda yeni bir arayışı ve deneyimi çağırır. Biz de sonuçlar dizgesinin yarattığı deneyimi yaşamaya başlarız.

Eda Çığırlı ile arayışlar, deneyimler, duraklar ve yolculuklar üzerinden söyleştik. Sonuçların doğurganlığının kendisi gibi. Olabildiğince açık ama hep biraz örtük…

Eda-Çığırlı-Eros-120x100-cm.-tuval-üzerine-karışık-teknik-2015-Portakal-Çiçeği-Koleksiyonu

EdaÇığırlı,Eros,120×100-cm.T.Ü.K.T.-2015-Portakal Çiçeği Koleksiyonu

NY: Seni tanıdığımdan beri deniyorsun. Tuvalin üzerinde ne yaparım, denemesi bu. Denemelerin sonsuz olabilir mi? Durmanın olacağı bir yer olacak mı?

EÇ: Deneyselliği seviyorum. Resimlerim üzerinde deneysel arayış aslında kendi varlığıma dair. Kendimi arıyorum. Kendimle olan ilişkim her zaman doğrudan resimlerime yansıdı. Her ne kadar sanatın tarihi sürecinden beslensem de hikâyemin, varoluşuma dair sorgulamalarımın ve duygusal iniş çıkışlarımın üretim sürecimi etkilediğini söyleyebilirim. Bu arayışım sanıyorum ki sonsuz olacak ve duygularım ve zihnim sadeleşene kadar yüzeyler üzerindeki materyaller ve resmin temel öğeleri arasında bir denge arayışı içinde olacağım.  İnanıyorum bir gün durduğum bir yer olacak.

Eda Çığırlı, isimsiz, 80x120cm, tuval üzeri karışık teknik, 2017, Emel - Orhan Karadaoğan Koleksiyonu, İstanbul

Eda Çığırlı, isimsiz, 80x120cm, T.Ü.K.T., 2017, Emel – Orhan Karadaoğan Koleksiyonu, İstanbul

NY: Psikoloji disiplini ile ilgileniyorsun. Ve hatta ilginin ötesi bir araştırma alanı senin için. Bu, senin çalışmalarını nasıl etkiliyor? Çok mu içeride? Çok mu dışarıda?

EÇ: Sanat, psikoloji ve felsefenin birbirinden bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Birbirini besleyerek ilerleyen değerli alanlar.  Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası sanat ve psikoloji alanlarının birbirine yakınlaşmasıyla beraber modern sanat farklı noktalara ulaştı. Bu üç alan da “ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum ve nereye aitim?” soruları içinde insan ruhunu irdeliyor. Sanat ise bu soruların yanı sıra duyguları bir forma dönüştürerek güç elde ediyor. Bu ortak kaygılar beni kendi içimde bir temele oturtuyor. Araştırmacı ve çok yönlü bir yapıya sahibim ve sanat, psikoloji, felsefe beni tatmin ediyor. Hayatı, kendimi, insanları, olayları algılamamda objektif bir göz oluyor.  Profesyonel sanat yaşamımın yanı sıra on yıldır psikolojiyle haşır neşirim. Psikoloji alanı içinde farklı ekollerden gelen uzmanlarla tanıştım, sohbetler ettim, konferanslara ve sempozyumlara katıldım. Kitaplara yoğunlaştım ve sanatla aralarındaki ortaklıkları irdeledim. Bu süreç doğrultusunda gelen “ben kimim?” ve yaşamımda rahatsızlık duyduğum konuların kaynağını oluşturan etki alanlarını aradım. Duygusal ihtiyaçlarımı bilgiyle karşılıyorum ve bu sürecim hâlâ devam ediyor. “Psikoloji sanatımı etkiliyor mu?” bu, henüz bende soru işareti ama şuna eminim gelecekte etkileyecek çünkü sanat üretimlerimizin altında bilinçaltı unsurlar her zaman vardır. Benim açımdan sanat eserleri duygusal taşıyıcıdır.  Bu taşıyıcılığın kontrolsüz akışkanlığını disipline edebilmek gerekiyor. Bunun için de zaman gerekli.

Uzun zamandır besleniyorum ve arayışlarım, öğrenmelerim, yorumlamalarım kendi içimde ikna olmam zaman alıyor, sancılı bir süreçle yol alıyorum. Hem içerden hem dışarıdan gözlemciyim demek daha doğru olur.

Eda Çığırlı, İsimsiz, 120X80 cm. karışık teknik, 2017, Emel - Orhan Karadaoğan Koleksiyonu, İstanbul

Eda Çığırlı, İsimsiz, 120X80 cm. K.T., 2017, Emel – Orhan Karadaoğan Koleksiyonu, İstanbul

NY: Tutuklu kadınların resim dersiyle sağaltılması üzerine nefis bir tez yaptın. O kadınlara kattığın şeyleri sormuyorum, sana ne kattı? Önce dünya görüşüne sonra sanatına ne aktardı?

EÇ: Kaybolmuştum, dünyaya dair mutsuz ve aidiyetsizdim. Kendimi ait hissettiğim tek şey resim yapmaktı. Ancak üretimlerim beni tatmin etmiyordu. Eksiklik hissindeki boşluk büyüktü. Üretim alanı içinde yalnızlık çekiyordum. Böyle bir süreç içindeyken cezaevinde resim öğretmeni olarak işe başladım ve 9 ay boyunca tutuklu ve hükümlü kadınlara resim dersi verdim. Aldığım psikoloji eğitimi orada pratik kazandı, insana ve insanlığımıza dair pek çok şey öğrendim. Kadınların tutsak olarak kaldıkları yerden ben özgürleşerek yaşama dâhil oldum. Bu iş deneyimim sonrası Işık Üniversitesi yüksek lisans bursuna başvurdum ve kazandım. Cezaevindeki sanatla gerçekleşen yaşam tecrübesi bana Işık Üniversitesi’nin bursunu sundu. Böylelikle kadınların cezaevinde yapmış oldukları resimlerden Dr. Öğr. Üyesi Didem Kara Sarıoğlu danışmanlığında “Resim Kursunun Cezaevindeki Tutuklu ve Hükümlü Kadınlar Üzerindeki Etkisi: Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu” başlıklı tezi yazdım. Tezim jüri tarafından çok başarılı bulundu. Böylelikle cezaevinde karşılaştığım her bir bireye yaşamıma kattıkları zenginlik için teşekkür edebilmiş oldum.

Cezaevinin deneyimi bana, “kendime saygı”, “bir başkasına saygı”; “kendime sevgi”, “bir başkasına sevgi” beslemeyi öğretti. Kendime özgü eğitim metotları geliştirmemde kaynak oldu. Bu yüzden yaşama teşekkürüm sonsuzdur.

Bir toplumla karşı karşıya kaldım ve bu toplumun neresindeydim? Bu toplumun ahlak yapısı insanları nasıl sahiplenmişti? İnsanların, toplumun ahlak yapısına nasıl gizli aidiyetleri vardı? Artık bunları biliyordum. Sanatımda nasıl biçimlenecek bunu henüz ben de bilmiyorum. Bu konuya dair sabırlı olmam gerekiyor. Ara sıra endişelenip sabırsızlansam de tedirginliğim fazla uzun sürmüyor. Bir süzgeçten geçiyorum.

Eda Çığırlı, İsimsiz,250 cm., Karışık teknik, (Geri Dönüşüm Fabrikasındaki Atık Malzemelerden), 2014, 9. Yeşil Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivali, Rize

Eda Çığırlı, İsimsiz,250 cm., K.T., (Geri Dönüşüm Fabrikasındaki Atık Malzemelerden), 2014, 9. Yeşil Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivali, Rize

NY: Hadi bilimkurguyu da katalım. Bir zamandır “Yeni Dünya ve Evrim” kurguluyorsun. Bunun resimdeki olasılıkları ne? Hayal gücü ya da yeni bir dünyaya özlem plastikle nasıl birleşiyor dünyanda?

EÇ: Dünyada ortak kaygılarımız var. Bu ortak kaygılar ve duygular sayesinde insanlar birbirleriyle ilişkilenirler. Bazen bireylerin yaşamında negatif ilerleyiş yoğun olur ve kişi kendisini “Yaşam bana ağır geliyor, üzerimde büyük bir kaya var ve ben bu kayanın altından kalkamıyorum” şeklinde tanımlayabilir, bu oldukça soyut bir tanımdır. Bu duruma karşı içinde kelimelere dökemediği bir yeri hayal eder.

Bu durumla cezaevinde çok karşılaştım. Her kadının bilinçaltında kendisini ödüllendirdiği bir yer vardı ve o yer insanlara yaşamda kalma gücü veriyordu. Somut sevgilerin ve insanların haricinde sadece kendisiyle paylaştığı o yerin gizemi, gücü, rüyalara yansıması, beni çok etkiliyordu. Bu durumu dışardaki insanlarda da gözlemledim.  İnsan dünya karşısında bilinmez bir yerde duruyor ve bu bilinmezlik karşısında her insan kendisine özgü stratejiler geliştiriyor.  Kaygı ve tehdidin olmadığı bir mekân arayışı içindeyiz. Savaşın, suçun, huzursuzluğun olmadığı bir dünya isteği içinde olsak da kırıldığımızda, haksızlığa uğradığımızı hissettiğimizde insanlara, dünyaya öfkelenip cezalandırma isteğiyle karşılaşıyoruz. Bu çelişik hâl karşısında da çaresiz kalabiliyoruz.  O zamanlarda “Yeni Dünya” formları zihnimizde uçuşmaya başlıyor.

Ben de bu gözlemler doğrultusunda kendi “yeni dünya”mı oluşturmaya çalıştım. İlk seri uzaysal bir mekâna sahip ve üçgen formların üç boyutlu hareketliliğine odaklandım. “Yeni Dünya – Evrim” serisinde de olabildiğince tanıdık ve her insanın algısına kolaylıkla ulaşan hayvanları çizdim. Hayvanlar, insanlara ihtiyaçları olan güveni, sevgiyi, huzuru ve dostluğu sunar. İnsan bir başkasına açığa çıkaramadığı saklı duygularını hayvanları severken açığa çıkartır. Hayvanla insan arasındaki ilişki aslında insanın yine kendisidir. Çizmiş olduğum hayvanlar, insanların oluşturmuş olduğu güven ve sevgi alanın simgesel temsilcileridir.

Eda Çığırlı, Kozada Kadınlar, 120x100 cm., tuval üzerine karışık teknik, 2015, Portakal Çiçeği Koleksiyonu

Eda Çığırlı, Kozada Kadınlar, 120×100 cm., T.Ü.K.T, 2015, Portakal Çiçeği Koleksiyonu

NY: Boya dışında fotoğraf ve buluntu malzemelerle de çalıştın. Bu denemeler ve arayışlar bakışını nereye götürdü? Farklı malzemelerle yeniden çalışmak gibi bir derdin, niyetin var mı?

EÇ: Farklı malzemelerle çalışmak kendi sınırlarımı zorluyor. Algımı, alışkanlıklarımı, beklentilerimi değiştirmem gerektiğini söylüyor. Bozmaktan korkmamak gerekiyor, başarısız olmaktan, plastik değerlerin dışında en sıradan olanı üretmekten korkmamak gerekiyor. Kendi içgüdüsel tehdit alanlarımı ancak bu şekilde aşabiliyorum. Bir başkasıyla değil kendi duygularımla rekabet içindeyim. Duygularımıza etki eden sosyal yapı ve ekonomiyi de göz ardı etmemek gerekiyor. Böyle süreçlerde sanırım deneysellik etkileyici çözümler geliştirebilir. Atık malzemeler yeni kapılar açıyor, gidebildiğim yere kadar gitme isteği ve merakı doğuruyor.  Bu hazdan hoşlanıyorum. Farklı malzemelerle çalışmaya tekrar başlayacağım. Şu an yeni çalışmalarım için ekonomik ve mekânsal şartlarımı iyileştirmeye çalışıyorum.

Eda Çığırlı, Savaş, 70x50 cm., kağıt üzerine mürekkep, 2010,Nezih Çavuşoğlu Koleksiyonu

Eda Çığırlı, Savaş, 70×50 cm., kağıt üzerine mürekkep, 2010,Nezih Çavuşoğlu Koleksiyonu

NY: Hadi amaçlardan, hedeflerden ve hayallerden söz edelim. Zaman sınırlamasıyla ya da zaman olmaksızın. Nereye doğru gidiyorsun? Yol haritan ne?

EÇ: Bu dünyada başıma gelen en güzel şey, resim yapabiliyor olmak oldu. Mesleğime özel bir tutkuyla bağlıyım. Kendi eğitimimi sunabildiğim bir atölye kurmak istiyorum. Toplumun her kesiminden insanlarla grup çalışmaları gerçekleştirmek anlamlı olacaktır. Mesleğime duyduğum vazgeçilmez tutku, beni nereye doğru götürür bilmiyorum. Her an kontrol edilebilen bir yaşama sahip değilim. Doğruluğuna inandığım seçimler yapmaya çalışıyorum.

Eda Çığırlı, Tarlabaşı, 140x170cm,Tuval üzeri karışık teknik, 140x170cm, 2017 Özel Koleksiyon, İstanbul

Eda Çığırlı, Tarlabaşı, 140x170cm,T.Ü.K.T., 140x170cm, 2017 Özel Koleksiyon, İstanbul

NY: Son olarak sanat tarihinden, geçmişten veya bugünden izini sürdüğün, etkilendiğin ustaların kimler?

EÇ: Sanat tarihinde hayranlıkla incelediğim isimler: Caravaggio, Jan Van Eyck, Sandro Botticelli, Leonardo da vinci, Michelangelo, Albrecht Dürer, Rembrandt, Paul Cezanne, Vincent Van Gogh, Vassily Kandinsky, Paule Klee, Henri Rousseau, March Chagall, Rene Magritte, Joan Miro, Joseph Beuys

Tarihin etkileyici kadın sanatçıları: Sofonisba Anguissola, Artemisia Gentileschi, Rachel Ruysch,

Eda Çığırlı, Yeni Dünya Serisi - Evrim, Tuval-Karışık Teknik, 2018Emel Orhan Karadoğan koleksiyonu, İstanbul

Eda Çığırlı, Yeni Dünya Serisi – Evrim, T.Ü.K.T., 2018Emel-Orhan Karadoğan koleksiyonu, İstanbul

Bugün etkilendiğim sanatçılar: Vik Muniz, El Anatsui.

Türkiye’de hayranlık duyduğum isimler: Mihri Müşfik, Hale Asaf, Aliye Berger, Yıldız Moran, Fikret Mualla, Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Doğançay

Eda Çığırlı, Yaratılış, 120x100 cm., tuval üzerine karışık teknik, 2015 Portakal Çiçeği Koleksiyonu

Eda Çığırlı, Yaratılış, 120×100 cm., T.Ü.K.T., 2015 Portakal Çiçeği Koleksiyonu

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlar kapatıldı.