Şafak Güneş Gökduman: Ana Madde Su Sergisi

Share Button

Latincede “başlangıç”, “köken”, “hareket kaynağı” gibi anlamlara gelen ve Antik Yunan felsefesinin temelini oluşturan arkhe, “ilk prensip” ya da “ilk element” olarak da düşünülebilir. Arkhe kavramını ilk kullanan filozof ise Thales’tir ve Thales evrenin ana maddesinin su olduğunu söyler. Serginin başlığı olan “Ana Madde Su” Thales’e gönderme yapmakla birlikte birkaç istisna haricinde sergideki yapıtların konusundan ziyade tekniğine ve malzemesine işaret etmektedir.

Benzersiz bir sanat formu yaratmak için renk ve çizimi birleştiren suluboya resmin en önemli özelliği hata kabul etmemesi ve sanatçıyı ilk seferde mükemmel bir sonuç almaya zorlamasıdır. Suluboyanın -geniş anlamda- en eski örneklerine Eski Mısır’ın papirüslerinde, Çin ve Japonya’da ipek ve pirinç kâğıtlar üstüne yapılan resimlerde rastlansa da suluboya resim, kâğıt yapımındaki gelişmelere paralel olarak Rönesans Döneminde Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Avrupalı ressamlar, eskizlerinde suluboyayı kullanmış olsalar da suluboya resmin en eski temsilcileri çok renkli suluboyayı ilk kez kullanan Albrecht Dürer ve Van Dyck’tır. Suluboya resim Barok Dönem sonrası ve Rokoko Dönemi boyunca Almanya’da az bir ilerleme kaydetmiş; Fransa ve Hollanda’da ise yükselişe geçmiş; doruk noktasına ise 18. yy. sonu 19.yy.ın başında İngiltere’de ulaşmıştır. Suluboyanın ciddi ve etkileyici bir sanat aracı olarak değer kazanması da bu dönemde gerçekleşmiştir. Suluboyayı romantik ve pitoresk manzaralar için kullanan Thomas Girtin’in çalışmalarından ilham alan J.M. Turner bu hareketin öncüsü olmuştur.

Bu yıllarda amatör bir sanatçı ve koleksiyoner olan Dr. Thomas Monro’nun malikânesini Turner’ın da aralarında bulunduğu suluboya ressamlarına açarak atölyeye dönüştürmesi suluboya ressamları topluluğunun kurulmasına zemin hazırlamıştır. Birçok ressam burada birbiriyle tanışma olanağı bulmuş ve Turner’ın yakın arkadaşı olan William Frederick Wells suluboya ressamlarını birleştirecek bir proje olarak gördüğü dernek fikrini hayat geçirmeye karar vermiş ve bu düşünce, bir arkadaşı aracılığıyla tanıştığı minyatür sanatçısı Samuel Shelly tarafından da desteklenmiştir. Shelley’nin vasıtasıyla Robert Hills ve manzara ressamı William Henry Pyne da gruba katılmıştır. Turner, Royal Academy üyesi olduğu için ve Paul Sandby de çok yaşlı olduğu için gruba dâhil olmadığından grup üyeleri ressam arayışına girmişler ve sonunda altı ünlü ressamı, Francis Nicholson, Nicholas Pocock, John Varley ve küçük kardeşi Cornelius, John Claude Nattes ve William Sawrey Gilpin’i gruba katılmaya ikna etmişlerdir. 30 Kasım 1804’te Oxford Caddesi’ndeki Stratford Coffee House’da toplanan sanatçılar kendilerini “Society of Painters in Water Colours” adıyla tanıtırlar. Açılış toplantısından sonra Joshua Cristall, William Havell, James Holworthy, John Glover, Stephen Francis Rigaud ve George Barret’in de katılımıyla ilk sergideki üye sayısı on altıya çıkar. Önceleri Society of Artists veya Royal Academy’de sergilenen çalışmalarının, hem sayıca çok hem de daha büyük ve daha renkli olan yağlıboya tablolarla karşılaştırıldığında dezavantajlı duruma düştüğüne inanan dernek üyeleri, derneğin kuruluşu ve dernek sergilerinin açılmasıyla birlikte suluboya resmin hak ettiği önemi kazanması bağlamında ilk adımı atmışlar ve bu noktada oldukça etkili olmuşlardır.

Türkiye’de ise süsleme sanatlarını hariç tutarsak suluboya resim 1795’te Mühendishane-i Berr-i Hümâyûn’un kurulması ve burada desen eğitiminin verilmesiyle başlar. 1834’te Mekteb-i Erkân-ı Harbiyye-i Şâhâne kurulmuş ve sanat konusunda yetenekli öğrenciler, eğitim için Avrupa’ya gönderilmiştir. Ferik İbrahim Paşa, Tevfik Paşa, Hüsnü Yusuf Bey ve Ahmet Emin Bey yurt dışına ilk gönderilen ressamlarımızdır. Batılı anlamda ilk suluboya çalışmaları yapan ressamlarımız ise İngiltere’de uzun süre yaşayan Hüsnü Yusuf Bey ve Ahmet Emin Bey’dir. Askeri okullara öğretmen yetiştirmek üzere kurulan Menşe-i Muallimîn’in resim bölümüne Mekteb-i Fünun-ı Harbiye-i Şahane ve Mühendishane-i Berr-i Hümâyûn’dan mezun yetenekli öğrencilerin alınması da Türk suluboya resim sanatının gelişmesinde oldukça etkili olmuştur.

Türkiye’de suluboya ressamları arasındaki ilk dayanışma eğilimi 1970’te başlamıştır. Başlangıçta Nüzhet İsimyeli, Celal Esat Arseven, Malik Aksel, Numan Pura, Ferit Apa, Cafer Bater, Cemal Güvenç, Hikmet Duruer’den oluşan “Suluboya Ressamları Grubu” ilk sergilerini 5 Aralık 1970’te açmışlar ve serginin kataloğunda amaçlarını “Memleketimiz sanatında eksik kalan suluboya tekniğini sevdirerek yaymak ve geliştirmek, yeni yeni değerlerin yetişmesinde lüzumlu ortamı hazırlamak, suluboya ressamlarımızın çabalarını ve ürünlerini içte ve dışta sergiler açarak tanıtmak” olarak ifade etmişlerdir. Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Gökduman ve Arş. Gör. Zerrin Pehlivan tarafından düzenlenen ve Bahri Genç, Bedri Baykam, Ceyda Güler, Deniz Bayav, Deniz Gökduman, Doğan Keskin, Ekin Akalın Kurucu, Gülten İmamoğlu, Güneş Acur, H.Avni Öztopçu, Kerem İşcanoğlu, Mehmet Yılmaz, Melihat Tüzün, Murat Havan, Nur Sultan Yıldırım, Özlem Üner, Şahin Memmedov, Turan Büyükkahraman, Zafer Malkoç, Zehra Başaran ve Zerrin Pehlivan’ın resimlerinden oluşan sergi, “Suluboya Ressamları Grubu”nun da ifade ettiği amaçlar doğrultusunda Türk suluboya resmine önemli katkılarda bulunan ressamlarımıza bir saygı duruşudur.

Share Button

Hakkında Şafak G. GÖKDUMAN

2000- İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 2001-2002- İstanbul Teknik Üniversitesinde İnkılap Dil Enstitüsü’nde bir yıl İngilizce Hazırlık okudu.(Sanat Tarihi YL) 2005- İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ABD. Yüksek Lisansını tamamladı. Ocak 2017 “1980 Sonrası Türk Romanında Üstkurmaca” başlıklı teziyle İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Doktora programından mezun oldu.Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Türk Sanatında doktora çalışmalarına devam etmektedir. 1998 yılından itibaren Varlık, Virgül, E, Hürriyet Gösteri, Sanat Antika Koleksiyon ve rh+ artmagazine gibi dergilerde sanat ve edebiyat üzerine makale ve röportajları yayımlanan Şafak Güneş (Gökduman), Kasım 2013’ten beri KolajART’ın Yayın Yönetmenliğine devam etmektedir. Abdülhak Şinasi Hisar’ın İstanbul’u adlı incelemesi İBB. Kültür A. Ş. tarafından yayımlanmıştır.

Yorumlar kapatıldı.