Etiket: Gustave Courbet
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (X. SÜTUN)
X. SÜTUN[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Sütunun yıkılması onu büyük bir sıkıntıya sokmuştu.
Başka şeylerden konuşmayı tercih ediyordu.
Kendisine bu olay hakkında soru sorulduğunda, verdiği cevaplar net değildi. Hatta çoğu zaman birbiriyle çelişiyordu.
Onunla geçirdiğimiz altı ay boyunca ne düşündüğünü asla anlayamadık.
Bazen ileri görüşlü insanlarla bir araya gelirdi.
Onlar, anıtın yıkılışından hayranlıkla söz ederlerdi. İşte o zaman hiç itiraz etmezdi.
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (IX. FIKRALAR)
IX. FIKRALAR[1] Çeviren: Deniz Gökduman
Ressamın içinde her zaman biraz “çırak” vardır.
Atölye gevezeliklerine duyulan sevgi, öyle çok dallanıp budaklanan köklere sahip bir sarmaşık gibidir ki, bir sanatçıyı bundan kurtarmak için aslında aynı anda onun kalbini de söküp almak gerekir.
Çırağın zaferi, taşlamadır.
Şimdi Courbet’nin birkaç hoş aldatmacasından söz
P. J. Proudhon: Sanatın İlkesi ve Toplumsal Amacı III
BÖLÜM III
İdeal Üzerine — Sanatın Amacı ve Tanımı[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Sanatın ilkesini kabul ettik; bu yetinin bizde nasıl ve hangi koşullar altında ortaya çıktığını, yaşamımızda ve uygarlığın bütününde ne denli önemli bir rol oynadığını ortaya koyduk. Sanatçıyı diğer insanlardan ayıran şeyi ve ondan ne bekleyebileceğimizi artık biliyoruz. Peki ya şimdi? Nesnelerde hoşumuza giden, bizi etkileyen, neşe, şefkat, hüzün, kimi zaman da dehşet ya
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (VIII. KAVGALAR)
VIII. KAVGALAR[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Mavi dudaklar ve derideki morluklar, halkın hoşuna giden iki şeydir.
Şarap lekesi ve morarma, en güçlü ve en cesur olanları gösterir.
Bundan ötürü, sürekli sarhoşluklar ve sürekli kavgalar yaşanır.
Courbet, halkın içinden gerçek biriydi. Bununla övünürdü ve haklıydı.
Şaraptan çekinmezdi; ama dayağa daha az yatkındı. Bir kadeh dolusu içki ona bir yumruk dövüşünden daha cazip gelirdi. Yine de gerekirse dövüşürdü.
Hiçbir
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (VII. KADEHLER ARASINDA… YÜKSELSİN KALPLER!)
VII. KADEHLER ARASINDA… YÜKSELSİN KALPLER![1]
Çeviren: Deniz Gökduman
“Şarapla ayaklanmak, — iyi yürümek için iyi içmek, — işte uzun ömür sürmek isteyen neşeli insanların mottosu.”
“Şarapla ayaklanmak” Courbet’nin de parolasıydı. Çok içerdi ve çok üretirdi.
Münih yolculuğu onun için çifte bir zafer oldu. Resimleri büyük beğeni topladı. Ama ondan da önemlisi, bira içme başarısıydı: herkesi solladı.
Bu yolculuğu anlatma biçimi çok kendine
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (X. SÜTUN)
X. SÜTUN[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Sütunun yıkılması onu büyük bir sıkıntıya sokmuştu.
Başka şeylerden konuşmayı tercih ediyordu.
Kendisine bu olay hakkında soru sorulduğunda, verdiği cevaplar net değildi. Hatta çoğu zaman birbiriyle çelişiyordu.
Onunla geçirdiğimiz altı ay boyunca ne düşündüğünü asla anlayamadık.
Bazen ileri görüşlü insanlarla bir araya gelirdi.
Onlar, anıtın yıkılışından hayranlıkla söz ederlerdi. İşte o zaman hiç itiraz etmezdi.
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (IX. FIKRALAR)
IX. FIKRALAR[1] Çeviren: Deniz Gökduman
Ressamın içinde her zaman biraz “çırak” vardır.
Atölye gevezeliklerine duyulan sevgi, öyle çok dallanıp budaklanan köklere sahip bir sarmaşık gibidir ki, bir sanatçıyı bundan kurtarmak için aslında aynı anda onun kalbini de söküp almak gerekir.
Çırağın zaferi, taşlamadır.
Şimdi Courbet’nin birkaç hoş aldatmacasından söz
P. J. Proudhon: Sanatın İlkesi ve Toplumsal Amacı III
BÖLÜM III
İdeal Üzerine — Sanatın Amacı ve Tanımı[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Sanatın ilkesini kabul ettik; bu yetinin bizde nasıl ve hangi koşullar altında ortaya çıktığını, yaşamımızda ve uygarlığın bütününde ne denli önemli bir rol oynadığını ortaya koyduk. Sanatçıyı diğer insanlardan ayıran şeyi ve ondan ne bekleyebileceğimizi artık biliyoruz. Peki ya şimdi? Nesnelerde hoşumuza giden, bizi etkileyen, neşe, şefkat, hüzün, kimi zaman da dehşet ya
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (VIII. KAVGALAR)
VIII. KAVGALAR[1]
Çeviren: Deniz Gökduman
Mavi dudaklar ve derideki morluklar, halkın hoşuna giden iki şeydir.
Şarap lekesi ve morarma, en güçlü ve en cesur olanları gösterir.
Bundan ötürü, sürekli sarhoşluklar ve sürekli kavgalar yaşanır.
Courbet, halkın içinden gerçek biriydi. Bununla övünürdü ve haklıydı.
Şaraptan çekinmezdi; ama dayağa daha az yatkındı. Bir kadeh dolusu içki ona bir yumruk dövüşünden daha cazip gelirdi. Yine de gerekirse dövüşürdü.
Hiçbir
E. Gros-Kost: Courbet Zamanındaki Anılar (VII. KADEHLER ARASINDA… YÜKSELSİN KALPLER!)
VII. KADEHLER ARASINDA… YÜKSELSİN KALPLER![1]
Çeviren: Deniz Gökduman
“Şarapla ayaklanmak, — iyi yürümek için iyi içmek, — işte uzun ömür sürmek isteyen neşeli insanların mottosu.”
“Şarapla ayaklanmak” Courbet’nin de parolasıydı. Çok içerdi ve çok üretirdi.
Münih yolculuğu onun için çifte bir zafer oldu. Resimleri büyük beğeni topladı. Ama ondan da önemlisi, bira içme başarısıydı: herkesi solladı.
Bu yolculuğu anlatma biçimi çok kendine






