Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin: Sosyal Psikoloji Açısından Edebiyat ve İktidar (*)

Share Button

the_egyptian_revolution_by_moesherif-d395jn5

Edebiyat ve iktidarı sosyal psikoloji açısından incelediğimizde, öncelikle, iktidarın dar ve geniş tanımlarını ayırmak gerekiyor. Dar tanımıyla iktidar, resmî söylemin sandığa hapsettiği yasama-yürütme-yargı ekseninde gerçekleşen bir olgu. ‘İktidar partisi’ sözü, bu dar tanıma karşılık geliyor. Geniş tanımda ise, iktidar, Foucault’cu bir yorum üzerinden, gücün ve hiyerarşinin olduğu her ilişkide varolan daha geniş bir olgu olarak okunabiliyor. İkinci okumada, en az iki kişinin yer aldığı bir etkileşimde uyulması beklenen toplumsal roller öne çıkıyor. Egemenlerin ‘iktidar’ı dar anlamına kilitlemesinin nedeni, gündelik olanın siyasallığını örtüp onu ideolojik bir perdenin arkasına sürüklemek olarak karşımıza çıkıyor. Bu dar-geniş gerilimi dolayısıyla, egemenler, iktidarı darmış gibi gösterecek kimi araçları gereksiniyor. Bu araçlardan biri, elbette, edebiyatı da kapsamak üzere sanat ürünleri. Dar tanımıyla iktidar ile edebiyat ilişkisi, siyasetçilerin edebiyatla ilişkileri ve edebiyatçıların siyasetle ilişkisi gibi bir ikilik üzerinden tariflenebilir. Böylece, edebiyatçının hangi partiyi ya da örgütü desteklediği ve hatta bunların üyesi ve yöneticisi olduğu gibi sorular, odağımıza yerleşecektir. Aynı biçimde, edebiyat dünyasına etki eden, ancak kendisi edebiyatçı olmayan siyasetçiler de ayrı bir çalışma konusu olacaktır. Geniş tanımla ilerleyen bir iktidar ve edebiyat çetelesi ise, edebiyatın ve edebiyatçıların toplumsal ezim (zulüm), baskılar ve güç asimetrileri (ezilenler ve azınlıklar) karşısında (ve/ya da yanında) nasıl bir konum aldığı üzerinden ilerleyecektir. Bu açıdan, edebiyata dışarıdan etki eden güç olarak iktidar, edebiyata içkin olan iktidar ve edebiyatın perçinlediği dar ve geniş tanımlı iktidar gibi bir üçleme, anlamlı olacaktır.

İktidar by Ozan Aras

Kültürel egemenler, medyada parlatılma ve yayın, reklam, eleştirmen, ödül ve statü (örneğin devlet sanatçılığı, cumhurbaşkanlığı ödülü; “Türkiye’yi temsil eden büyük edebiyatçı” tarzı uluslararası bir ikona çevirmeler vb.) desteği ile iktidarlarını sürdürüyorlar. Egemenlerin, dışarıda bıraktıkları edebiyatçıların yapıtlarının içeriği ve edebiyatçıların örgütlenmesi üstünde etkili olduğu biliniyor. Sansür, otosansür, hukuksal yaptırımlar ve etkinlik engellemeler gibi durumlar, ilk akla gelenler.

Edebiyatın içeriğine daha derinlikli bir bakış için, sosyal psikolojide, son dönemlerde üzerinde birçok çalışma yapılan yetkecilik (otoriteryenlik), toplumsal baskınlık ve sistemi meşrulaştırma kavramlarını anmak, yerinde olacak. Toplumsal hiyerarşileri yansıtan, onları yücelten ve/ya da onları yıkımsız/cezasız bırakan; açıkça hiyerarşik (ayrımcı, ırkçı vb.) ya da örtülü hiyerarşik (“insanlar eşit olamaz düşüncesi”) olan araçları sık sık kullanan; kişiliklerin iç dünyalarına vurgu ile hem iktidarı dar tanımla sınırlandıran hem de apolitiklik iddiasında bulunan kimi edebiyat ürünleri, bu üç sosyal psikolojik kavram için oldukça zengin bir malzeme sunuyor.

Nazilerin dünyaya korku saldığı dönemlerden bu yana yapılan yetkecilik çalışmaları, son dönemlerde, çeşitli uyarlamalar ve düzenlemelerden sonra, bugün incelmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor. Son çalışmalarda, yetkeciliğin üç boyutlu olduğu bulgulanıyor: Yetkeci boyun eğme, yetkeci şiddet ve gelenekçilik. Egemenlerin edebiyatı, bir sürü gibi yönetilen kitlelerin güç figürlerine kayıtsız şartsız boyun eğmesini, bunu yapmayanların cezalandırılmasını ve geleneklere uyulmasını vaaz ediyor. Başkişi, yasalara karşı gelirse, başına gelmedik kalmıyor. Kötüler, çoğu kez, güç figürlerine boyun eğmeyenler olarak resmediliyor ve ‘suçlar’ı cezasız kalmıyor.

İktidar by S. Ceren Ceylaner

Toplumsal baskınlık kavramı ise, edebiyatta kişilerarası ve gruplararası eşitsizliğin eleştirel olmayan bir üslupla verilmesi, hatta yüceltilmesi ve toplumsal değişim olasılıklarına açık kapı bırakmak yerine umutsuzluk aşılanması gibi bir dizi görüngü üzerinden yorumlanmaya uygun. Toplumsal baskınlık kavramı, şu tür ifadeler üstünden inceleniyor:

“- Bazı gruplar diğerlerinden daha değerlidir.
– Grubunuzun istediklerini elde etmek için bazen diğer gruplara karşı güç kullanmak gereklidir.
– Hayatta istediğini elde etmek için, bazen diğer grupların üstüne basmak gereklidir.
– Bazı grupların üstte bazı grupların ise altta olması belki de iyi bir şeydir.”

Toplumsal baskınlıkla birlikte değerlendirilebilecek sistemi meşrulaştırma kavramı, temelde, toplumsal kimlik kuramına dayanıyor. Bu kurama göre, birey, kendini ve ait olduğu grubu yücelten tutum ve davranışlara sahip. Kötülükler, “bizden olmayanlar”a yansıtılıyor; böylece, “bizden olanlar”ın tertemiz olduğu yönünde, bir kendini idealize etme süreci söz konusu oluyor. Toplumsal baskınlık kuramı ise, buna bir tuğla daha ekleyip toplumda hiyerarşinin altında olanların, üstte olanları yücelttiğini gösteriyor. Sözgelimi, toplumsal kimlik yaklaşımı açısından, yoksulların, kendilerini yüceltip zenginleri kötü kişiler (insanlığı kalmamış, duygusuz kişiler) olarak görmeleri beklenirken (kimi zaman bunu yapıyorlar ama her zaman değil); onlar, tersine, zenginleri (‘bizden olmayanlar’) yüceltip kendilerini aşağılıyorlar. Arabesk edebiyat, tam da bundan doğuyor. Sistemi meşrulaştırma kuramı, toplumsal baskınlık kuramındaki hiyerarşiyi destekleyici mitler kavramıyla aynı çizgide, ezilenlerin ezenleri yüceltmesine yol açan kimi araçlar olduğunu ileri sürüyor. Edebî anlatılarda, tarihsel olarak, bizden olmayanların kötülenmesinden (“Ben sana “vezir olamazsın” demedim, “adam olamazsın” dedim.), bizden olmayanların yüceltilmesine (“Zenginin malı, züğürdün çenesini yorarmış.”) doğru bir geçiş olduğu söylenebilir. Aynı biçimde, ezilenlerin boyun eğmeyip er ya da geç hakkını aradığı anlatılardan, ezilmenin (yoksulluğun) mutlaklaştırıldığı bir anlatı tarzına geçiş de söz konusu.

Bu üç sosyal psikoloji kavramı dışında (yetkecilik, toplumsal baskınlık ve sistemi meşrulaştırma), edebiyat ürünleri, öğrenilmiş çaresizlik, öğrenilmiş güçlülük, adil dünya inancı ve yüklemleme gibi diğer kavramların sağladığı bakış açısıyla içerik çözümlemesine uğratılabilir. Bu çalışma, birkaç kitap oylumu kadar çok yer ve zaman isteyen bir edebiyatın ve iktidarın sosyal psikolojik çözümlemesi çabasının ön-notları gibi okunabilir. Bu kavram dizisi, birçok edebiyat ürününü tartışmak için, oldukça kapsamlı bir çerçeve sağlıyor. Bundan sonraki çalışmalarda, bu kavramlar dizisi üzerinden yapılacak edebiyat incelemelerinin Gramsci, Althusser, Bourdieu ve Foucault’nun görüşlerini geliştirmek gibi ek bir olumluluğu da bulunuyor.

(*) Bu yazıda dile getirilen sosyal psikolojik kavramların daha ayrıntılı tartışılabilmesi için, aşağıdaki metinler okunabilir:
Gezgin, U.B. (2013). Anaakım Psikolojinin Eleştirisi: Direniş ve Psikoloji. Biamag, 5 Ekim 2013.
http://www.bianet.org/biamag/siyaset/150397-anaakim-psikolojinin-elestirisi-direnis-ve-psikoloji

Gezgin, U.B. (2013). Politik Psikoloji Notları: Siyasal Şiddet ve Gruplararası İlişkiler. Bianet, 25 Eylül 2013. http://www.bianet.org/bianet/siyaset/150156-politik-psikoloji-notlari-siyasal-siddet-ve-gruplararasi-iliskiler

Gezgin, U.B. (2013). Ana Hatlarıyla Politik Psikoloji: Otorite, Liderlik ve İdeoloji. Evrensel Gazetesi, 15 Eylül 2013, http://www.evrensel.net/news.php?id=67939

Gezgin, U.B. (2013). Ezilenlerin Politik Psikologları Neler Yapar Neler Yapmaz?: Tarih, Yöntem ve Ötekiler. Bianet, 5 Eylül 2013. http://bianet.org/bianet/siyaset/149640-ezilenlerin-politik-psikologlari-neler-yapar-neler-yapmaz

Gezgin, U.B. (2013). Direnişin Politik Psikolojisi: Kalabalıklar ve Kitleler. Bianet, 24 Ağustos 2013. http://www.bianet.org/biamag/siyaset/149395-direnisin-politik-psikolojisi-kalabaliklar-ve-kitleler

Gezgin, U.B. (2013). Sosyal Psikoloji’nin Gezi Merceğinden Eleştirisi. Bianet, 7 Ağustos 2013.
http://bianet.org/bianet/siyaset/149016-sosyal-psikoloji-nin-gezi-merceginden-elestirisi

Gezgin, U.B. (2013). Gezi’nin Psikolojisini Anlamak: İçeriden ve Dışarıdan Bakışlar. Bianet, 27 Haziran 2013.
http://bianet.org/bianet/siyaset/147985-gezi-nin-psikolojisini-anlamak-iceriden-ve-disaridan-bakislar

Gezgin, U.B. (2013). Direnişin Psikolojisi: Kibir Sendromu Tezi Aslında Neleri Örtüyor? Bianet, 20 Haziran 2013. http://bianet.org/bianet/siyaset/147757-direnisin-psikolojisi-kibir-sendromu-tezi-neleri-ortuyor
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/direnisin-psikolojisi-kibir-sendromu-tezi-neleri-ortuyor-h37002.html

Gezgin, U.B. (2013). Gezi Direnişi sonrası ezilenlerin psikolojisi. Bianet, 9 Haziran 2013. http://bianet.org/bianet/siyaset/147384-gezi-direnisi-sonrasi-ezilenlerin-psikolojisi

Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır