Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Sanatın Sosyal Psikolojisi

Share Button

 

 20 Şubat 2015,
ulasbasar@gmail.com

‘Sanatın sosyal psikolojisi’ dediğimizde, sanata bireylerin bireysel psikolojileri yerine, onların toplu hâldeki psikolojilerine odaklanan bir psikolojiden bakmış oluyoruz. Bu bireyler, sanatçı bireyler de olabilir; sanat dostları da; sanatın fiziksel (örneğin, resim malzemeleri, kâğıt, kamera, giysi, sahne, müzik aletleri, taş vd.) ve düşünsel (sanatçıların becerileri, birikimleri, donanımları, eğitimleri, hazırlıkları vd.) hammaddelerinin sanat ürününe ya da ürünlerine dönüşmesi sürecinde katkısı olanlar ve sanat ürününün sanat severlere ulaşmasına aracı olanlar da (örneğin, eleştirmenler, köşe yazarları, küratörler, sanat yönetmenleri, sanat merkezinin/galerinin/ tiyatronun yöneticileri ve çalışanları vd.)… Dolayısıyla, aslında, bir sanatçının tek başına verdiği yapıtlarda bile çok sayıda insanın rolünden bahsediyoruz. Söz konusu olan, bütün bu insanların birbirleriyle etkileşiminden doğan ve bireylerin toplamını aşan bir durum. Sanatın üretim zincirinin bu oyuncuları birbirleriyle (örneğin, eleştirmenin görüşünün sanatseverleri etkilemesi) ve kendi içlerinde (örneğin, bir eleştirmenin diğer eleştirmenin görüşünü etkilemesi) etkileşim içerisinde olmasalardı belki de, sanatın sosyal psikolojisinden söz edemeyecektik. Ancak, bu iki tür etkileşimin varlığı, aslında bize çok zengin bir sosyal psikoloji içeriği sağlıyor.(1)[1]

Bu içerik açısından öne çıkan sorulara odaklanalım:

 Toplumsal Social_Planet_by_Falbanka

Toplumsal ve Topluluksal Duygular:

Sanatın ham maddeden sanat ürününe ve sanat ürününden sanatsevere doğru uzanan üretim zincirinde duyguların rolü nedir?

Sanat yapıtları hangi duyguları uyandırırlar, bu duyguların özellikle sinema, tiyatro ve dans gibi topluluk sanatlarındaki etkileri nelerdir?

Sanatçının yaratım süreçlerinde duygu ile teknik ilişkisini nasıl formüle edebiliriz? (“başkasının zihinsel süreçleri hakkında akıl yürütmek” biçiminde özetleyebileceğimiz ‘zihin kuramı’ kavramı, bu bağlamda kullanılabilir. Örneğin, “şöyle bir öğe kullanırsam, yanlış anlamalara yol açabilir” vd.)

Belli ölçülerde içtenlik beklenen sanatlarda (örneğin yazın) duygu ile teknik karışımını daha farklı olarak mı tariflemeliyiz?

 The_Grass_Will_Always_Be_Green_by_deadasyoureyes

Toplumsal ve Topluluksal Beklentiler:

Sanatçıyla ve sanat yapıtıyla ilgili beklentilerin yukarıda anılan üretim zincirinin çeşitli öğeleri üzerindeki etkileri nelerdir?

Bir sanatçının yapıtlarının bir süreklilik içinde incelenmesinin (örneğin, “yeni albümünde hayal kırıklığına uğradık” sözü) ya da birbirinden bağımsız olarak incelenmesinin olumlu ve olumsuz yanları neler olabilir?

Sanatın üretim sürecinde, yapıt bitmeden önce yapıtla ilgili olarak sunulan bilgilerin etkileri nelerdir?

 kalıp yargı Those_crazy_artists____by_Culpeo_Fox

Toplumsal ve Topluluksal Kalıpyargılar:

Sanata ve sanatçıya yönelik kalıpyargıların sanat yapıtının sanatseverler tarafından alımlanmasındaki rolü nedir? Genel ilkeler çıkarılabilir mi yoksa her bir örnek için özel çıkarsamalar mı sözkonusu?

Sanatçıya yönelik genel kalıpyargıların (örneğin, “sanatçılar biraz delidir” vb.[2](2) ), orta düzey yargıların (örneğin, “Roman sanatçılar hep neşeli olur”, “Aleviler çok iyi saz çalar zaten” vb.) ve özel kalıpyargıların (örneğin “falancanın tüm yapıtları anlaşılmamak üzere üretilmiş” vb.) doğrudan ve etkileşimli etkilerini nasıl kavramsallaştırabiliriz?

 

Grup Kimliği ve Sanat:

Sanatçının sanatseverlerle bir toplumsal grup aidiyeti ilişkisi içerisinde olmasının (örneğin, Karadenizli sanatçının Karadenizliler tarafından beğenilmesi) sanatın ve sanatçının alımlanmasındaki olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?

Grup aidiyetinin tutkalının daha da katılaştığı dönemlerde (örneğin siyasal kutuplaşma) sanat yapıtlarının niteliğinde ne tür farklar gözlemlenmektedir?

(Bu sorular, film, yazın ve tiyatro gibi anlatısal sanatlar için, kurgusal dünyada temsil edilen grup kimliklerine odaklanılarak genişletilebilir.)

 Deniz Gökduman, Yumurtadan Sürpriz Çıkabilir,

Tüketim Amaçlı Sanat, Yatırım Amaçlı Sanat ve Kendinde Sanat

Sanatseverler içerisinde, tüketim amaçlı sanat (örneğin, evde misafirlere göstermek için tablo satın almak), yatırım amaçlı sanat (örneğin, genç ressamlardan umut vadettiği düşünülenlerin tablolarını daha sonra kazanç sağlamak için şimdiden satın almak) ve (sanata tüketim ve yatırım gibi ekonomik amaçların ötesinde daha yüksek düzeyde düşünsel bir değer biçmek anlamında) kendinde sanat diye özetleyebileceğimiz üç sanatsever tipolojisini etkileyen toplumsal ve topluluksal etmenler nelerdir? (Örneğin, “falanca da evine tablo almış” ya da “filanca falancanın tüm tablolarını alıp 20 yıl sonra satmış bu evi almış” diyorlar” ya da “geçende gazetenin kültür-sanat sayfasında okudum; önemli bir filmmiş” vb.)

 

Telafi Olarak Sanat

Sanatın çocukluğu ya da genel olarak yaşamı kötü gitmiş kişilerin telafi düzeneği olarak algılanmasının Freud’gil yaklaşımların etkisi dışında ne tür bir altyapısı olabilir? (Örneğin, “sanatçılar mutlu olamıyor; başlarına gelmedik kalmıyor. İyi ki sanatçı olmamışım” düşüncesi.)

Medyada sanatçıların (ya da ‘ünlülerin’) mutsuzluğuna vurgu yapan temsiller ve anlatılar da bu bağlamda incelenebilir.

 

Sanat ve Güdülenme

Sanatçının/sanatçıların güdülenme kaynakları nelerdir? Ne tür genel toplumsal koşullar sanatçılığa özendirir? Ne tür özel toplumsal koşullar sanatçıyı sanata yönlendirmiştir?

Ayrıca, sanatseverleri sanata yönelten toplumsal etmenler nelerdir? (Yukarıdaki 3 tipolojinin karşılamadığı bir ‘diğer’ seçeneği var. Örneğin “eğlenmek için”, “vakit geçirmek için”, “stres atmak için”, “arkadaşlarıma ya da yaşıtlarıma zeki, bilgili, duygusal vd. olduğumu göstermek için” sanata ilgi duymak vb.)

 

Sanatçıyla ve Kurgusal Kişiliklerle Özdeşleşme

Sanatçıyla ya da anlatısal sanatlar düşünülürse kurgusal kişiliklerle özdeşleşme süreçleri hangi ögelerden oluşmaktadır ve bu süreç, sanatın ve sanatçının alımlanmasını hangi biçimlerde etkilemektedir? (Bu sorular ergenlik ve gençlik dönemlerinde daha da önemli.)

 Fazıl Say

Diğer Sorular

Bunların dışında, anlatısal ve gösterisel sanatlar ayrımı üzerinden, bir iletişim aracı olarak sanat konulu çalışmalar yapılabilir. İkinci bir konu, genel olarak sanata ve özel olarak belli sanatçılara yönelik tutumlar olabilir. Bunlar nasıl oluşur ve nasıl değişir (örneğin Ahmet Kaya ve Fazıl Say’a yönelik tutumlardaki değişmeler)? Üçüncü konu, sanatın ve sanatçının sanatseverlerin kişisel yaşamları üzerindeki etkileri olabilir. Dördüncü bir konu, göstergebilim açısından bir gösterge olarak sanat izlekli ürünlerin kullanımı (örneğin, tişörtler) olabilir. Bir diğer konu, sanata ilişkin olarak karar verici konumda olanların (örneğin küratörler, yapımcılar, sanat yönetmenleri, ilgili müdürlükler ve bakanlık yapıları vd.) karar verme süreçleri üzerindeki toplumsal ve topluluksal etkiler olacaktır (örneğin, falancanın şikayetiyle filanca oyunun programdan çıkarılması ve daha da önemlisi, sanatçı olmayan ve hatta sanatsever bile olmayan bürokratların sanat hakkında yetkili olabilmesi). Altıncı konu, metaforlar ve topluluksal temsiller olabilir. Yedinci konu, insanların duygu durumlarının (yani günlük ya da saatlik olarak geçici duyguların) sanatı alımlama süreçlerine etkileri olabilir. Konular bu biçimde daha da genişletilebilir.

TOBAV

Bitirirken

Bitirirken şu soruna dikkat çekmeli: Bu yazıda, birkaç noktayı saymazsak, ideal bir toplumu tarif eder gibi olduk. Böylece, kurguladığımız sanatın sosyal psikoloji kavramsallaştırması, siyasal ortam gibi dış bağlam öğelerine odaklanmamış oldu. Bunu yazı bütünlüğü nedeniyle böyle yaptık. Yazıda sanatın üretim zinciri modelinden yararlandık. Sanatın ham maddelerinden sanat ürününe geçiş ve oradan da aracılar üzerinden sanatseverlerle buluşma gibi yalın bir model üstünden yol aldık. Ancak, bu modelde çok önemli bir eksik var: O da, sanatın üretim zincirini zayıflatan öğeler. İlk akla gelenler, sansür, maddi olanaksızlıklar ve ödeneklerin kesilmesi, basılan resim galerileri, sanat eğitiminin geri plana itilmesi, sanatçıların karar verici konumlardan uzaklaştırılmaları vd. Ayrıca, modelimizde sanatseverlerden bahsettik; oysa bu modelin dışında, sanatla ilgili net bir konumu olmayan, sanata kayıtsız kalan ya da seçim diliyle konuşursak ‘kararsız bir seçmen kesimi’ni oluşturan bir toplum yapısı var. Onlardan daha az sayıda; ama onlardan daha etkili olup modelde yer almayan diğer kesim ise, sanat düşmanları… Onlar tek bir sözleriyle dev heykelleri bile yıktırabiliyorlar.  Sanatın sosyal psikolojisi, sanat dostları yanında sanat düşmanlarını da araştırma konusu yaparak, kapsamını genişletmiş ve böylece akademik bir alıştırma havasından çıkıp gerçekliğe daha da yakınlaşmış bir nitelik kazanmış olacak.



[1] Bu içerik dışında psikoloji tarihinin ilk yıllarından başlayarak, görsel ve işitsel algı deneyleri yapıldığı biliniyor. Son dönemlerde özellikle müzik algısına odaklanan bu araştırma hattı, diğer sanatları kapsamak üzere genişletilebilir.
[2] Bu arada, genel okuru düşünerek şu açıklamayı yapmalı: Burada kasıt, kültür endüstrisinin bir parçası olarak, fabrikadaki seri üretim gibi yeterince özenilmemiş çalışmalar çıkaran televizyon sanatçıları değil. “Sanata yeterince kaynak ayrılmıyor” sözündeki kasıt da, bir tüketim malı olarak ‘sanat’ üretenler değil; ticarileşme ve seri üretim süreçlerinin dışında kalanlar. 
Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır