Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Latin Amerika Film Festivali’nin Bir Kez Daha Ardından

Share Button

phim

13.11.2015 Hanoi, ulasbasar@gmail.com 

Peru, Arjantin, Küba, Kolombiya, Şili, Meksika, Panama, Uruguay and Venezuela büyükelçiliklerinin ortak olarak Vietnam’ın başkenti Hanoi’da düzenledikleri 3. Latin Amerika Film Festivali bu yıl her ülkeden bir filmin gösterimiyle gerçekleştirildi. Bu yazıda filmlerle ilgili kısa yorumlarımızı paylaşıyoruz. Geçen yıla göre daha az katılım gözlenen festivalde  yine de izlemeye değer filmler vardı (geçen yılın yorumları için bkz. http://kolajart.com/wp/2014/10/12/doc-dr-ulas-basar-gezgin-latin-amerika-film-festivalinin-hanoi-ardindan/ ).

SIGO SIENDO

 

SIGO SIENDO / I’M STILL HERE (Peru)

Bu filmde, Peru’nun Quechualar (İnkalar) ve Afro-Perulular başta olmak üzere değişik etnik gruplardan müzisyenlerini izliyor; onların özellikle geçmişlerine odaklanıyoruz. Aslen belgesel olan film, üst ses ve bant yazı gibi klasik belgesel öğeleri taşımayıp bir rüyadaymışız gibi görsel olarak akıp gittiğinden, bilgilendirme dili yerine anlatı diline daha çok yaklaşıyor; kendini bir belgeselden çok kurmaca bir film gibi izletmeyi başarıyor.

Filmde anlatılan Peru, muhteşem müzikleriyle bir sanat ütopyası olarak karşımıza çıkıyor. İnkaları da içeren fakat onların ötesine geçen bir halk olan Quechuaların müzik zevkleri, sömürgecilerin getirdikleri çalgılarla içiçe geçip muhteşem bir karışım oluşturmuş. Eşek sırtında ve araba üstünde taşınan harp, dansta elinde Anadolu’daki kaşık oyununda olduğu gibi demir makas oynatacak olan dansçının dağ başındaki kutsal pınarda kutsanması, yüzlerce yıllık ağaçlar arasında ve sisler içinde kürek çeken yaşlı kadın gibi imgelerle film görsel bir şölen sunuyor.

Quechua kemancı, Peru’nun başkenti olan Lima’dan, kalabalık ve gürültülü büyükşehirden geleneksel festival için köyüne döner, her yıl yaptığı gibi. Biz de onun yolculuğuna eşlik ederiz. Doğduğu eve gelir, annesi babası çoktan ölmüştür. Onun küçükken beşiğini sallayan komşu teyzesi ise çok yaşlanmıştır ama hâlâ dinçtir. Bu yoksul köye devlet hâlâ su vermemektedir; yağmur yağarsa karınlar doymakta, yoksa aç kalınmaktadır. Bu kurak yerde neyse ki pınarlar vardır ve dikenli incir (kaynana dili, kaktüslerin kırmızı meyvesi) bolcadır. Festival hazırlıkları yapılır; pançolar ve dansçılara özel giysiler hazırlanır. Festival her zamanki gibi coşkulu geçer. Yediden yetmişyediye herkes vardır kutlamalarda. Makas dansını ilk kez yapan dansçı kız herkesi coşturup rüştünü ispatlar (Makas Dansı için bkz.https://www.youtube.com/watch?v=CW17klF3BWM). Daha sonra Lima’daki Afro-Peru müziğiyle muhteşem bir şölene davet ediliriz. Yalnızca sokak sakinlerinin girebildiği kapılı sokaktaki şenliklere ve kutlamalara tanık oluruz. Filmin tanıtımı ve çeşitli parçaları Youtube’dan izlenebilir (bkz.https://www.youtube.com/watch?v=O07NXc6-BzM ;https://www.youtube.com/watch?v=C9OeWbSZ-W0 ;https://www.youtube.com/watch?v=nsxvHH1Ss8E ;https://www.youtube.com/watch?v=gwhaRbj-iiY;https://www.youtube.com/watch?v=gwhaRbj-iiY&list=RDgwhaRbj-iiY;https://www.youtube.com/watch?v=UazKyzoxY2M vb.).

DEL OMOR Y OTROS DEMONIO

 

LOVE AND OTHER DEMONS / DEL OMOR Y OTROS DEMONIO (Kolombiya)  

Gabriel Garcia Marquez’in romanından uyarlanan filmde Marquez’in birçok romanında görüldüğü gibi toplumsal eleştiri, aşk ve yasak aşk anlatıları içiçe geçmiş durumda. ‘Kolera Günlerinde Aşk’ kadar ilgi çekici bir film olmasa da, üstadın eseri olması dolayısıyla merak uyandırıp kendini izletiyor.

JOURNEY TO A COUNTRY THAT DOESN’T EXIST

 

JOURNEY TO A COUNTRY THAT DOESN’T EXIST (Küba)

‘Varolmayan Ülkeye Yolculuk’ adlı yarı-belgesel yarı-kurmaca film, tek başına, Küba’dan olması ve gizemli başlığıyla fazlasıyla ilgi uyandırıyor. Film izlendikten sonra, filmin adının içeriğiyle ne kadar uyumlu olduğu ortaya çıkmış oluyor. Film, Vietnam’a savaş sırasında ve hemen sonrasında çeşitli çekimler için gitmiş olan Kübalı bir kameramanın 40-45 yıl sonra yeniden gidişinin öyküsü. Kübalı, Ho Amca’yla öldüğü yıl röportaj yapmayı başarmış; sonrasında Fidel’in Vietnam Halk Ordusu askerlerini ziyaretini görüntülemiş (Fidel’in savaş sırasında Vietnam askerlerini tek ziyaret eden devlet başkanı olduğu söyleniyor); cepheye giden askerleri, bombardıman altındaki Hanoi’u, Vietnamlı topçu genç kızların topları ateşlemeden önceki yüz ifadelerini ve savaştan hemen sonra kente ilk otelin yapılışını (Zafer Oteli) vb. de görüntülemiş. Belgeselde eski siyah-beyaz görüntülerle ülkenin 2013’teki hali birlikte veriliyor. Filmin adı ‘Varolmayan Ülkeye Yolculuk’ çünkü 80’lik kameramanın karışık duygular içinde söylediği gibi, “eskiden bir Vietnam vardı; artık yok; Ho Amca’nın dediği gibi savaştan sonra on kat yüz kat daha güzel olmuş Vietnam”; ama öte yandan kameraman bu kadar çok gökdelenle ve yüksek yapılarla kentin kendisinin gölgede kalmasına da hafiften itiraz ediyor. Bu film ne yazık ki Vietnam gençliği için bir anlam ifade etmiyor; ama dünyanın dört bir yanından solcular için ve Vietnam’daki ve diğer ülkelerdeki 68 ve 78 kuşağı için etkisi büyük. Kuşaklararası makas fazlasıyla açılmış durumda.

PARAISO

 

PARADISE / PARAISO (Meksika) 

Film, Meksika’nın küçük bir şehrindeki kilolu bir çiftin büyük şehire taşınma hikayesi. Şehir ışıkları mutluluk mu getirecektir kavgalar mı? Güldürü yanı güçlü olan bir film; ancak bu filmin obezliğin daha yaygın olduğu ABD gibi ülkelerde daha fazla ilgiyle izleneceğini tahmin edebiliriz; çünkü filmde normal kiloda olan bir izleyicinin özdeşlik kurabileceği bir ana kişilik yok. Bu da, onu ortalama bir izleyicinin gözünde “tombulların düştüğü komik haller” tarzında bir alay etme filmi düzeyine düşürebiliyor. Bunun ötesinde, film, Meksika’ya ilişkin olarak çok az şey söylüyor/anlatıyor. Daha çok evrensel bir ‘tombulluk anlatısı’na yöneliyor. Bu da, bir Latin Amerika Film Festivali için bu filmin ne kadar uygun olduğu noktasında soru işaretleri uyandırıyor.

BURWA DII EBO

 

THE WIND AND THE WATER / BURWA DII EBO (Panama)

Film, büyük şehre göçen Panamalı bir yerli ergenin öyküsü. Anlatı, imkansız aşkla içiçe geçerek kimlik sorununu öne çıkarıyor. Yerli erkek ergen taşrada yerli kültürüyle büyürken, yerli kız ergen büyük şehirde asimile oluyor; görüntüsü yerli gibi olsa da gerçekte bir beyaz gibi yaşıyor (bu tür yaşantılara ‘hindistan cevizi’ deniyor; ‘dışı kahve içi beyaz’ anlamında). Kendi kültürel köklerine burun kıvırıyor, herkes onun yerli olduğunu bilse de kendini beyaz sanıyor ve tek hayali büyük şehrin büyük bir modeli olup bilbordları süslemek. Bu özenti yaşantı, kızın hiç görmediği dedesinin ölmesi ve böylece köylerini ziyaret etmeleriyle yavaş yavaş da olsa değişiyor. Bu açıdan, film bir olgunlaşma öyküsü olarak değerlendirilebilir. Kentsel dönüşüm, yeşil katliamı vb. gibi konuları işleyen filmde Türkiye’de yaşananlara dair bir tat almak olası. Kızın babasının yerli bölgesini rant kapısına çevirmeyi hedefleyen şirkete çalışması olumlu anlamda bir Yeşilçam hissi bile uyandırıyor. Olo Amca’yla mütahhitin konuşması, fazlasıyla ‘Mandıra Filozofu’ filmini anımsatıyor. Yerlilerin beyazları Latino olarak adlandırmaları ve yenidoğanın göbek bağını yerli toprağına gömme geleneği gibi öğeler filme insanbilimsel bir yön de kazandırmış. Bu filmin tek sorunu, hikayenin ortasında bitmişmiş gibi bir hava vermesi… Belki devam filmi çekilebilir…

Whiskyposter

 

WHISKY (Uruguay)

Film, çorap fabrikası (daha doğrusu atölye) sahibi bir Uruguaylı Yahudi patronla kadın ustabaşı arasında geçen bir hikaye. Bir tür peri masalı. Güldürüyor ama sorgulayıcı bir film olmaktan uzak. Uruguay’a özgü bir konu da işlemiyor. Patronun annesi ölür; patron yurtdışında yaşayan kardeşini durumdan haberdar eder; abi-kardeş birkaç gün geçirirler. Olaylar gelişir…

METEGOL

 

METEGOL / UNDERDOGS (Arjantin) 

Film, çocuklara yönelik bir canlandırma (animasyon) çalışması. Tüm anlatı bir langırt oyunu üstüne dönüyor; filmin adı da (‘Metegol’) buradan geliyor. Bir çocuğun gözünden alımladığımız anlatıda langırt oyuncuları canlanıp gerçek futbolculara dönüşüyor. Filmin birkaç ay önce Türkiye’de de gösterime girdiğini not edelim (bkz.http://www.sinemalar.com/film/123425/metegol ).

LIBERTADOR

 

THE LIBERATOR / LIBERTADOR (Venezuela) 

Adını ‘Özgürleştirici’ ya da ‘Kurtarıcı’ olarak çevirebileceğimiz film, Venezuela halkının kurucu lider olarak büyük saygı duyduğu Simon Bolivar’ın yaşamına ilişkin bir başka film. Venezuela geçen yıl da festivale aynı konudaki başka bir filmle katılmıştı. Ancak geçen yılki film, ilgili yazıda belirttiğimiz gibi, Bolivar’ın sürgündeki sönük yıllarına odaklanıyor ve kahraman olarak Bolivar’a değil, zaaflarıyla eksikleriyle insan olan Bolivar’a çeviriyordu kamerasını. Bu filmde ise, kahraman olarak parladığı yıllara daha fazla ağırlık verildiğini görüyoruz.

LA BUENA VIDA

 

THE GOOD LIFE / LA BUENA VIDA (Şili) 

Film, Şili’nin başkenti Santiago’dan 4 kişinin öyküsü: Bir psikolog, bir berber, bir müzisyen ve büyük şehire direnen bir kadın. Bir “hayaller Madrid gerçekler Mardin” filmi. Hayat, beklentilerimizi karşılamaktan uzak.

****

Yukarıdaki yapımlar içerisinde, Peru, Küba ve Panama yapımları özellikle önerilir. Peru yapımı, etnomüzikoloji izleğiyle görsel ve işitsel bir şölen sunan akıcı anlatısıyla etkileyici olmayı başardığı için; Küba yapımı, 40-45 yıllık Vietnam karşılaştırmaları için ve Panama yapımı ise, kimlik, asimilasyon ve kentsel dönüşüm gibi konuları başarılı bir biçimde işlediği için. Bu filmlerin Türkiye’de gösterilmesi sinemaseverler için özellikle uygun olacaktır.

Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır