Utku Varlık: Yön Göstergeleri

Share Button
Utku VARLIK

Utku VARLIK

http://utkuvarlik.blogspot.com/

http://www.utkuvarlik.eu

Uzun bir süredir gazete, dergi, internet vs. gözüme ilişen, ilginç olmaktan öte beni sinirlendiren ya da gerekliliği adına kafa yorduran tüm etkinlikleri bir kenara yazarım; bazen kendiliğinden buharlaşırlar yani unuturum ama genellikle uzun bir süre sonra bulduğumda aktüalitesi geçmiş olur. Bu kez dergiden kopardığım iki sayfayı tekrar bulduğumda, sürekli kendime sorduğum; gelecek adına ürettiğim düşüncelerin belki en absürt olanı yine ortaya çıktı: “Gereksizliği nasıl saklayacağız?” Özellikle önemli galeriler, müzeler, retrospektifler, koleksiyonlar, tüm gördüğüm resim, pentür vs. acınacak boyamaların, önemli sanat lobilerinin kanalize ettiği “yön göstergeleri”yle müzelerde, arşivlerde, depolarda saklanıp ileride bir “meta” olacağının küçük hesaplarını yapanlar, “bir gün belki” düşlerinin bir karabasan olduğunu çok geçmeden anlayacaklardır. Modern, çağdaş hoşgörüsü geçerli olmayacaktır beceriksizliğe. Tecim çarkları hâlâ bu bayağılıklar için dönüyorsa, para güçleri ve bunların patronları; gerçek estetler ve yargıcılarsa, bir polaroit  fotoğraf, bir kaniş balon, boş bir tuval milyonlarca dolara alınıp satılıyorsa, sanatın “idea”sı çarpıtılmıştır. Çağdaş sanatta düşünseme kuramı diye ortaya atılan ve de yalnızca pandomim misali bununla yetinen, giderek bienallerin vitrini olan “konsept”, resim vs. adına yapılan fukaralıkların gözünü boyamadır. Unutmayalım bu bienallerde bir zamanlar görsel sanat sergilenirdi!

1

Söz konusu genç bir Fransız ressam bayan Clair Tabouret,  -ama buna benzer otuz, otuzbeş yaşlarında birçok ressam var – genç kuşağın en gözde ressamlarından biri, çünkü koleksiyoner François Pinault’nun ve de Agnes B’nin himayesinde dünyanın en seçkin mekânlarında, Palais Grassi- Venedik, NewYork’ta… Son sergisi Yoko Ono ile Villa Médicis’de 2 temmuza kadar… Sergi daha sonra Shanghai’a yola çıkacak. Bu röportaj: bir süredir Los Angeles’a yerleşen sanatçının atölyesinden fotoğraflar içeriyor; devesa bir mekânda ,- 400 metrekare  -, Kaliforniya ışığında boyadığı büyük tuvaller, örneğin 4, 5 metre boyutları ve de ressam bunlarla poz veriyor. Rahatça düşünebileceği boşluğu da Palm Spring yakınlarında bir çölde satın aldığı mekânda yapacakmış. Özellikle oraya gidip gelmenin aracı, 4X4 süper bir jeep vs. Her şey güzel; peki ne boyuyor  bu genç ressam?

2

Claire Tabouret atölye

Çağrışımlar bana diyor ki, pentüre dönüş çok acılı olacak! Paris Güzel Sanatlar Akademisi çıkışlı olanlar; Claire Tabouret gibi, bu okulun uzun bir süredir resim dışında her türlü şamataya açık, conceptuel geçinenlerin yönetiminde pentüre sırt çevirdikten sonra tuvale beceriksiz profesörle yeniden dönen bir kuşaktır. Bunların şansı, düştükleri toprak bereketli; genç Fransız resmini düşleyen mesenlerin, François Pinault gibi, resimden ya da sanattan anlamaları gereksiz; en acemi karalamalar: desen, aptalca boyamalar: pentür olursa, sanat giderek bir hava atmak oluyor!
Yaşadığımız 60’ lı yıllarda ülkenin ekonomik çöküşü nedeniyle resim malzemesi bulmak çok güçtü; kendi yaptığımız şasiler, üstüne gerilen bezin gesso olarak hazırlanmasından sonra çeken bezin tansiyonuna dayanamaz dönerdi. Tüp boya zaten yoktu vs. Bunu konuya sokmamın nedeni yaşadığımız bugün, bu sorunlar tam tersine, bolluğa döndü; resim malzemesi hiç olmadığı kadar çeşitli, kaliteli ve de internetle ısmarladığınızda, atölyenize getirilip, önünüze konuluyor! İşte sorun burada daha da derinleşiyor; ne yapıyoruz ya da nasıl kirletiyoruz yüzeyi bu pahalı malzemelerle?

3

 

Uzun bir süredir tekrar ediyorum; “Bizimle dalga geçiyorlar” dediğimde, beni yanıtlayan kimseyi görmedim; demek “okumak”- “yazmak” bu kadar zor. Resme yaklaşmayı ben resmi okumak adına söylüyorum; eğer saçma sapan akıtılmış akrilik boyalar, çamur gibi boyanmış anlamsız tuvaller, desen olmaktan utanan içi boş, anatomik özürlü figürler çağımız resim sanatını betimliyorsa, ben iki adım geriye çekiliyorum.

Bu röportaj belleğime başka bir takıntı getirdi. Geçen yıllarda -Paris’e Cite İnternational des Arts’a bir süre burslu gelen- genç ressam İhsan Oturmak atölyeme gelmişti, tanıştık ve getirdiği işleri, yaptığı resimleri konuşmuştuk. Belleği Doğu Anadolu’nun peyzajı ve yaşadığı ilkokulda kristalleşmiş; karatahta, tebeşir, siyah önlük, beyaz plastik yaka, sınıf, sıra, bahçe vs. İhsan Oturmak’ın şansı iyi gitti; Paris’de Louis Vuitton fondasyonunun bir sergisine katıldı ve de sonra kimliğini çıkartamadığım Karavil Contemporary’nin sanatçısı oldu. İşte Paris’te sergilediği bu tuvallerin çok benzerlerini Claire Tabouret aynen kopyalamış, bence görmemiş olamaz!

İhsan Oturmak

CLAIRE TABOURET

CLAIRE TABOURET

Conceptuel’in silip süpürdüğü ünlü galeriler artık yok. Bir süre yerini fotoğrafa bırakan, elinde kalan  tuvallerle ayakta durmaya çalışan birkaç galeri de, para güçlerinin kendilerine dikte ettirdiği ne menem bir pentürü sergiliyorlar, çünkü onlardan bu aptalca resimleri alan da yine dikte ettirenler! Öncelikle bugün resim sanatını elinde tutan, “tröst” benzeri hegemonyalar öncelikle dünya modern müzelerini yöneten Gogosian, Ropac vs. gibi galerilerin kendi beğenileri yine aynı kapıya çıkıyor. Burada değinmek istediğim bu büyük “lobi” değil; bir süredir özellikle Fransa’da moda olan “figüratif” pentürün analizi.

Gérard Garouste

Gérard Garouste

Genelikle boyutlar büyük, bu nedenle içi boyanmış acemi desenin ve pentürün fukaralığı hemen kendini ele veriyor ama Gérard Gauroust öyle düşünmüyor; bilge ve mistik, genellikle şizofren, yalancı; deli olduğunu kanıtlarken öte yandan juif olmak için seçtiği konularda bu inancın övgülerini yapan, ünlü olmak adına medyatik tüm olanakları hesaplayan çok kötü bir ressam. Resim değerlerinin çok uzun bir süredir ters yüz edilmesiyle Gauroust şimdi Fransa’nın en ünlü ressamı ve beraberinde genç kuşağı da pentür adına etkiliyor, örneğin son yıllarda Ronan Barrot’un adı çok duyulmaya başladı. Claude Bernard galerisi bile sergilediğine göre demek ben ayrı düşünüyormuşum!

7

Ronan Barrot

Tekrar sanatın İDEA’sına gelirsek; söylemek istediğim bir hesaplamadan öte, ileriye dönük önemli bir kaygı ve buna düşünerek, sınayarak ve nesnel bir inceleme sonucu varıyorum. Bu tekdüze, pentür diye önümüze sürülen çirkinlikler; 20. yüzyılda pentürün yatağını değiştirerek “modern” histerisini yaratanlar ve onların mirasçılarının bir sürecinden başka bir şey değildir. Her gün Picasso’nun başka bir marifetini sergileyip, bu milyonları yemekten usanmayan değnekçileri midemi bulandırıyor ama tüm çirkinliklerin kıyılara vuracağı gün uzak değil, yeter ki bir ekonomik kriz olmaya görsün!

Share Button
Utku VARLIK

Hakkında Utku VARLIK

Sanatsal eğitimine 1961 – 1966 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel atölyelerinde başlayan Utku Varlık daha sonra oyma baskı (gravür) ve taş baskı (litografi) atölyelerinde devam etmiştir. 1970 yılında Paris´e gitmiş, 1971 – 1974 yılları arasında Güzel Sanatlar Ulusal Yüksekokulu´nda George Dayez ile, 1973 – 1975 yılları arasında da Cachan Atölyesi´nde taşbaskı çalışmıştır. Sanat çalışmalarına halen Paris´te devam etmektedir. İlk önceleri dışavurumcu anlatımla figürlerini biçimlendiren Utku Varlık, 1960 ve 1970´lerde dönemin politik yaşamından etkilenerek yaptığı resimlerinde de bu anlatım biçimini kullanmıştır. Sanatçı özellikle 1975´ten sonra dışavurumcu anlatımdan uzaklaşmış ve düşsel bir anlatım biçimine yönelmiştir. Sanatçı için figür, sürekli ve asal olan doğanın yaşayan öğelerinden biridir ve yansımasını doğada bulur.

Yorumlara kapalıdır