Maks Martersteig: Zamanımızın Sanatına Giriş 6

Share Button

Maks Martersteig[1]: Zamanımızın Sanatına Giriş 6

“Zamanımızın Sanatına Giriş” adlı derlemeden, Leipzig, 1920[2]

Çeviri: V. Hippius

Çeviri: Deniz Gökduman

“Metafizik Özlem ve Yeteneklerin Canlanması”

Biz, bu “metafizik özlem ve yeteneklerin canlanmasını”, “yeni Almanya”mız için son derece değerli buluyoruz ve onu, ruhun açıklamalarını Kabalistik sırlara büründüren gizemli mistisizmi yüzünden yargılamıyoruz. Tüm devrimlerin silahlandırdığı şey, “gösteriş” yapma becerisidir de ve bu türden hiçbir hareket, peşinden giden, tek özgünlüğü beyinlerinin harareti olan karaktersiz insanlardan kurtulamaz.

Şu halde kuşku yok: Bizim “yeni Almanya”mız, bir devrim işareti altında, onun savaşçıları arasında yer alıyor. Bu görev, daha ilk adımlarından itibaren kader tarafından ona biçilmişti. Şimdi o, bizimle birlikte dünyayı devrimcileştirmenin başarıya ulaşan ilk evresinde. Fakat bu bilgiye, onun güçlerinin gelişiminin mutlulukla ve mümkünse bir ihtiyatla yönlendirilerek ilerlemesine dair sıcak bir arzu da ekleniyor.

Esas ihtiyaç, sağduyu ve odaklanmadır. Yeni ruha ve kendimize, artık aştığımız devlet tarzında bir vesayet müdahalesi istemiyoruz. Ondan korkacak bir şeyimiz olmasa da, ondan bekleyecek bir şeyimiz de yok. Platon’un[3] kültürel-politik ideali, ilk uygulama denemesinde, doğal güç seçimine aykırı düşen bu türden zorlayıcı bir vesayete çarpıp parçalandı. Platon, halkın kültürel-politik önderleri olmak isteyenler için, yaş, olgunluk ve saygınlık garantileri yaratmak istemişti. Biz bunu reddederiz. Hatta özgür bir halk devletinde bile, gürültücü edebiyat ve sanat asalaklarının – bu sözde ruhsal ve sanatsal endüstrinin proletaryasının – zararlı faaliyetini dizginlemeyi (tamamen durdurmaktan bahsetmiyorum bile) hiçbir zaman başarıp başaramayacağımızdan şüphe ediyoruz; onlar yıkıcı eylemlerinin meyvelerine rahat bir vicdanla bakarlar.

Ayrıca, bilim ve sanatın cumhuriyetçi devlet güvencesi girişimini, bize bir altın çağ vaat ettiği için minnetle selamlıyoruz. Fakat en özgür devlet biçimlerinde bile hükümetler ve yerel yönetimler ne kadar yardım ve destek sunarsa sunsun, her günün ihtiyacından doğan ve her gün piyasaya sürülen boş, önemsiz ve hatta değersiz unsurlar lehine bir baskı her zaman olacaktır.

Burada insan ve halk, kendilerine yalnızca kültüre hazır olma istekliliğini geliştirerek yardım edebilir. Buna giden tek basamak, kitlelerin sosyal seviyesinin, insan onuruna ve ruh özgürlüğüne giden yolu açacak şekilde yükseltilmesidir; sosyal seviye, özellikle de bu seviyenin kendisi, büyük eğiticilerimizin ve bu konuda en önemlisi olan Schiller’in[4] ruhundaki kültürü mümkün kılar.

Buna, hiçbir yukarıdan emrin çağıramayacağı, ancak ruhlarımıza vicdan gibi – sorumluluk olarak – kök salmış bir şeyin öğretebileceği bir görevin yerine getirilmesi götürür. Günümüzün buyruğu, hepimize, “yeni Almanya”ya, onun yazarlarına ve sanatçılarına, bu sorumluluğun bilincine varmaktır. Bu, şimdi halkın herhangi bir kültürel önderi olmak isteyenler için en ciddi, en önemli taleptir.

Her eğilimde, her ihtiyacı gidermede, kültüre aykırı olanı, bizi küçük düşüreni, aklı ve duyguyu zedeleyeni – nerede cüretle karşımıza çıkarsa çıksın, sokakta, vitrinlerde, tiyatrolarda, sinemalarda, derneklerde, hatta sözde iyi toplum çevrelerinde bile – kendimize ve ulusallığımıza karşı bir suç olarak kabul etmemiz gerektiğini hatırlamalıyız.

Goethe[5], Faust’ta göksel ruhların ağzından bize şöyle der:

Size ait olmayandan uzaklaşın,

Sizi ezen nefreti hoş görmeyin.

Şu an, Alman hatta Avrupa yaşamının ciddi bir anıdır. Çok fazla güç, ruh, ahlaki bilinç ve yetenek verilmiş olanlar ki onları “yeni Almanya”da birleşmiş görmekten memnuniyet duyarız, öncelikle bu çağrıyı duymalıdır. “Öncülerin” zamanı sona eriyor; korkunçları yaşayıp acı çeken ve kendini vecde kaptıranlar, sağduyulu kişilere dönüşmelidir. Artık ne savaş psikozları ne de öfke, dağınıklığı ve anarşiyi haklı çıkarabilir. Ruhun ve sanatın, halka, ruha ekmek, onun yavaş yavaş saygınlık ve güzellikle donanabilmesi için bundan böyle sunacağı her şey, her zaman duyarlı ve eylem imkânını – ruhun en ince kıvrımlarına kadar – test eden bir kontrol altında, en yüksek sorumluluk bilincinin kontrolü altında yaratılmalı ve sunulmalıdır.


[1] Maks Martersteig: (11 Şubat 1853 – 03 Kasım 1926), Alman aktör, tiyatro yönetmeni ve yazardır.

[2] Martersteig, M. “Edebiyat ve Sanatta Yeni Almanya”, Ekspresyonizm Makaleler Koleksiyonu, Ed. E. M. Braudo & N. E. Radlov, (1920),  s.44 – 47, Devlet Yayın Evi, Moskova

[3] Platon veya Eflatun: (MÖ 428/427 veya 424/423 – 348/347), Antik Yunan filozofu ve bilgesi.

[4] Johann Christoph Friedrich von Schiller: (10 Kasım 1759, Marbach am Neckar – 09 Mayıs 1805, Weimar), 1802 yılında soyluluk unvanı almış bir şair, filozof, tarihçi ve en önemli Alman dram yazarıdır.

[5] Johann Wolfgang von Goethe: (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman hezarfen, edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğa bilimcidir.

Share Button

Yorumlar kapatıldı.