Utku Varlık, Düş Yörüngesi

Share Button

Dostum Ali Hatemi’nin dün alıp duvarına astığı bu tablonun ( 2007 ) çok ilginç bir öyküsü var: Victor Hugo’nun şiirlerini – bence düz yazı – “CONTEMPLATION’ı okuduğumda, kendime sordum: bakıyoruz ama görüyor muyuz? O uzak belki çok yakın, farkında mıyız? Artık düş görüyor muyuz?
İşte kendime sorular sorarken, bir not defteri misali; bir sürü “meteor” bu tuvalin üstüne düştü, garip!

Trajectoire du réve 2007

Tüm yaşantımda geceleri çıkıp dolaştığım peysajlar, o erken yıllarda beni etkileyen ressamların düş kentleri ve de “nocturn” dür. Yine büyücü ay ışığıdır, silüetlerin ve bizi çağıran “hiç gidilmeyen denizlerin” ufuk çizgisi; kaçmak, çekip gitmek, kurtulmak, bilmiyorum beni çağıran o fısıltı bugün bile kulağımda. Ne yazık dilimizde bazı sözcükler öteki dillerden çeviride anlamsız kalıyor; contemplation: bir şeyi hayranlıkla izlemek, oturup ona uzun bakmak vs. olsa da, sözcüğün “tinsel” anlamını veremiyor. Bu sözcük Victor Hugo’nun 1856 da 158 şiirini içeren kitabı ” Les Contemplation ” un adıdır. Kitabın çekim alanı, şiirin aşk ve genellikle ölümü çağrıştıran yanı; Hugo’nun Sen (Seine) Nehri’nde boğulan kızı Léopoldine Hugo’ya yazdığı bir “ağıttır”. Bu tarifsiz acı yaşantısının yörüngesi oldu giderek. Ama niye “geceye dair” bu hesaplaşma, bu solgun ay ışığında, dalgın baktığım bu karanlık nehir,  Hugo’nun karabasanıydı, kızını alıp götüren. Tin kendi dekorunu buluyor, şiirinin ortamı ve de ‘düş’ün çekim alanı; tam zamanıdır geceyi dinlemenin. Başka bir dekor, bizi çağıran “kozmik” boşluklar, derinlikler ve perspektif. Mekânlar daha aydınlık, büyük saraylar, göz alabildiğine dek uzanan rıhtım. Sanki her şey öylece donmuş kalmış, yaşadığımız içsel “alegori”, kendini o yavan gerçekten arıtarak kristalleşmiş. Sanki dingin bir boşluktayız tüm endişelerimizle. Kozmik ve uçuk. Niçin hayal denizlerimiz suyunu çekti? Hiç görmediğimiz kıtalar, akıl bile edemediğimiz doğalar, farkında olmadığımız renkler, sesler! Bugün başka gezegenleri düşlüyoruz ama bir “contemplation” eksik, şiir bile başını almış gitmiş!

 

Share Button
Utku VARLIK

Hakkında Utku VARLIK

Sanatsal eğitimine 1961 – 1966 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel atölyelerinde başlayan Utku Varlık daha sonra oyma baskı (gravür) ve taş baskı (litografi) atölyelerinde devam etmiştir. 1970 yılında Paris´e gitmiş, 1971 – 1974 yılları arasında Güzel Sanatlar Ulusal Yüksekokulu´nda George Dayez ile, 1973 – 1975 yılları arasında da Cachan Atölyesi´nde taşbaskı çalışmıştır. Sanat çalışmalarına halen Paris´te devam etmektedir. İlk önceleri dışavurumcu anlatımla figürlerini biçimlendiren Utku Varlık, 1960 ve 1970´lerde dönemin politik yaşamından etkilenerek yaptığı resimlerinde de bu anlatım biçimini kullanmıştır. Sanatçı özellikle 1975´ten sonra dışavurumcu anlatımdan uzaklaşmış ve düşsel bir anlatım biçimine yönelmiştir. Sanatçı için figür, sürekli ve asal olan doğanın yaşayan öğelerinden biridir ve yansımasını doğada bulur.

Yorumlar kapatıldı.