CİHAT BURAK Dostun Çekmecesinden (Mengü Ertel Koleksiyonu) From A Friend’s Drawer (Mengü Ertel Collection),09.04.2019 – 31.08.19, Bozlu Art Project Mongeri Binası

Share Button

Açılış: 9 Nisan Salı, Saat: 18:00 @ Bozlu Art Project Mongeri Binası
 Bozlu Art Project, 9 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında Türk resminin en özgün ve sıra dışı karakterlerinden biri olan Cihat Burak’ın ilk kez gün yüzüne çıkan desenlerini sergiliyor. Sanatçılarla olan dostlukları, grafik çalışmalarından, afiş tasarımlarına ve tiyatro dekorlarına kadar farklı alanlardaki başarılı eserleriyle tanınan Mengü Ertel’in adeta müzeye

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

“Self-Kontrol”, Deniz Gökduman Atölyesi, Don Kişot Sanat Cafe, (13 Nisan – 03 Mayıs 2019)

Share Button

Sanat öğrencilerine destek vermek ve sanat dünyasını en yeni sanatçılarla tanıştırmak amacıyla düzenlenen Deniz Gökduman Atölyesi sergisi, İkinci kez Gökduman bugünkü öğrencileri ile mezunlarını bir araya getiriyor. Bu sefer “Self-Kontrol” adıylaFarklı teknik ve bakış açılarının yansıtıldığı eserlerde genç kuşağın hayal gücüne ve özgünlük arayışlarına tanıklık edeceksiniz.

Sergiye katılan isimler: Ali Gümülcine, Aslihan

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

NİLGÜN YÜKSEL, BİR KOLEKSİYONER PORTRESİ, İZİ MORHAYİM

Share Button
Bir an bir koku etkiler bizi. Küçük bir görüntü, ansızın kulağımıza çalınan bir ezgi. Bazen anlamlandıramadığımız, o kadar çok şey içinden neden sadece onu böylesine çekici bulduğumuz sorusuna yanıt veremediğimiz anlardır bunlar. Bazen unuttuğumuz bazen hep yanımızda taşıdığımız ama çoğunlukla güzel bir anıya, mutluluğa, yaşama karşılık gelen duyumlardır oysa hissettiğimiz. Her koleksiyoncunun kendine özel bir öyküsü vardır. Onu eser almaya iten böylesi bir başlangıç. Büyük bir evde doğar İzi Morhayim. Salonda o zaman kime ait olduğunu bilmediği resimler vardır. Resimlerin kime ait olduğunu bilmez ama onların kendisinde yarattığı mutluluk hep belleğindedir. Tam da o duygu onun koleksiyoner olmasının ilk adımıdır aynı zamanda. 2000 yılında aldığı ilk eserle de bugün mutluluk ve huzur diye tanımlayacağı koleksiyonunu oluşturmaya başlar. Nilgün Yüksel: Resim alma serüveninizin başına dönelim mi? İzi Morhayim: Bir gün eşimin apartman arkadaşı olan Hüseyin Kocabaş’ın galerisini ziyarete gittik. Antika da satıyordu kendisi. Sohbet ederken çocukluğumdaki o resim sevgisi yeniden ortaya çıktı. Onunla sohbetimiz ilerledi. Ondan sonra resim almaya başladık. Elbette ki birden 10.000 TL verip bir resim almıyorsunuz, çünkü ne olduğunu bilmiyorsunuz, kafanızda bir değer tespiti yok. Sadece beğeniyorsunuz. Önce küçük fiyatlarla, küçük resimlerle başladık. Daha sonra Artium müzayede evi ve Rüştü Sungur ile tanıştık. Orası yeni başlayanları alıştıran bir müzayede evi. Yeni sanatçıların eserlerini oldukça uygun fiyata alabiliyorsunuz. O yüzden ben Rüştü Bey’i çok takdir ederim. Bizim için çok uygun bir ortamdı. Hem keyifli sohbetler yapıp hem de alabileceğimiz resimlere ulaşabiliyorduk. Tabii, olay 200 TL.’den başlayıp gidiyor, sonra eserlere daha çok para yatırmaya başlıyorsunuz. Neden? İçine giriyorsunuz, araştırıyorsunuz, araştırdıkça keşfediyorsunuz. Sonra keşiflerle düşünceler uyum sağlamaya başlıyor. Bir de ben sanatı ve sanatçıları çok seviyorum çünkü onlar yaratıcı insanlar ve her gün bir şey yaratıyorlar. Örneğin ben de iş hayatımda değişik şeyler yapmayı seviyorum. İş hayatımda kimsenin yapmadığı şeyleri yapmaya çalıştım ama onlar her gün yapıyor. O yüzden benim gözümde ayrı bir değerleri var. N.Y.: Bir koleksiyonla yaşamanın yarattığı birçok duygu vardır. Sizin için belirleyici olan hangisiydi? İ.M.: Benim için en önemlisi huzur bulmaya başlamak oldu. Resme bakınca, sanatçıyla konuşunca huzur buluyorum. Çünkü çok dolu insanlar, geniş dünyaları var. Çok fazla para pulla işleri yok, sanat yapmaya çalışıyorlar. İş hayatında parayla o kadar çok uğraşıyoruz ki yoruluyoruz zaman zaman. Bu yüzden sanatın içinde, sanatçıyla iletişim hâlinde olmak benim için bir mutluluk kaynağına da dönüştü. Çok sıkıntılı günlerimde de sanatçılar sayesinde çok rahatladığımı hatırlıyorum. Ağabeyimi kaybettiğimde onlarla yaptığım sohbetler acımı hafifletti, dikkatimi dağıtmamı, kendimi iyi hissetmemi sağladı. Barış Sarıbaş’a, Yiğit Yazıcı’ya gidip sohbet ediyordum o dönemde. N.Y.: Koleksiyon yapmak iş hayatınızda da olumlu geri dönüşler sağlıyor mu? İ.M.: Elbette ki. Başka insanlar da bunu görüyorlar. İlgilerini çekiyor. Bazen soruyorlar ve ben onlara küçük bilgiler veriyorum. Elbette ki hoşlanıyorlar bundan. Sanattan kim hoşlanmaz ki… N.Y.: Bütün eserleri asıp izlemeniz mümkün olmuyor belki. Bir eseri görmek istediğinizde ne yapıyorsunuz? İ.M.: Çoğu zaman hayal ediyorum. Örneğin Nazmi Ziya geldi aklıma onu kafamın içinde izliyorum. Bir Yiğit Yazıcı’ya bakarken aslında onun diğer eserlerini de görüyorum. Bazen insanlar “Ne yapacaksın bu kadar eseri?” diye soruyorlar. Ben o eserleri hep izliyorum. Her zaman hepsinin duvarımda asılı olması gerekmiyor. N.Y.: Hiç bir eserin peşinden koştuğunuz oldu mu? İ.M.: Eserin peşinden koşmadım ama bazen bir sanatçı şöyle bir eser yapsa ne güzel olur, dersiniz. Ben sanatçının yapmasını istediğim bir eseri, yaşama geçirmesi için sanatçının peşinden koştum. Örneğin ofisimdeki Yiğit Yazıcı çalışması bunlardan biri. Yiğit Yazıcı böyle bir eser yapsa ortaya muhteşem çizgiler çıkar, diye hayal kuruyordum ve bunu yapması için Yazıcı’nın peşinden bir buçuk yıl koştum.

N.Y.:

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

AĞIT UĞUR ULUDAĞ, BİLİNÇ DIŞI DUYGULANIM,29 MART-11 NİSAN 2019, GALERİ SOYUT B SALONU,ANKARA

Share Button
İLİÇ-DIŞI DUYGULANIM Kendi kendisinin varlık nedeni olan ‘Bilinç kavramı’, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin, merkezi olarak kabul edilmektedir. Zihnin kendi içeriklerinin farkında oluşu, içebakış yoluyla kavranan duyumları ve algıları anılarıyla harmanlamaktadır. Bu insanoğlunun görülemeyen ancak ruhunu şekillendiren bir varlık biçimidir. Bilinç-dışı duygulanım ise insanın güdüsel ve dürtüsel olarak farkında olmadan gündelik yaşamla olan temasındaki davranışlarıdır. Zihnindeki gizli iktidarlarla savaşımında insan, kendisinden ve bilinç dışı duygularından kaçamamaktadır. Kendi kendisinin varlığından şüphe duymayan bilinç, bu savaşımında öncelikle varlığının gerçekliğini sorgulamaktadır. Descartes’in ‘Düşünüyorum Öyleyse Varım’ söylemi bu duruma işaret etmektedir. O halde kendi kendisinin farkında olan bilinç, farkında olmadığı bilinç dışı duygularının toplamıyla bir birey olabilmektedir. İnsanoğlunun kendi zihninde yaşadığı savaş ile dış dünyadaki konumu öngürülebilir bir yapaylık sunmakta, sonucunda psikolojik bozukluklara neden olmaktadır. Freudcu bakış açısına göre bunun nedeni insanoğlunun hayvani güdüleridir.  Bilinç-dışı duygulanım insanın hayvani güdülerinin, insani duygularıyla ömür boyu sürecek bir savaşının nedenidir. Kendi kendisinden kaçamayan insan, henüz doğmamış rüyalarının, sancılı uykularında yaşam mücadelesi vermektedir. Doyumsuz, mutsuz ve hayatta kalmak için başkalarının, mutsuzluğunda boğulan bilincin kaçış yolu olanaksızdır. İnsanoğlu ebedi olarak kısa süreli mutluluklarından ibarettir. Bundan dolayı dünya tarihinde bilincin varlığı, kumsala vuran dalgaların oluşturduğu köpük kadardır. Ağıt Uğur ULUDAĞ AĞIT UĞUR ULUDAĞ  22 Temmuz 1989 Osmaniye doğumlu.  2004 yılında Mersin Nevid Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünde, sanat eğitimine başladı. 2008 yılında başarı ile mezun olduktan sonra, aynı yıl Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü kazanarak akademik eğitime başladı. Fakülteden 2013 yılında Bölüm Birincisi olarak mezun oldu. Akademik eğitim süresince çeşitli resim sergilerine katılmaya başladı. 2017 yılında OsmanGazi Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesinde Yüksek Lisans eğitimine başladı. Akademik eğitimden günümüze kadar atmıştan fazla sergiye, pek çok çalıştay ve fuara katılmış ve 3 kişisel sergi açmıştır. Ayrıca iyi bir okuyucu olarak, sanat eserlerinin incelemesini gerçekleştirip, çeşitli sosyal haber platformlarında okuyucu ile paylaşmaktadır. Yazıları toplamda 3 milyon defa okunma ve 700 bin defa çeşitli sosyal ağlarda paylaşılma oranını yakalamıştır. Sanatçı Eskişehir’de ev atölyesinde üretimlerine devam etmektedir.   DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: Bir Koleksiyoner Portresi: Yaman Tunaoğlu

Share Button
Koleksiyon yapmak, koleksiyoner olmak salt entelektüel bir arayışın peşinde olmakla değil, bir sürece bizzat dâhil olmakla ilgili. Biz bugün sanat tarihinin önemli bir kısmını büyük koleksiyonerlerin koleksiyonundan, onların oluşturdukları müzelerden ya da müzelere yaptıkları bağışlardan izliyoruz.

Zaman zaman koleksiyonerlerle yaptığım röportajlar elbette ki mesleki bir meraktan kaynaklanıyor. Onların seçimleri ve bu seçimlerden yapılacak çıkarımlar biz

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

EDİRNE GÖRÜNÜMLERİ RESİM YARIŞMASI SONUÇLARI AÇIKLANDI.

Share Button
  Edirne Görünümleri Resim Yarışma jürisi, Prof. Caner Karavit başkanlığında Prof. Mustafa Orkun Müftüoğlu, Prof. Dr. Deniz Bayav, Doç. Kerem İşcanoğlu, Öğr. Gör. Veysel Kurucu, Öğr. Gör. Dr. Deniz Gökduman, Dr. Şafak Güneş Gökduman, ile 24.03.2019 tarihinde T.Ü.G.S.F. Resim Bölümü Temel Sanat Atölyesinde saat 14:00’de toplanarak değerlendirme yapmıştır. 16 farklı şehirden, 50 eser arasından, 7 eser Ödüle, 29 eser sergilemeye layık görülmüştür.   Ödüller Birinci: Tolga Boztoprak İkinci: Oğulcan Öz Üçüncü: Ecem Aydın Mansiyon: Ayşe Deniz Almadık, Sinem Korkut, Candan Yaraş Jüri Teşvik Ödülü: Sadık Efe İşçimen Sergileme: Şeyma Yaşar, Aslıhan Benek, Feyza Nur Aslan, Dilara Koz, Yasemin Sağışmak, Ş. Gürkan Uzunköprü, Ceren Baykan, Volkan Çoban, Rezzan Kepsutlu, Esra Ağırtopçu, Yasin Çakır, Ezgi Yavuz, Yağız Efe Öz, Eda Kılıç, Aslıhan Elrantissi, Ceren Güncan, Cihan Atıcı, Süheyla Özge Temiz, Abdulmusa Yönyol, İrem Koçan, Tutku Çelik, Halil Başkıran, Doğan Eryener, Nihat Eşiyok, Özge Çavuş, Serhat Biltekin, Aysun Saka, Cansu Devrim Alparslan, Ayşe Panko DEVAMINI OKUYUN
Share Button