Kamuran Suphi H.: Ece Temelkuranın Müze Algısı ve ve Orta Sınıf Sinizm
Ece Temelkuran’ın Birgün gazetesinde yazdığı “dışarısı”1 başlıklı yazısını okurken aklıma şu soru geldi.
Mühim bir köşe yazarının kişisel duygularını anlatmanın ötesinde toplumsal sorumlulukları var mıdır?
Ne kadar mühim olursa olsun bir köşe yazarının müzesever olmadığını itiraf etmesi, fikir özgürlüğü çerçevesinde, kimilerince bir kahramanlık göstergesi olarak bile okunabilir.
“Ece Hanım’ın entelektüelliğini müzeseverlik üzerinden
Kamuran Suphi H.: Adnan Çoker’in A Takımına Karşılık Kamuran Suphinin Z Takımı
“S/Art by Sürmeli İstanbul Hotel‘ de gerçekleşecek olan serginin küratörlüğünü üstlenen Adnan Çoker, “A Takımı” statüsünde konumlandırdığı tam on dört sanatçıyı bir araya getiriyor. 21 Kasım 2013 – 21 Ocak 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek 2013 yılına damga vuracak, 2014 yılının ise en çok konuşulacak sergisi “A TAKIMI” nı kaçırmayın…”
“40 yıllık otelcilik deneyimini, çağdaş ve güncel uygulamalarla birleştirerek,
Necmi Karkın: Pathos Formula’nın Estetik Sonuçları
Helenistik dönem resim ve heykellerinden esinlenerek yaratılmış kayda değer eserlerin ideolojik ve tematik merkezinde yer alan Pathos Formula, “bedeni, kendisine zulmedenin hazzı ya da yücelmesi için kurbanın bilinçli olarak yabancılaştırıldığı bir şey olarak betimleyen, Alman sanat tarihçi Aby Warburg tarafından ilkel toplum ve kültürlerde sıklıkla rastlandığı ileri sürülen mistik motif” (Eisenman, s.12) olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada yönelinen konu,
Evrim Sekmen Becan: ŞİŞTTTT!
Medya ve sanat ilişkisi üzerine olan düşünceler her geçen yeni teknolojiyle yeni bir biçime bürünüyor. McLuhan’ın Medium is a message söyleminden sonra küresel köyü ilan ettiğinde yaşam şekillerimiz çoktan değişmeye başlamıştı. McLuhan’ın meşhur mesajı ve küresel köy söylemi iyimser bir bakış açısı taşır. Postmodernlerin McLuhan’ı diyebileceğimiz Baudrillard ise simülasyon kavramına ortam olarak medyayı seçer. Medya bağlamında gördüğümüz
Asiye Aydan Çakar: Latcho Drom, Bin Yıllık Yolculuk
Atılım Şahan: Avatarın Düşündürdükleri
Sanırım 80’li yıllarda çocuk olmuş herkes küçük mavi adamların doğayla ve birbirleriyle uyum içindeki yaşamlarının nefasetine aşinadır. Bu küçük mavi adamlar herkesin yeteneği elverdiğince ve gücü yettiğince çalışıp, ihtiyacı oranında toplam üretimden pay aldığı, paranın ne mübadele ne de tasarruf aracı olarak geçer akçe olmadığı bir toplulukta yaşamaktadırlar. Topluluğun (toplum da diyebilirsiniz) ihtiyaçlarına karşılık verdiği oranda kendini





