Şafak Sinan: Acılarını Sanatına Yansıtan Kadın: Käthe Kollwitz
Şafak Sinan[1]: Acılarını Sanatına Yansıtan Kadın: Käthe Kollwitz
ÖZET
Yapılan çalışmanın amacı, eserlerinde genellikle savaşı, adaletsizliği, fakirliği ve özellikle ölüm ve annelik temalarını işleyen ressam, grafik tasarımcı ve heykeltıraş olan Käthe Kollwitz’in eğitim ve sanat hayatı kronolojik bir sıra ile incelenmesidir. Çalışmada ressamın dünyaya bakış açısının ve bunun eserlerine nasıl yansıdığı incelenmiştir. Bu bağlamda çalışma 1867
Maks Martersteig: Edebiyat ve Sanatta Yeni Almanya 3
“Zamanımızın Sanatına Giriş” adlı derlemeden, Leipzig, 1920[1]
Çeviri: Deniz Gökduman
Yeni Sanatın Krizi: Doğadan Sapma, Ruhun İzleri ve Estetik Meşruiyet
Her bilinç düzeyine ulaşmış insan, ruhunu “sonsuz bir içsel yetenek” olarak hisseder ve bundan, evrensel ruha katıldığını çıkarır. Ruhlarımız genişleme, düşüncelerle dolma arzusu ve gücüne sahiptir; bu düşünceler duyguya bürünür ve bu şekilde şekillenen düşüncelerden
Clara Ruge: Amerika’nın Tonalist Okulu
Clara Ruge[1]: Amerika’nın Tonalist Okulu[2]
Çeviren: Deniz Gökduman
Bugün, hızla önem ve özgünlük kazanan ulusal bir peyzaj resmi okulumuz var. Bu, ülkedeki ilk belirgin sanat okulu değil elbette. Hudson Nehri Okulu da özgün ve belirgin bir akımdı. Ancak, Tonalist Okul’un sanat tarihinde iz bırakacak ilk Amerikan akımı olacağına inanıyorum.
Hareketin öncüsü olan Henry W. Ranger[3], on beş yıl önce Lotos Kulübü’nde[4] düzenlenen
Hugo von Tschudi: Édouard Manet – 6
Çeviri: Deniz Gökduman
Bir sanatçının – tıpkı Manet gibi – nesnelerin resimsel görünümünü her şeyin üstünde tutuyorsa, natürmorta karşı güçlü bir eğilim duyması elbette doğaldır. Nitekim bu tür, onun tüm eserlerinde önemli bir rol oynar: Kırda Öğle Yemeği’ndeki kadın giysileri yığını gibi ya da Folies-Bergère’de Bir Bar’da dolu içki tezgâhı gibi. Ancak doğrudan doğruya yalnızca bir natürmortu konu alan resimlerinin sayısı da az değildir.
P. J. Proudhon: Sanatın İlkesi ve Toplumsal Amacı II
BÖLÜM II
Sanat ilkesinden ya da insanın estetik yetisinden[1]
Çeviri: Deniz Gökduman
Doğada, fiziksel çekiciliğin ve maddi ihtiyaçların ötesinde, hoş, ilginç, garip, görkemli ya da korkutucu bir şey fark eden; onu sevip ona bağlanan, ondan bir eğlence, süs ya da anı yaratan; bu beğenisini evindekilerle, kardeşiyle ya da sevdiğiyle paylaşarak o nesneyi değerli bir dostluk, sevgi ya da takdir ifadesine dönüştüren kişi, ilk sanatçıdır. Mavi çiçeklerden taç yapan küçük
Irmak Yalçın: Meret Oppenheim: Sürrealizmin Cesur Kadını ve Çarpıcı Eserleri
Giriş
Alman kökenli İsviçreli ressam Meret Oppenheim, 6 Ekim 1913’te dünyaya geldi. Babası Alman, annesi ise İsviçreliydi. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ailesiyle birlikte Almanya’dan İsviçre’ye taşınmasına neden oldu (Britannica, n.d.). Sanata olan ilgisi, yazar ve illüstratör olan babası ile büyükannesi Lisa Wenger-Ruutz’un teşvikiyle şekillendi (National Museum of Women in the Arts, n.d.).
Bu ilgi doğrultusunda, 1929’da Basel’deki






