Işıl Savaşer: Soyut Sanatta Derinlik ve İfade
Soyutlama, Antik düşünürlerin “mysterium tremendum” olarak adlandırmış oldukları ve çağdaş dilde “kaygı” olarak ifade edebileceğimiz durum ile bağıntılıdır. Alman sanat tarihçisi Wilhelm Worringer (1881 – 1965), başlangıçtaki sanatsal itkinin, doğanın taklidiyle ilgisi olmadığını, dış dünyanın karmaşıklığı içerisindeki tek dinginlik olasılığının saf soyutlama olduğuna inanmıştır. İçgüdüsel biçimde geometrik soyutlama yaratmıştır.
Fatih Balcı, En Büyük Birader/ Biggest Brother 7-17 Haziran 2020/ 7- 17 June 2020
Sanatçı ve Öğretim üyesi Fatih Balcı yeni güncel sanat çalışmasını 7 Haziranda başlatıyor. Sanatçı facebook adresinden resim yapma sürecini gösterdiği on günlük kesintisiz bir canlı yayın yapacak. Sanatçı bunun için evinin bir odasını canlı yayın stüdyosuna dönüştürüyor.
Pandemi günlerinde bütün her şey ve herkes gibi sanat dünyası da dijital dünyaya taşınmaya, işlerini internet aracılığı ile yürütmenin yollarının aramaya başladı. Anlaşılıyor
Derviş Ergün, Sanatta Yeni Paradigmalar
Geleneksel toplum, endüstri toplumu, bilgi toplumu gibi sınıflamalar, toplumsal oluşumun hangi gerçeklik doğrultusunda biçimlendiğini açıklar. Bilgi toplumu demek; toplumsal donatıları ve kuruluşunu bilimsel bir tabana oturtan ve tüm ihtiyaçlarını bu gerçeklikten karşılayan toplum demek değildir, bu büyük yanılgıdır. Burada sözü edilen kavram pazar ve tekniği kasteder, teknolojinin kullanımı ve ona dayalı hayat pratiğini açıklar. Bir an düşünelim; son model
Sabahattin Şen: Sanatta Gençlik
Yaşamımızda geleceği oluşturanlar, bugünün genç kuşağıdır. Genç kuşağı da yetiştiren bugünün orta yaşlı ve yaşlı olan kuşaktır. Gelecek, sürekli olarak böyle bir aktarma dizemiyle birbirine bağlı olarak bir gelişme gösterir. Geçmişin deneyim ve bilgilerinden yararlanarak daha ileri ve sağlıklı adımlar atılır. Durum böyle olunca sağlıklı düşünen ülkeler gençlerin donanımlı ve yararlı bilgilerle yetişmesini ister. Yaşam açısından gençler toplumların
Utku Varlık: Bir Kitap Kapağının Albenisi
Internet’in daha olmadığı yıllar, büyük kitapevlerinin önce vitrinlerinin önünde dururdum: anlatılmaz bir merak, önce gözün hızla taradığı geniş açı görüntü, yavaşça onun seçkisinin odakladığı kitaplar üstüne zum yapar, eğer bir flaş çakmışsa içeriye girip o kitabı eline almak, seni çekim alanına götüren kapağı alıcı gözüyle incelemek ama kitabın yazarı, içeriği önce ikinci planda olsa bile! Çoğu kez yanılmadım; beni çağıran kitaplar
Utku Varlık, Bir Kitabın Anatomisi
Altı yıl önce başladığım Blog yazılarım ilgi görünce, yakın dostlarım bunları kitaplaştırmak önerilerinde bulundular; niçin olmasın, geride halâ anlatılmamış yaşanmışlık, söyleyecek bir iki sözüm vardı! Belki kısa öyküler de yazabilirdim ve de yazmaya koyuldum, bir süre sonra farkına vardığım yazdıklarımın -bir öykü dışında- hepsi yaşadıklarım, bir tek Onay Akbaş’ın öyküsü “ FOTOĞRAF” ki onu önce kendisinin yazmasını önermiştim,






